Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/40092 E. 2017/19603 K. 27.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/40092
KARAR NO : 2017/19603
KARAR TARİHİ : 27.09.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Davacı, Köy Hizmetleri Müdürlüğünde işe başladığı tarihten itibaren Türk Yol-İş sendikasına üye olduğunu, Köy Hizmetleri Müdürlüğünde işe başladığı tarihten kadrolu işçi statüsüne geçirildiği 2001 yılına kadar geçici işçi statüsünde çalıştırıldığını, 2001 yılında aynı yerde daimi işçi statüsüne geçirildiğini, ancak daimi işçi statüsüne alındığında geçici işçilikte geçen sürelerinin kıdem hesabında dikkate alınmadığını, daimi kadroya geçirilirken Köy Hizmetleri Müdürlüğü nezdinde geçici işçi olarak işe başladığı tarihten daimi statüye geçtiği tarihe kadarki hizmet süresinin toplamına göre belirlenecek derece ve kademesine göre ücret intibakının yapılması gerektiğinin tespiti ile eksik ödenen ücret, yıpranma primi, akdi ikramiye, ilave tediye alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı, geçici işçi olarak çalışan davacının sürekli işçi kadrosuna alınması sırasında yapılan ücret intibakında hata olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kabulüne ilişkin verilen karar, davalı tarafın temyizi üzerine Dairemizin, 29.06.2015 tarih, 2014/19453 esas, 2015/22316 karar sayılı ilamı ile, fark ücret alacağı talebinin reddi gerektiği belirtilerek bozulmuştur. Mahkemece, emsal nitelikteki birkısım dosyalarda verilen kabul kararlarının Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi ve Yargıtay 22. Hukuk Daireleri tarafından onandığı, aynı konumdaki bazı işçiler haklarını alırken birkısmının alamamasının Anayasa’nın eşitlik ilkesine ve hukuk güvenirliğine aykırı olduğu belirtilerek önceki kararda direnilmiştir.
Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, dairemizin, direnme kararını 6352 sayılı Kanun’un 40. maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ikinci maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi bulunmaktadır. Davacı ile aynı koşularda görev yapan birkısım çalışanların açtıkları davalarda mahkemelerce verilen kabul kararları, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11/11/2015 tarihli, 2015/7-1115 esas ve 2015/2541 karar sayılı kararı doğrultusunda dairemizce onanmıştır. Hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri gereğince direnme kararı uygun bulunarak Dairemizin 29.06.2015 tarih, 2014/19453 esas, 2015/22316 karar sayılı BOZMA İLAMININ ORTADAN KALDIRILMASINA karar verilmiştir. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle, kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki ilk sorun yargılama sırasında kısıtlanan davacının davada temsili konusundadır.
Davacı mirasçılardan … 16.12.2013 tarihinde verdiği vekaletname ile avukat aracılığı ile dava açmıştır. Yargılama devam ederken Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 27.05.2016 tarih, 2016/722 esas, 2016/1078 karar sayılı kararı ile, 1 yıl ve daha uzun süreli hükümlülüğü nedeni ile kısıtlanmış ve davacılardan … vasi olarak atanmıştır. Mahkemece, davacılardan … hükümlü ise de Türk Medeni Kanunu 16. maddesindeki; “Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler. Karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekli değildir.” düzenlemesi gereğince vasi izni aranmadığı belirtilerek hüküm kurulmuştur.
Ancak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 513. madde gereğince kısıtlanma ile vekilin vekalet görevi son bulmuştur. Türk Medeni Kanunu 407 ve 462/8. maddeleri gereğince bir yıl ve daha uzun süreli hükümlülük halinde vasi tayini ve dava açmak için vesayet makamının vasiye izin vermesi gerekmektedir. Mahkemece bu düzenlemeler gözetilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
3-Taraflar arasındaki diğer sorun, dava konusu alacakların hesaplanma yöntemi ve miktarı konusundadır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının geçici işçilikte geçirdiği hizmet süresi ve toplu iş sözleşmesi düzenlemeleri gözetilerek hesaplama yapıldığı açıklanmıştır. Ancak hesaplamaya konu olan dönemlere ilişkin toplu iş sözleşmesi metinleri ve davacı hakkında düzenlenen değerlendirme fişleri dosya içerisinde bulunmamaktadır. Bu durumda anılan belgeler temin edilmeli denetime açık şekilde yapılacak değerlendirme sonucu bir karar verilmelidir.
Kabule görede, yargılamanın devamı sırasında 6360 sayılı Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile davalı … İdaresinin tüzel kişiliği sona ermiştir. 12.03.2014 tarihli komisyon kararına göre davacılar murisinin eldeki davaya ilişkin alacağı Kayseri Büyükşehir Belediyesine devredilmiş ve yargılama Kayseri Büyükşehir Belediyesi’ne karşı devam edilerek sonuçlandırılmıştır. Bu durumda gerekçeli karar başlığından tüzel kişiliği sona eren İl Özel İdaresinin davalı olarak gösterilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.09.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.