YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7865
KARAR NO : 2015/5372
KARAR TARİHİ : 16.04.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … (Kapatılan) 36. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 07/11/2013 tarih ve 2011/452-2013/227 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14/04/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av…. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ile 17/11/1999 tarihinde imzaladığı belirsiz süreli acentelik sözleşmesi ve çeşitli tarihlerde bu sözleşmeyi takip eden ve içeriği tamamen aynı olan sözleşmeler gereğince, bu tarihten itibaren aralıksız şekilde davalı şirketin acentesi olarak faaliyette bulunduğunu, sözleşmeler gereğince müvekkilinin … Kargo … Acentesi olarak … Kargo’nun faaliyet konusu olan Uluslararası Hızlı Kurye ve Kargo Taşımacılığı sözleşme ve işlemlerini Yurtici Kargo nam ve hesabına yaptığını, müvekkilinin uzun yıllar bu faaliyeti eksiksiz olarak yürüterek davalı şirketin iş potansiyelini ve kazancını arttırdığını, acente sözleşmesi devam ederken sözleşme içeriği değiştirilmeden sadece başlık kısmı değiştirilmek suretiyle 10/09/2007 tarihinde “vekalet sözleşmesi” düzenlendiğini ve ticari ilişkinin devem ettiğini, bu sözleşmenin davalı tarafından 20/05/2008 tarihinde tek taraflı olarak feshedildiğini, bayiin tüm mefruşatının müvekkili tarafından karşılandığını, üstün gayretle ciroyu artırdığını, davalı şirket teftişleri ile de başarısının belgelendiğini, en son Kimmer acenteliğinin müvekkiline verildiğini, davalının haksız şekilde sözleşmeyi feshettiğini, malzeme ve dekorasyonlara onda biri gibi bir fiyatla el konulduğunu, uzmanlaştığı bir alanda iki yıl çalışmasının da yasaklandığını, kıdem tazminatları ile vergi ve SSK borçlarının müvekkiline ödettirildiğini, müvekkilinin bu şekilde maddi ve manevi zararlara uğradığını, yıllardır emek ve çabası ile müşterilerden elde edilecek gelirlerin de müşteri tazminatı olarak müvekkiline ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminat ile 80.000 TL müşteri tazminatının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 28/02/2003 tarihli sözleşmenin 01/02/2006 tarihinde karşılıklı mutabakat ile feshedildiğini, davacının müvekkili şirketi gayrikabilirücu ibra ettiğini, müvekkili şirket ile davacı arasında … Şube Vekilliği için akdedilmiş olan 01/02/2006 tarihli sözleşmenin 09/09/2007 tarihinde haklı nedenle feshedildiğini, davacının müvekkilini ibra ettiğini, müvekkili şirket ile davacı arasında Kimmer Şube Vekilliği için akdedilmiş olan 10/09/2007 tarihli sözleşmenin vekalet sözleşmesinin esas unsuru güven ilişkisinin davalı tarafından temelinden sarsılması nedeniyle haklı sebeple feshedildiğini savunarak reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davacının SGK borcunu ödemediği, SGK borçlarının ve vergi borçlarının zamanında ödenmemesinin sözleşme hükmü gereğince haklı fesih nedeni teşkil ettiği, bu nedenle davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin yerinde olmadığı, buna karşın sözleşme kapsamında davalıya tevdi olunan ve miktar hanesi boş bulunan bononun, sona eren akdi ilişki doğrultusunda iptalinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Ancak, hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükmü uyarınca reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden davalı yararına 16.088,08 TL nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde 11.167,45 TL olarak eksik vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiş ise de, HUMK’nun 438/7 madde ve fıkrası uyarınca yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamaya ihtiyaç göstermediğinden kararın bu nedenle aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın (HÜKÜM) bölümüne 7.bendinin 3.satırında yer alan “..11.167,45-TL” ibaresi çıkarılarak yerine “16.088,08 TL” ibaresinin eklenmesine ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 16/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.