Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/44084 E. 2017/26416 K. 23.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/44084
KARAR NO : 2017/26416
KARAR TARİHİ : 23.11.2017

MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVATÜRÜ:ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının davalı … Bakanlığına bağlı işyerinde alt işverenlerin işçisi olarak çalıştığını, işverenin tek taraflı olarak aylık ücretinde indirim yaptığını, ücretinin rızası dışında düşürüldüğünü ileri sürerek, ücret farkı alacağının faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı Sağlık Bakanlığı vekili; husumet itirazında bulunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 21.01.2016 tarihli bozma kararı verilmiş, yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, kanuni süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Somut dosya yönünden; uygulanmasına devam edilen 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun, bozma sonrası mahkemece yapılacak işlemleri düzenleyen 429/2. maddesinde, “…Mahkeme, temyiz edenden 434. madde uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra, Yargıtay’ın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir” hükmü öngörülmüştür.
Bu açık hüküm karşısında, mahkemece tarafların beyanlarının alınmasından sonra yapılacak iş; açıkça ve usulüne uygun olarak, bozma nedenlerine uyulması ya da eski kararda direnilmesine dair ara kararı oluşturmak olmalıdır.
Bunun nedeni, yerel mahkemelerin direnme kararlarının (HUMK m. 429/II), bir davayı sona erdiren (niha-i) temyizi mümkün olan son kararlardan olması ve mahkemece bozmaya uyulması ya da direnilmesi yönünde karar verilmesi halinde, taraflar yararına usuli kazanılmış hakkın gerçekleşmesine neden olmasıdır.
Diğer taraftan, bir davanın taraflarının o dava yönünden, mahkemece hangi nedenle haklı veya haksız bulunduklarını anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, kuşkuya yer vermeyecek bir açıklık taşıyan ve usulünce verilmiş direnme ya da uyma kararının bulunması, zorunludur.
Yine, direnme kararlarının hukuksal niteliklerinin doğal sonucu ve gereği olarak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yapacağı inceleme ve değerlendirme, bozma üzerine yerel mahkemelerce verilmiş direnme kararlarına ve direnilen noktaya münhasır olduğundan, yukarıdaki tüm gerekçelerin yanında, özel olarak bu bakımdan da mahkemenin açıkça ve usulünce direnme ya da uyma kararı vermesi, bir zorunluluktur.
Somut olayda; Mahkemece bozma ilamına uyulması veya direnilmesi yönünde bir karar verilmemesi hatalı olmuştur. Öte yandan bozma ilamında iki yönden bozma yapıldığı görülmektedir. Birincisi, davacıya ait bireysel iş sözleşmeleri incelenerek ücrete ilşikin bir belirleme varsa bunun değerlendirilmesi, İkincisi ise asgari ücrete yapılan artış oranları uyarlanarak zamlı şekilde belirlenen ücrete göre hesaplanmasının hatalı olduğu yönündedir. Davacı vekili tarafından konuya ilişkin sunulan Hukuk Genel Kurulunun 2015/22-3587 esas 2017/480 karar sayılı ilamı sadece ücret düşmeden önceki son ücretin asgari ücrete göre endekslenerek kararlaştırıldığı hallerde asgari ücrete oranlanarak hesaplama yapılmasının doğru olduğu yönündedir. Bireysel iş sözleşmelerinde tarafların kararlaştırdığı ücretin yer aldığı, taraflarca imzalanmış sözleşmelerin dikkate alınması gerektiği açıktır. Mahkemece bozma ilamı hakkında uyulması veya direnilmesi yönünde usulüne uygun karar verilmeli, bozma ilamına uyulan kısımlar yönünden bozma gerekleri yerine getirilmelidir. Yazılan şekilde yargılamaya devam edilip hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, 23.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.