Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2015/26856 E. 2017/13674 K. 19.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/26856
KARAR NO : 2017/13674
KARAR TARİHİ : 19.09.2017

MAHKEMESİ : …İŞ MAHKEMESİ

DAVA :Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı ile fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve izin ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 19/09/2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına kimse gelmedi. Karşı taraf adına Avukat … … Çörekci geldi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 18.6.2002 de davalı Şirkete ait … Otopark adlı işyerinde araba park etme ve çekme görevlisi olarak işe başladığını, 14.1.2013’e kadar çalıştığını, haftada 6 gün 07-19 arası yemek ve dinlenme molası olmadan günde 12 saat çalıştığını, resmi tatillerde ve dini tatillerde arife günleri çalıştığını, en son 1450TL maaş aldığını, çalıştığı sürede sadece 2 hafta yıllık izin kullandığını, işveren 11.1.2013 tarihli mazeretsiz ve bildirimsiz devamsızlığa ilişkin gerçeği yansıtmayan bir ihtarname gönderdiğini, bu ihtarda 10.01.2013 de yetkililere haber vermeden işyerini terk ettiği ve 11.01.2013 de işe gelmediği iddia edildiğini, daha sonra 18.01.2013 tarihli ihtarnameyle de mazeretsiz ve bildirimsiz devamsızlık yapılması, işe davet yazısı gönderildiği halde bu davete uyulup işe devam etmediği ve geçerli bir mazeret bildirmediği gerekçesiyle iş akdinin feshedildiği bildirildiğini, 21.01.2013 tarihli cevabi ihtarnameyle fazla ve ilkel şekilde çalışmaktan rahatsızlandığı tedavisi için zorunlu reçetenin tanzim ve temini için yaklaşık 2 saat süreliğine işyerinden izin almak suretiyle gittiğini, ancak döndüğünde işyeri müdürü tarafından iş akdinin feshedildiğini öğrendiğini bildirdiğini, iş akdinin feshinin yasal hakları vermemek için kötüniyete dayalı gerçeği yansıtmayan gerekçelerle gerçekleştiğini, davalı ise 29.01.2013 tarihli ihtarnameyle rahatsızlığı nedeniyle izin alarak oradan çıktığını yalanladığını ve kıdem-ihbar tazminatına hak kazanmadığını bildirdiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayrama ve genel tatil ücreti, yıllık ücretli izin ve kötüniyet tazminat alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının sunduğu reçetenin 11.01.2013 tarihli olduğunu, 11.01.2013 tarihli ihtarnameyle belirtildiği gibi davacının 10.01.2013 Perşembe günü mesai saatleri içinde üstleri ve işyeri yetkililerine haber vermeden sabah saatlerinde görev yeri ve işyerini terk ettiğini, aynı gün içinde işyerine bir daha dönmediğini, ihtarnamelerinde yer verdikleri işyerini terk tarihine karşılık olarak davacı tarafından bu aşamaya kadar hiçbir şekilde itiraz edilmediğini, İstanbul 17 Noterliğinin 21.01.2013 tarihli ihtarnamesinde davacının işyerini terk ettiğine dair iddialarını kabul ettiğini fakat böyle davranmasının sebebinin zorunlu reçetesinin tanzim ve temini olduğunu belirttiğini, müvekkili şirkete ait olan ve davacının çalıştığı otoparkın 3 … ve 4 normal kat olmak üzere 7 kat şeklinde olduğunu, müvekkili şirkette de her katta bir araç çekme görevlisinin yer aldığını, fakat … katta çalışan işçiler ile normal katlarda çalışan işçiler arasında dönemsel olarak görev yeri değişikliği yapılabildiğini ve böylelikle işçiler arasında eşitsizliğe yol açacak bir durumun önüne geçilmesinin sağlandığını, davacının da çalıştığı süre boyunca … ve normal katlarda çalıştığını,10.01.2013 tarihinde işyeri yetkilisi davacıya görev yerinin geçici bir süreliğine değiştirildiğini alt katlarda adam eksikliği olduğunu bildirdikten sonra davacının bu şekilde çalışmak istemediğini belirterek işyerini terk ettiğini ve bir daha dönmediğini, bu konuda mazeret ve işe davet konularında ihtarnamelerin çekildiğini, davacının ise asılsız bir iddia ortaya atarak 10 Ocak günü reçetesini tanzim etmeye gidip işyerine döndükten sonra iş akdinin … Seber tarafından fesih edildiği şeklinde beyanda bulunduğunu, ancak davacının reçetelerini veya raporlarını müvekkili şirkete sunması halinde çalışmaya devam edebileceğini, bu nedenle davacının iş akdinin haklı ve bildirimsiz olarak Beyoğlu 34 Noterliğinin 18.01.2013 tarihli ihtarnamesiyle fesih edildiğini,23.01.2013 tarihinde sigorta çıkışının yapıldığını, davacının henüz iş akdi feshedilmeden 22.01.2013 tarihinde başka bir işyerinden sigortalı olarak çalışmaya başladığını, davacının eylem ve hareketlerinin iş kanunu 25/II-g bendi uyarınca haklı fesih sebebi teşkil etmesi göz önüne alındığında ve iş akdinin de haklı olarak müvekkili şirketçe sona erdirilmiş olması nazarında kıdem ve ihbar tazminatı talebinin reddinin gerektiğini, kötü niyet tazminatı talep etme hakkının bulunmadığını, yıllık izin defterlerinden görüleceği üzere davacı yan müvekkili şirkette hak etmiş olduğu tüm izinleri kullandığını, davacının 18.06.2002 tarihinde işe başladığını iddia ettiğini oysa 17.07.2003 tarihinde işe başlamış olduğunu, müvekkili şirkette 800,00 TL ücretle çalıştığını, bu ücretin bordrolarda görüldüğünü ve bankaya yatırıldığını,1 saat yemek ve günde 15 er dakikadan 2 çay molasının olduğunu, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, kıdem ve ihbar tazminatı bakımından kısmi veya belirsiz dava açılamayacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak davacının çalıştığı Otopark işyerine gidilmiş ve buranın 7 katlı olduğu giriş katından sonra katların bulunduğu ve davacının en son olarak en alt katta çalışmasını sürdürdüğü ve bu katın diğer katlara kıyasen daha havasız ve iş koşullarının daha olumsuz olduğu, davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğinin ispat külfeti davalı yanda olup, dosyaya bu yönde somut bir belge yada eşdeğer bir kanıt sunamadığı gibi davacının çalışma süresi göz önüne alındığında hiç bir gerekçe olmaksızın işyerini terk etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve böylelikle kıdem tazminatına hak kazandığı hususunda tam kanaat oluştuğu, davalı işyerinde fazla mesai yapıldığı, genel tatil günlerinde çalışma olduğu hususunun da tanık beyanları ile sabit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, fazla çalışma yaptığını iddia eden davacı bu iddiasını tanık deliline dayanarak ispatlamaya çalışmıştır. Hükme dayanak bilirkişi raporunda davacı tanık beyanına itibarla haftalık 18 saat fazla mesai hesaplamıştır. Davacı tanık anlatımları çelişkili ve ispat için yeterli değildir. Dosya içeriğine ve bilhassa davalı tanık anlatımlarına göre davalı işyerinde haftanın 6 günü 08.30-17.30 saatleri arasında çalışma yapıldığı, buna göre 1 saatlik ara dinlenmesinin tenzili ile haftalık 3 saat fazla mesainin olduğu anlaşılmaktadır. Fazla çalışma süresinin yazılı şekilde tespiti hatalıdır.
3-Hükmedilen alacak miktarlarının brüt mü yoksa net mi olduğunun karar gösterilmemesinin infazda tereddüde mahal verebileceği ve HMK.nun 297/2. maddesine aykırı olacağı hususularının gözetilmemesi de hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 1.480.00 TL.duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.