Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/16437 E. 2015/5657 K. 22.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16437
KARAR NO : 2015/5657
KARAR TARİHİ : 22.04.2015

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/07/2013 gün ve 2012/266-2013/431 sayılı kararı onayan Daire’nin 03.06.2014 gün ve 2013/18146-2014/10333 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkette %12 hissesi bulunan davalının, babasının müdürlük görevinden ayrılmasından sonra, 02.01.2012 tarihli ortaklar kurulu kararıyla şirket müdürü olarak görev yaptığını, şirket müdürlüğü görevinden 07.02.2012 tarihinde kendi isteğiyle istifa ettiğini, davalı ile babasının müvekili şirketin temsilciliklerini yaptığı ve bizzat müvekkili şirketin müşterisi konumundaki şirketleri yeni kuracakları şirkete nasıl yönlendireceklerinin planlarını yaptıklarını ve bu planları fiiliyata geçirdiklerini, davalının müvekkili şirketin temsilciliğini yaptığı firmalara elektronik postalar göndererek, sözleşmeleri feshetmeleri ve/veya yeni kuracağı şirket üzerinden temsilciliklerinin devam ettirilmesi için yönlendirmelerde bulunduğunu, belgeleri gizlemek suretiyle müvekkilinin sözleşmelerini yenilemesini engellediğini, müvekkilinin müşterilerini babası tarafından kurulan başka bir şirkete yönlendirdiğini, bu şirkette görev alarak tamamen müvekkili aleyhine zarar verici eylemlerde bulunduğunu ileri sürerek, davalının ortaklıktan çıkartılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 03.06.2014 günlü ilamıyla onanmıştır.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, davalı ortağın 6762 Sayılı TTK’ nın 551. maddesi uyarınca şirket ortaklığından çıkarılması istemine ilişkindir. Davacı, ortaklıktan çıkarma için haklı neden olarak davalının davacı şirketin müşterilerini davalı ve dava dışı babasının birlikte kurdukları, dava dışı şirkete yönlendirdiklerini ileri sürmüş, bu iddiasına dayanak olarak da davalı tarafından gönderildiğini iddia ettiği bir kısım e-mail çıktılarını delil olarak sunmuştur. Davalı taraf ise, yargılama sırasındaki tüm beyanlarında bu e-maillerin kendisi tarafından gönderilmediğini, delil olarak sunulan e-mail çıktılarının davacının nezdinde bulunan bilgisayardan alındığını bu nedenle davacı tarafından e-mail içeriklerine müdahele edilmiş olabileceğini savunmuş, e-maillerin kim tarafından gönderildiği, içeriğinin değiştirilip değiştirilmediği yönünde inceleme yapılmasını talep etmiştir. Mahkemece, bu savunma hususunda herhangi bir araştırma yapılmaksızın e-maillerin davalı tarafından gönderildiği ve içeriklerinin doğru olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, e-mail içeriğinin teknik olarak başkası tarafından değiştirilme ihtimali olabileceği gibi, birinin adresinden gönderilmiş gibi gösterilen bir e-mailin de gönderilmesi mümkündür. Bu nedenle, taraflardan biri irade açıklamasının ispatı için mahkemeye e-mail mesajı sunduğunda, az önce açıklandığı üzere, değiştirme ihtimali sebebiyle sadece e-mail metni irade açıklamasının ispatı için yeterli olmayacaktır. Ancak, e-mailin güvenli elektronik imza ile imzalanmış olması durumunda bu veri hukuki işlemin ispatında kullanılabilecektir. Kolaylıkla değiştirilme ihtimalleri dikkate alındığında, çıktısı alınmış e-maillerin hakimin delilleri serbestçe değerlendirmesi ilkesi çerçevesinde, keşif delili sayesinde incelenmesi mümkün olabilir. (Erturgut, Dr. Mine, Medeni Usul Hukukunda Elektronik İmzalı Belgelerin Delil Olarak Değerlendirilmesi, … 2004,S:37,38)
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, yukarıda da açıklandığı üzere, davalı e-maillerin kendisi tarafından gönderilmediğin, içeriklerinin değiştirildiğini savunmuş ve bu yönde inceleme talep etmiş ise de, mahkemece bu yönde bir inceleme yapılmaksızın e-mail içerikleri doğru kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca, davacı tarafından dosyaya sunulan bahsi geçen e-maillere dayanılarak davalının da içinde bulunduğu kişiler aleyhine açılan haksız rekabet davasında alınan bilirkişi raporunda da e-mail çıktılarının değiştirilme ihtimali sebebiyle tek başlarına delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, e-maillerin gönderildiği söylenen bilgisayarın ve bağlı olduğu internet server’ının incelenmesi gerektiği mütalaa edilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davacı tarafından delil olarak sunulan e-mailler üzerinde inceleme yapılıp, dosyadaki diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin onama kararının kaldırılarak mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü Dairemizin 03.06.2014 gün, 2013/18146 esas 2014/10333 karar sayılı onama ilamının kaldırılarak mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde 22/04/2015 karar düzeltme isteyene iadesine,