YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/26452
KARAR NO : 2015/25188
KARAR TARİHİ : 14.12.2015
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Menfi Tespit
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, davalının ortağı ve müdürü olduğu otel işyerinde garson olarak çalışırken kendisine bir sürü belge imzalatıldığını, ücretlerinin almak için bu belgeleri okumadan imzaladıklarını, ancak davalıya kendi iradesi ile senet vermediğini, buna rağmen davalının hakkında 9.000,00 ve 12.000,00 Euro meblağlı iki senedi …. 12. İcra Müdürlüğünün 2012/1558 sayılı takip dosyası ile icraya koyduğunu, ancak bu senetler dolayısıyla borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Davalı, davacının şahsından almış olduğu borç nedeniyle bu senetleri verdiğini, senetlerdeki imzanın davacının eli ürünü olduğunun savcılık aşamasında tespit edilerek davacı hakkında kendisine iftira attığından dolayı dava bile açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının eli ürünü olduğu Polis Kriminal Laboratuvarında tespit edilen senetler nedeniyle borçlu olmadığı iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece davacının hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı husus taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2007 tarih ve 2007/8-161 E., 2007/155 K. sayılı kararı ile de belirtildiği üzere adil yargılanma ve dinlenilme hakkının bir gereği olarak hakim, taraflara duruşmalarda hazır bulunmak, iddia ve savunmalarını bildirmek için imkan vermeli, tarafları usulüne uygun bir biçimde duruşmaya davet etmelidir. Fakat tarafların kendilerine tanınan bu imkana rağmen, duruşmaya gelmek zorunluluğu yoktur. Hukuk davalarında duruşmaya gelmemenin müeyyidesi, dava dosyasının işlemden kaldırılması veya yargılamanın gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilmesidir.
Dava ile ilgili olan kişilerin davaya ilişkin bir işlemi öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin muhataba bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın çıkarıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hukuksal dinlenme ve savunma hakkı kısıtlanmış olur.
AİHM’ne göre de iç hukuktaki duruşmada hazır bulunma hakkını kullanıp kullanmamaya karar verecek olan davanın bir tarafına, duruşmaya katılma imkanı verecek şekilde duruşmanın bildirilmemesi, silahlarda eşitlik ve çekişmeli yargılama ilkelerini özünden yoksun bırakır.
Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir..
Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/ bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin ( tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar.
Burada üzerinde durulması gereken bir diğer husus ise, yargılama makamlarının işlemlerinin çelişkili bulunmaması gerekmektedir. Yani mahkemece, adaletin görünür kılınmasını sağlayacak usul ve esaslara uyulurken, taraflarda farklı anlamlandırılabilecek işlemlerden kaçınılması gerekmektedir. Örneğin, taraflara tebliğ edilen davetiyelerde kesin süre verilmesine rağmen kesin süre sona ermeden karar verilmesi gibi.
Somut olayda davacı, davalının ortağı ve yetkili müdürü olduğu otel işyerinde 1996-28.4.2009 yılları arasında garson olarak çalışmış, işyerinden ayrıldıktan sonra işçilik alacakları için açtığı davayı kazandığı ve alacağının tahsili için 16.09.2011 tarihinde 46.380,71 TL asıl alacak miktarı üzerinden işyeri … Turizm İşl Ltd Şti . aleyhine …. 3. İcra Müdürlüğünün 2011/6378 Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlattığı, ancak davalının tehiri icra kararı almak için dosyaya teminat mektubu konulmasını takiben, şirket müdürü olan davalı tarafından …. 12. İcra Müdürlüğünün 2012/1558 sayılı takip dosyasında kendisi aleyhine 20.09.2008 tanzim ve 20.08.2009 ödeme tarihli 9.000,00 Euroluk senet ile 20.09.2008 tanzim ve 20.10.2010 ödeme tarihli 12.500,00 Euroluk senedin tahsili için kambiyo senetlerine mahsus takip yaptığından bahisle bu takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ile takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece tarafların iddia ve savunmalarında ileri sürülen deliller hiç toplanmadan sadece … Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/11655 soruşturma, 2014/14758 Karar, 2014/6875 iddianame nolu iddianamesi ile, dava dosyası getirtilerek içindeki 30/05/2014 tarihli Polis Kriminal Laboratuvarı ekspertiz raporunda icra takibine konu bonolardaki yazı ve imzalar ile … ve …’in yazı ve imza örneklerinin karşılaştırılması sonucu tetkike konu senetler üzerindeki yazıların … elinden çıktığı, söz konusu imzaların … elinden çıktığı yönünde rapor verildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, tarafların hukuki dinlenilme hakkı kısıtlanarak, delilleri toplanmaksızın verilmiş olması nedeniyle isabetsizdir. Mahkemece, tarafların bildirdikleri tanıklar dinlenmesi, davacının imzaladığı senet üzerinde yeniden Adli Tıp Kurumunda yazı ve imza incelemesi yaptırılmalı, özellikle Adli Tıp Kurumundan senedin ne zaman doldurulduğunun da tespiti istenerek yeniden bir rapor alınmalı; davacının senedi boş olarak diğer evraklarla birlikte imzalamış olabileceği iddiası üzerinde durularak senetteki yazıların davacının eli ürünü olup olmadığı belirlenmeli, imzanın davacı eli ürünü olmadığı ortaya çıkarsa taraflar arasındaki işçi işveren ilişkisinin varlığı da gözetilerek işyerinde bu uygulamanın yaygın olup olmadığı tanıklardan sorularak tespit edilmeli, bu kadar yüksek meblağlı borcun davacıya hangi amaçla verildiği belinlenmeli ve senetlerin bedelinin davalının şahsi hesaplarından çıktığının davalı tarafından ispatlanması gereği gözönünde tutularak çıkacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Bu hususlar gözardı edilerek eksik inceleme ile davacının hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup karar bozulmalıdır.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 14/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.