Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/15 E. 2015/5128 K. 13.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15
KARAR NO : 2015/5128
KARAR TARİHİ : 13.04.2015

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …(Kapatılan) 45. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/11/2012 tarih ve 2011/416-2012/207 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Çanakkale Boğazında feribotlarla araç ve yolcu taşımacılığı yaptığını, davalının Çanakkale Boğazında ve Eskihisar- Topçular hattında yaptığı taşıma hizmetlerinde 2001 yılına kadar sürekli artan bir fiyat politikası izlerken bu tarihten sonra Çanakkale Boğazı hattında taşıma ücretlerinde artış yapmayı durdurduğunu, zamanla fiyatların maliyetin dahi altına indiğini, hakim durumun kötüye kullanılması ile uygulanan fiyat politikası sonucu rakip durumundaki özel firmaların piyasa dışına itildiğini, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek şimdilik 200.000 TL tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 2006 yılından itibaren Çanakkale Boğazında taşımacılık işletmeciliği yapmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerine dayanılarak açıldığı, ancak dava dilekçesinin içeriğine göre davanın TTK’da yer alan haksız rekabet hükümleri içerisinde çözümleneceği, zamanaşımı süresinin de TTK’na göre değerlendirilmesi gerektiği, davalının 24.07.2006 tarih ve 2006/60 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı gereğince Çanakkale’de faaliyetten çekildiği, davacının 2001 yılından itibaren davalının fiyatlarda artış yapmayı durdurduğu ve taşıma fiyat tarifelerini maliyetin altına çektiğinden bahisle bu senelere ilişkin talepte bulunduğu gözetildiğinde haksız rekabetin oluşmasından itibaren belirlenen 3 yıllık yasal sürede davanın açılmadığı gerekçesiyle zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunun 57 ve 58. maddeleri uyarınca tazminat istemine ilişkin olup davacı 16.10.2012 tarihli celsede 2003, 2004 ve 2005 yıllarına ait zararları için davayı açtıklarını beyan etmiştir. Davalı ile Çanakkale İl Özel İdaresi arasında düzenlenen 14.08.2006 tarihli protokol ve 15.08.2006 tarihli devir teslim tutanağı ile davalının Çanakkale Boğazında bulunan hatlardaki yolcu ve araç taşıma hizmetlerini Çanakkale İl Özel İdaresine devrettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davanın TTK’da yer alan haksız rekabet hükümlerine göre çözüleceği, 4054 sayılı Kanunda zamanaşımı süreleri için TTK’ya atıf yapıldığı, buna göre 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, dava tarihinden önce yürürlüğe giren 30.03.2005 tarih ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 2. maddesinde, “idari yaptırım” gerektiren eylemlerin “kabahat” niteliğindeki suçlar olarak nitelendirildiği anlaşılmaktadır. 5326 sayılı Kabahatler Kanunun 16. maddesinde ise “idari para cezası” idari yaptırım türleri arasında sayılmıştır. Yine aynı Kanunun “Soruşturma Zamanaşımı” başlıklı 20/4.maddesinde ise “nispi idari para cezasını gerektiren kabahatlerde zamanaşımı süresi sekiz yıl” olarak belirlenmiştir.
Dava ve olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun “Müruruzaman” başlıklı 60/2. maddesinde yer alan “… kadar ki zarar ve ziyan davası, ceza kanunları mucibince müddeti daha uzun müruru zamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa şahsi davaya da o müruru zaman tatbik olunur” hükmü uyarınca ceza zamanaşımının BK’daki zamanaşımından daha fazla olduğu durumlarda, hukuk davasına da ceza davasına ilişkin zamanaşımının uygulanması gerektiğini ifade edilmektedir.
Somut olayda, davacının davalı aleyhine Rekabet Kuruluna şikayette bulunduğu, şikayetin reddine ilişkin Kurul kararının Danıştay 13. Daire tarafından iptal edildiği, Danıştay kararına istinaden Rekabet Kurulunca davalı aleyhine idari para cezası tesis edildiği, davalının Danıştay kararını temyiz ettiği, 01.06.2012 tarihi itibariyle temyiz incelemesinin henüz sonuçlanmadığı dosya içeriğinden anlaşılmış, bu tarihten sonra dosyanın akibeti mahkemece araştırılmamıştır. Bu durumda mahkemece, davacının davalı hakkındaki 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanuna aykırı davrandığına ilişkin şikayetinin Danıştay İdari Dava Dairelerindeki temyiz sonucunun beklenmesi, davalı tarafın zamanaşımı def’inin yukarıdaki hükümler doğrultusunda değerlendirilmesi gerekirken, mahkemece zamanaşımı sürelerinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine dair hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.