YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/9164
KARAR NO : 2017/24373
KARAR TARİHİ : 08.11.2017
MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVATÜRÜ:ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin haklı sebep olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, davacının istifa ederek işten ayrıldığını belirterek davanın reddi ile karşı dava olarak davacıdan ihbar tazminatı talep etmiştir.Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulü ile karşı davanın reddine karar verilmiştir.Karar, davalı-karşı davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı-karşı davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflar arasındaki iş ilişkisinin işçinin istifası ile sona erip ermediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı, karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı nedenle iş sözleşmesini derhal feshi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin süreli fesih bildiriminin normatif düzenlemesi ise aynı yasanın 17. maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında yasada işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir.
İşçinin haklı bir sebebe dayanmadan ve bildirim süresi tanımaksızın iş sözleşmesini feshi istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer.İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverence tazminatların derhal ödenmesi ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.İş sözleşmesinin istifa ile sona ermesi halinde işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanması mümkün olmadığı gibi, ihbar ve kıdem tazminatlarına da hak kazanılamaz.Somut olayda; davalı, davacının istifa ederek işten ayrıldığını savunmuş ve davacı tarafından el yazılı ve imzalı istifa dilekçesi sunmuştur. Söz konusu istifa dilekçesinde davacı istifa ettiğini ve mesaiden dolayı talebinin olmadığını belirtmiştir. Her ne kadar Mahkemece davacının işverenin kendisine bağırması sonucu haklı sebeple feshettiği sonucuna ulaşılmışsa da, tanık anlatımlarında bağrışma olayının somutlaştırılmadığı, tek başına bağırmanın haklı sebep olarak nitelendirilemeyeceği, ayrıca davacı tarafından işçilik alacaklarının alınabilmesi için zorla istifa ettiğine dair imzalı kağıt alındığı iddia edilmişse de irade fesadı iddiasının ispatlanamadığı, imzanın davacıya ait olduğunun sabit olduğu dosya kapsamından anlaşılmıştır. Hal böyle olunca Mahkemece kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin reddi ile karşı davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi yönde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.