Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2016/729 E. 2016/12712 K. 28.06.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/729
KARAR NO : 2016/12712
KARAR TARİHİ : 28.06.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki taraflarca yapılan sulh sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle kamulaştırmasız el atmaya dayanan tazminat bedelinin geç ödenmesine ilişkin munzam zarar davasının kabulüne dair verilen yukarıda tarih ve numaraları yazılı hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince verilen dilekçelerle istenilmiş, davalı idare vekili de temyiz dilekçesinde duruşma isteminde bulunmuş olmakla, duruşma için belirlenen 28/06/2016 günü temyiz eden davacı vekilinin yüzüne karşı; usulüne göre çağrı kağıdı gönderilmesine rağmen gelmediğinden temyiz eden davalı idare vekilinin yokluğunda duruşmaya başlanarak davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki kağıtlar okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.

– K A R A R –

Dava, taraflarca yapılan sulh sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle kamulaştırmasız el atmaya dayanan tazminat bedelinin geç ödenmesine ilişkin munzam zarar istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; davacının kamulaştırmasız el atmaya dayanan tazminat bedelinin tahsili istemli … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/383 E-763 Karar sayılı ilamı ile davalı belediyeden 183.050,00 TL alacağının 02.05.2001 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verildiği, ilamının infazı için davalı … aleyhine Pendik 2. İcra Müdürlüğünün 2002/144 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, 05.02.2002 tarihinde yapılan sulh sözleşmesi gereğince alacağın 240.000,00 TL olarak sabitlendiği ve davalı idarece bu miktarın 4 taksitle ödendiği, davacının iradesinin sakatlandığından bahisle açtığı davada; … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.01.2005 gün ve 2003/130 E-2005/28 Karar sayılı ilamı ile sulh sözleşmesinin feshine karar verildiği, bu kararın kesinleşmesinden sonra icra takibinin yeniden başlatılıp, belediyeden alacağın tahsil edildiği anlaşılmıştır.
Davacı icrada ve haricen paranın peyderpey ödenmesi ve yüksek enflasyon ve
banka faizleri nedeniyle zarara uğradığını iddia ederek, gabin nedeniyle iptal edilen sulh sözleşmesinden kaynaklanan menfi zararının tazmini için iş bu davayı açmış ise de, davanın kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat bedelinin geç ödenmesinden kaynaklanan munzam zarar istemine ilişkin olduğu tüm dosya kapsamı ile sabittir.
Kanun koyucu para borcunun geç ödenmesi halinde bir zararın mevcut olduğunu kural olarak benimsemiştir. Diğer bir deyişle temerrüt faizi miktarınca alacaklının zarara uğradığı yasal bir karine olarak kabul edilmiştir. Bunun dışında davacının herhangi karineden istifade etme olanağı yasal olarak mevcut değildir.
Davacı; para alacağını zamanında tahsil etmesi halinde ne şekilde kullanacağını, paranın zamanında verilmemesi nedeniyle faiz dışında ne gibi maddi zararlarının oluştuğunu; somut delilerle ispat edemediğinden davanın reddi yerine yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, davalı idareden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 28/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.