Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/6503 E. 2015/10013 K. 16.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6503
KARAR NO : 2015/10013
KARAR TARİHİ : 16.04.2015

MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 11.11.2014 tarih, 2014/28459-26859 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :Sair karar düzeltme nedenleri yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığı, borçlu …’ya örnek 163 nolu ödeme emrinin 14.12.2004 tarihinde tebliğ edildiği ve adı geçenin itirazda bulunmayarak takibin kesinleştiği, borçlu …’nın 16.08.2005 tarihinde vefatından sonra ise 09.05.2013 tarihinde alacaklı vekilinin mirasçılara ödeme emri tebliğ edilmesini istediği ve icra dairesince bu istemin kabul edildiği anlaşılmaktadır.İİK’nun 53. maddesi gereğince; borçlunun ölümü halinde alacaklının takip edebileceği iki yol olup, bu yolların her ikisi de yeni bir takip olmayıp eski takibin devamı niteliğindedir. Bunlar:
1-) Takibi tereke hakkında devam ettirmek;Bu yolun seçilebilmesi için terekenin henüz taksim edilmemiş veya resmi tasfiyeye tabii tutulmamış yahut mirasçılar arasında aile şirketi tesis edilmemiş olması gerekir. Tereke hakkındaki takipte borçlu hayatta olsaydı hangi usul uygulanacak idi ise o usul uygulanır. Dolayısıyla borçlu hakkında iflas, haciz, rehnin paraya çevrilmesi yollarından hangisi ile takip yapılmışsa takibe o yolla devam edilir.
2-) Takibi mirasçılar hakkında devam ettirmek; Takibin mirasçılar hakkında devamı, haciz yada rehnin paraya çevrilmesi yollarıyla olur. Muris hakkındaki takip iflas yolu ile başlamış ise mirasçılar hakkında iflas yolu ile takibe devam edilemez.Kural olarak bir takipte tek ödeme emri çıkarılır. Mirasçılar hakkındaki takip ilk takibin devamı olduğundan mirasçılar adına ödeme emri çıkarılmasına gerek bulunmamaktadır. Adı geçenlere muhtıra gönderilerek takibin kendilerine karşı da sürdürüleceği isteğinin bildirilmesi ile yetinilmelidir. Ancak, fazladan ödeme emri çıkarılması yeni bir takibin başlatıldığı anlamına gelmeyip takibin mirasçılara karşı devam edildiğini gösteren muhtıra niteliğindedir. Bu nedenle de mirasçılar murisin ölümünden önceki işlemlere ve takip kesinleştiğinden İİK’nun 168.,169. Ve 170. maddeleri gereğince borca ve imzaya itiraz edemezler.Mirasçıların itirazı mirasçı olunmadığı, mirasın reddedildiği gibi itirazlarla, imhal, itfa, zamanaşımı (İİK’nun 71. maddesi ) ve benzer itirazlar olabilir.Murisin külli halefi olan mirasçının asıl borçlunun (murisin) itiraz hakkı kalmadığı durumlarda yeniden itirazda bulunması mümkün değildir.Somut olayda, muris hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe başlanmış ve mirasçılar hakkında takibe devam edilmiştir. Bu takip muris hakkındaki kesinleşen takibin devamı niteliğinde olduğundan mirasçıların borcun, murisin sağlığında ödenmiş olduğuna yönelik itirazları İİK’nun 71.maddesi kapsamında takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde itfa itirazı niteliğindedir. Borçlu tarafça sunulan ibraname başlıklı belgede alacaklının takip konusu senetten doğan alacağını nakten ve def’aten tahsil ettiği ve borçlu …’yı bu borç sebebi ile ibra ettiğini beyan ettiği, anılan belge altındaki imzanın alacaklı tarafça kabul edilmesi karşısında alacaklının bu ibranameyi 08.07.2006 tarihli protokolle birlikte ve protokolün eki mahiyetinde zannederek imzalatıldığına yönelik iddiasının alacaklının kendisi açısından yargılamayı gerektirmektedir. Dar yetkili icra mahkemesince bu husus inceleme konusu yapılamayacağından, mahkemece yukarıda belirtilen madde kapsamında itfa belgesi kabul edilerek takibin iptaline karar verilmesi yerindedir. Ancak, iptalin dayanağı İİK’nun 71/1. maddesi olup anılan maddede tazminat öngörülmediğinden alacaklının %20 tazminatla sorumlu tutulması isabetsiz olup mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekir ise de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekirken onandığı anlaşılmakla alacaklının karar düzeltme isteminin kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.SONUÇ : Alacaklının karar düzeltme isteminin kısmen kabulü ile Tomarza İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2013/7 Esas,. 2013/12 Karar sayılı 19.12.2013 tarihli kararının, alacaklının %20 tazminata mahkum edilmesine ilişkin hüküm bölümünün müşterek hükümler başlıklı kısmında yer alan (1) no’lu bendinin tamamının karar metninden çıkartılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), 16/04/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.