YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/33875
KARAR NO : 2017/25287
KARAR TARİHİ : 21.11.2017
MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVATÜRÜ:ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin kıdem tazminatı, eksik ödenen ücret, yıllık izin ücreti ve ilave tediye alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, Dairemizin 28/10/2014 tarihli ilamıyla bozulmuştur.Mahkemece bozma ilamına karşı direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararının taraflar vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29/03/2017 tarihli 2015/22-2358 esas ve 2017/562 karar sayılı kararıyla, mahkemece verilen kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmayıp, yeni bir hüküm niteliğinde olduğu, kurulan bu yeni hükmün temyiz incelemesi görevinin ise, Özel Daireye ait olduğu gerekçesiyle, kurulan yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Somut uyuşmazlıkta, mahkemece, taraf beyanları alınmadan ve bozmaya uyulup uyulmayacağına dair ara karar kurulmadan, bozmadan sonraki ilk oturumdan önce bilirkişiden ek rapor alınması, usul ve kanuna aykırıdır.
3-Davacının, aylık maktu ücretle değil, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 176. maddesi ve dosya içeriğinde yer alan taahhütnamelere göre, ders saati ücreti ile çalıştığı anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta usta öğretici olarak görev yapan davacı, taraflar arasındaki sözleşmeye göre ücretinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 176. maddesine göre ödeneceğinin düzenlendiğini, buna rağmen ücretinin eksik ödendiğini ileri sürmüş, mahkemece davacının 15 temmuz-14 ağustos dönemini kapsayan son ücret bordrosuna göre, 21 günlük calışma karşılığı 1248,35 TL ücret tahakkuku bulunduğu, buna göre yevmiyesinin (1.248,35 TL/30 = ) 59,45 TL ve 30 günlük brüt yevmiyesinin de (59,45 X 30 =) 1.783,50 TL olarak kabulü gerektiği yönündeki bilirkişi raporuna itibar edilerek davacının alacakları hüküm altına alınmıştır. Mahkemece verilen kararın, Dairemizce bozulması üzerine, bozma sonrası düzenlenen rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulü yönündeki önceki kararda direnilmiştir.Söz konusu bilirkişi raporunda, bozma öncesinde olduğu gibi, tespit edilen ücretin fiilen çalışılan gün sayısına (21) bölündüğü ve bulunan günlük yevmiyenin 30 ile çarpımı neticesinde aylık ücrete ulaşıldığı anlaşılmaktadır. Aynı şekilde, davacıya çalışmadan ödenmesi gereken hafta tatili ulusal bayram ve genel tatil ücreti hesaplanırken de, o ödeme dönemi içinde davacının hak kazandığı toplam ücretin, aynı süre içinde çalıştığı gün sayısına bölünmesi ile ortaya çıkan yevmiyenin esas alındığı görülmektedir. Ücretin bu şekilde tespiti hatalı olup, aylık ücret miktarının Dairemizin emsal nitelikteki 2015/21145 E. sayılı dosyasında olduğu gibi hesaplanması gerekmektedir.Dairemizce, usta öğreticiler bakımından uygulanan kriterlere göre; öncelikle davacının bir ayda çalıştığı toplam ders saati süresi, o ayda fiilen çalıştığı toplam gün sayısına bölünerek, günlük ortalama çalışma saat süresi bulunmalıdır. Bulunan günlük ortalama çalışma saat süresinin, ders saati ücreti ile çarpılması neticesinde ulaşılan miktar nazara alınarak, çalışma karşılığı olmayan hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günleri ücretleri hesaplanmalıdır. Bu hesaplama, her ay için ayrı ayrı yapılmalıdır. Örnek vererek açıklamak gerekirse; ilgili ayda, toplam yüzkırk ders saati fiilen çalışan bir usta öğreticinin, o ay için aylık fiilen çalıştığı gün sayısının yirmi gün olduğu ve ders saati ücretinin ise 10,00 TL olduğu kabul edilirse; bu ayda çalışılan toplam ders saatinin (140 saat), fiilen çalıştığı toplam gün sayısına (20 gün) bölünmesi neticesinde, günlük ortalama çalışma saat süresinin yedi saat olduğu sonucuna ulaşılacaktır. Söz konusu günlük ortalama çalışma saat süresinin (7 saat), ders saati ücreti (10,00 TL) ile çarpımı neticesinde ulaşılan, 70,00 TL miktarı, çalışma karşılığı olmayan bir günlük hafta tatili veya ulusal bayram ve genel tatili ücretidir.Şu husus da belirtilmelidir ki, somut olayda, taraflar arasında, akti tatile ilişkin bir anlaşma olmadığından, usta öğretici olan davacının, 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre, çalışma karşılığı olmadan ücreti ödenmesi gerekli hafta tatili gününün, haftada sadece bir gün olduğu kabul edilmelidir.Aylık ücret miktarının belirlenmesine gelince; usta öğreticiye ilgili ay için, o ayda fiilen çalıştığı ders saati ile ders saat ücretinin çarpımı neticesinde bulunacak tutara, o ayda çalışma karşılığı olmayan hafta tatili günleri için hesaplanan ücret tutarı eklenmeli ve ulaşılan sonuç aylık ücret miktarı olarak esas alınmalıdır. Örneğin, ilgili ayda, toplam yüzkırk ders saati fiilen çalışan ve ders saati ücreti 10,00 TL olan bir usta öğreticinin, fiili çalışması karşılığı hak kazandığı tutar, 140 X 10,00 TL =1.400,00 TL’dir. Yukarıdaki paragraftaki hesaplamaya göre, çalışma karşılığı olmayan hafta tatili gününün ücretinin 70,00 TL olduğu ve ilgili ay için çalışma karşılığı olmadan toplam dört günlük hafta tatili ücretinin bulunduğu kabul edilirse, bu ay için ödenmesi gerekecek toplam çalışma karşılığı olmayan hafta tatili günü ücreti 70,00 TL X 4 = 280,00 TL olacaktır. 1.400,00 TL ile 280,00 TL’nin toplamı neticesinde ulaşılan 1.680,00 TL miktarı, aylık ücret miktarı olarak tespit edilmelidir.
İşçilik alacaklarının hesaplanmasında esas alınması gereken çalışma süresinin nasıl belirlenmesi gerektiği meselesine gelince; fiilen çalışılan gün sayısı ile çalışma karşılığı olmadan ücrete hak kazanılan hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil gün sayısı toplanmalı ve ulaşılan süre, toplam çalışma süresi olarak esas alınmalıdır. Her ne kadar, Dairemizin 28/10/2014 tarihli ilamında çalışma süresine ilişkin bir bozma sebebi bulunmamakta ise de, bu yönün maddi hataya dayalı olarak gözden kaçtığı anlaşılmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli 1957/13 esas ve 1959/5 karar sayılı ile 09.05.1960 tarihli 1960/21 esas ve 1960/9 karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere, Yargıtay’ca maddi hata sonucu verilen bir karara mahkemece uyulmasına karar verilmesi halinde dahi usulü kazanılmış hak oluşmaz ve Yargıtay’ın hatalı bozma kararından dönülmesi mümkündür. Mahkemece, dava konusu alacakların hesaplanmasında, yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olguların nazara alınmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan hususlar nazara alınarak, dava konusu tüm alacaklar yeniden hesaplanmalıdır.
Yukarıda yazılı sebeplerden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.