YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/2000
KARAR NO : 2017/6409
KARAR TARİHİ : 26.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve diğerleri aleyhine 27/04/2010 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen 22/09/2016 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava haksız fiil nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, … Büyükşehir Belediyesi’nin imar uygulaması sonucunda kendisine ait taşınmazın 27393 ada 9 parsele kaydırıldığını, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların ise 27393 ada 7 ve 8 parsel içinde kaldığını, bu parsel maliklerinin arsalarının üzerine bina yapılması için davalı yüklenici … ile anlaştıklarını, adı geçenin kendisine ait ağaçları söktüğünü, inşaatın yapımı sırasında da kendisine ait kavakların kesildiğini, bu parsel maliklerine karşı … 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/495 esas sayılı dosyasında açılan meni müdahale davasının kabulüne karar verildiğini, ancak evvelce dava konusu yapılmayan ve davalılar tarafından yıkılıp kestirilen ağaçların, su kuyusunun ve kömürlüğün bedelinin ödenmediğini iddia ederek uğradığı zararın ödetilmesini talep etmiştir.
Davalılar … ve … (ölü) davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Zamanaşımı, bir talep veya dava hakkının kanunda tayin edilen süre içinde kullanılmaması halinde, usul hukukunca öngörülen şekilde ileri sürülmek koşuluyla, borçluya borcunu ödememe imkanı veren bir hukuki müessesedir. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip, sadece onu eksik bir borç haline dönüştürür ve alacağın dava edilebilme niteliğini ortadan kaldırır. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 140. (TBK 161) maddesinde düzenlenen; “Zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hakim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz” kuralında da vurgulandığı üzere, zamanaşımı kişisel bir savunma nedeni (def’i) olup, bütün öteki savunmalarda olduğu gibi ve özellikle itiraz nedenlerinden farklı olarak, savunulmadığı takdirde mahkemece re’sen gözetilemez ve uygulanamaz. Diğer bir deyişle; zamanaşımının davayı etkisiz bırakması, kendiliğinden gerçekleşmemekte ve ancak borçlunun iradesine bağlı bulunmaktadır.
Somut olayda; davalılar … ve … (ölü) tarafından zamanaşımı defi ileri sürülmemiştir. Zamanaşımı def’i ancak ileri süren davalı yönünden değerlendirilebilir. Bu savunma, açıkça ileri sürmeyen diğer davalıya sirayet etmez.
Zamanaşımı definde bulunmayan davalılar … ve … (ölü) hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değildir. Mahkemenin bu kabulü yukarıda belirtilen gerekçelerle yerinde değildir.
Davalılar … ve … (ölü) yönünden işin esasının incelenmesi gerekirken davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 26/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.