Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2016/10986 E. 2016/15449 K. 26.12.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10986
KARAR NO : 2016/15449
KARAR TARİHİ : 26.12.2016

….

Dava, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı gerekçesiyle davalı …’a yersiz ödenen aylıkların tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı … Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar Tetkik Hakimi … tarafından okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Hakkında verilen boşanma kararı 23.10.2003 tarihinde kesinleşen davalıya, hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla 506 sayılı Kanun kapsamında bağlanan ölüm aylığı davalının eski eşiyle 19.01.2010 tarihinde yeniden evlenmesi üzerine yapılan soruşturma neticesinde düzenlenen 13.07.2010 tarihli,754 sayılı sosyal güvenlik raporunda davalı ve eşinin boşanmış oldukları dönemde fiilen birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeniyle 26.10.2008 tarihi itibariyle kesilmiş olup, davalıya 26.10.2008-25.02.2010 tarihleri arasında yersiz ödenen 5.234.95TL aylıklar nedeniyle borç tahakkuk ettirildiği, davacı kurum tarafından iş bu dava ile davalıya yersiz ödenen aylıkların tahsilinin talep edildiği mahkemece de davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 56. maddesinin ikinci fıkrasında, eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıklarının kesileceği, bu kişilere ödenmiş olan tutarların, 96. madde hükümlerine göre geri alınacağı yönünde düzenleme yapılmıştır. Anılan maddeye dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir.
İnceleme konusu davada; davalının boşandıktan sonra bir oğlunun olması ve yeniden evlenmeleri davalı ve eşinin birlikte yaşadıkları olgusunu güçlendirmekte ise de yapılan araştırma yeterli değildir. Sosyal güvenlik denetmenleri tarafından tanzim edilen tutanakta Adem Alan ve eşi … ile ismini vermeyen bayan bakkalın
./..

davalı ve eski eşinin beraber yaşadıkları yönünde beyanda bulundukları ancak imzadan imtina ettikleri görülmekle tutanakta yer alan bayan bakkalın kimliği tespit edilerek mahkeme de tanık olarak dinlenilmeli, medula kayıtları getirtilerek davalı ve eski eşinin boşandıkları dönemde hangi tarihlerde hangi hastanelere gittikleri ve hastane kayıtlarında yer alan adres bilgileri tespit edilmeli,adres bilgileri raporunda davalının eşi …’ın 22.11.2007 tarihinde beyan ettiği adresinden yöntemince zabıta araştırması yapılmalı, “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 26.12.2016 gününde oy birliğiyle karar verildi.