YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6606
KARAR NO : 2017/17044
KARAR TARİHİ : 31.10.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, fazla mesai ücreti ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili Mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacının davalı … kulübünde teknik adam olarak çalıştığını ancak iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı bir neden olmaksızın feshedildiğini, sözleşmeden kaynaklı ücret alacaklarının kendisine ödenmediğini ileri sürerek, ücret alacağı,fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık izin ücretleri alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görev yönünden reddinin gerektiğini zira İş Mahkemelerinin bu davaya bakmakla görevli olmadığını, davaya konu taleplere de davacının hak kazanamadığını savunarak,davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece özetle;dosyadaki tüm bilgi ve belgelerin,tüm delillerin değerlendirilmesi neticesinde; davacının davalı … kulübünde antrenör olarak çalıştığı, sözleşmenin davalı … kulübünce tek taraflı olarak feshedildiği, sporla doğrudan uğraşan sporcunun İş Kanunu kapsamında kalmadığı, ancak doğrudan aktif spor yapmayan, sporcuyu aktif spor yapması için hazırlayan antrenör ile aktif görevi daha çok direktif vermek olan ve takımı başarıya ulaştırma görevinde bulunan teknik direktörün sporcu sayılmaması ve İş Kanunu kapsamında bir işçi olarak kabul edilmesi gerektiğinin anlaşıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin hiçbir sebep bildirilmeksizin ve tek taraflı olarak davalı … tarafından feshedilmesi nedeniyle davacının ücret alacağının bulunduğunun anlaşıldığı, ücret alacağının ödendiği hususunun davalı işveren tarafından ispat edilmesi gerektiği ancak dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna göre davalı işverenin bu hususu ispat edemediğinin anlaşıldığı,ücret alacağının kabulüne , fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti talebinde bulunmuş ise de davacı tanık beyanına, bilirkişi raporuna ve diğer kayıt ve belgelere göre; fazla çalışma yapıldığı ve ulusal bayram ve genel tatillerde mesai yapıldığı hususunun ispat yükünün davacı işçiye ait olduğu, bu hususun tanık dahil her türlü delil ile ispatının mümkün olduğu, davacı tanık beyanına ve dosya kapsamına göre davacının fazla çalışma yaptığı ve ulusal bayram ve genel tatillerde de çalıştığı hususunun sabit olmadığı anlaşılmış, bu nedenle bu talepler yönünden davanın reddine,davacı taraf yıllık izin ücreti talebinde bulunmuş ise de bilirkişi raporuna ve dosyadaki diğer bilgi ve belgelere göre; 4857 Sayılı Yasanın 59. Maddesine göre iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödeneceği, işçinin yıllık ücretli izin hakkını kazanabilmesi için iş yerinde başladığı tarihten itibaren 1 yıl fiili olarak çalışması gerektiği, davacının ise fiili çalışmasının 16/11/2012-16/04/2013 tarihleri arasında olduğu, bu nedenle yıllık izin ücretine hak kazanamadığı anlaşılmış olduğu,davacı taraf dava dilekçesinde toplam 52.500,00-TL ücret alacağı talebinde bulunduğu,mahkemece bu talep yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilerek davacının 47.250,00-TL ücret alacağı bulunduğuna hükmedildiği ancak kısa karar yazılırken bu talep yönünden “kısmen kabulüne” ibaresi yazılması gerekirken sehven “kabulüne” ibaresi yazıldığı kısa karar ile gerekçeli kararda çelişki olmaması açısından bu hususta herhangi bir işlem yapılmadığı belirtilerek hüküm kurulmuştur.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki belirli süreli iş sözleşmesinin süresinden önce feshine dayalı olarak işverence ödenmesi gereken kalan süreye ait ücretler konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Borçlar Kanununun 325 inci maddesinde, “İş sahibi işi kabulde temerrüt ederse, işçi taahhüt ettiği işi yapmaya mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti isteyebilir” şeklinde kurala yer verilerek işçinin kalan süre ücretini talep hakkı olduğu belirtilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 408. maddesinde işverenin işi kabuldeki temerrüdü sebebiyle işçinin iş görememesi halinde ücret hakkının olduğu açıklanmıştır. İşçinin iş görme edimini yerine getirememesi halinde yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir işi yaparak kazandığı veya kasten kaçındığı yararlarının indirileceği de hükme bağlanmıştır.
Bakiye süre ücretinin istenebilmesi için, iş sözleşmesinin haklı bir neden bulunmaksızın işverence feshedilmiş olması gerekir. İşverenin feshi 4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinde yazılı sağlık sebeplerine, ahlâk ve iyi niyet kuralları ile benzerlerine uymayan hallere veya zorlayıcı sebeplere dayanması halinde, sözleşmenin kalan süresine ait ücretler yönünden işçinin talep hakkı doğmaz.
15.03.2003 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 15.03.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4773 sayılı Yasa ile “geçerli fesih” kavramı iş hukukunda yerini almıştır. Her ne kadar geçerli fesih gerek yukarıda değinilen Yasa ve gerekse 4857 sayılı İş Kanununda belirsiz süreli iş sözleşmeleri için öngörülmüş olsa da, belirli süreli iş sözleşmesi bakımından da tartışılmasında yarar bulunmaktadır. Geçerli neden ister işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklansın, isterse işçinin yeterliliği ve davranışlarına dayansın, belirli süreli iş sözleşmesinin süresinden önce işverence feshi için gerekçe oluşturmamalıdır. Gerçekten, belirli süreli iş sözleşmesi düzenleyerek taraflar fesih iradelerini sürenin sonuna kadar askıya almış sayılmalıdır. Bu itibarla geçerli nedenlerin varlığına rağmen belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçinin iş sözleşmesi süresinden önce haklı bir neden olmaksızın feshedildiğinde kalan süreye ait ücretinin ödenmesi gerekir.
Belirli süreli iş sözleşmesinde, feshin Borçlar Kanunun 117 nci maddesinde (6098 Sayılı TBK 136) sözü edilen ifa imkânsızlığına dayanması halinde bakiye süre ücreti ödenmesi gerekmez. İfa imkânsızlığı, edimin içeriği değişmeksizin borcun aynen yerine getirilmesinin olanaksız hale gelmesi olarak açıklanabilir.
İşçinin iş görme edimini ifa edememesinin, işverenin temerrüdünden kaynaklanması durumunda, sanki sözleşme devam ediyormuş gibi kalan süreye ait ücret ve diğer hakların ödemesi gerekecektir. İş Hukukunda ücret kural olarak çalışma karşılığı ödenir. Aksinin kanunda öngörülmesi ya da taraflarca açık biçimde kararlaştırılması gerekir. Bakiye süre ücreti eylemli bir çalışmanın karşılığı olmadığından, 4857 sayılı Yasanın 34 üncü maddesinde öngörülen özel faiz uygulanmaz ve bu ücretlere ilişkin olarak sigorta primi ödenmesi de gerekmez.
Borçlar Kanununun 325 inci maddesine (6098 Sayılı TBK 408) göre işçinin, sözleşme kapsamındaki işi yapmaması sebebiyle tasarruf ettiği miktar ile diğer bir işten elde ettiği gelirleri veya kazanmaktan kasten feragat ettiği şeyler kalan süreye ait ücretler toplamından indirilmelidir. Bu konuda gerekli araştırmaya gidilmeli, işçinin sözleşmenin feshinden sonraki dönem içinde başka bir işten gelir elde edip etmediği ya da iş arayıp aramadığı araştırılarak indirim yapılmalıdır.
İşçiye belirli süreli iş sözleşmesinin varlığına rağmen ihbar tazminatı ödenmişse bu tutarın, bakiye süre ücretinden gerekli indirimler yapıldıktan sonra kalan miktar üzerinden mahsup edilmesi gerekir. (Yargıtay 9. HD. 16.6.2008 gün 2007/16098 E, 2008/15750 K.).
Somut uyuşmazlıkta Taraflar arasında ücret alacağının hesabı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta mahkemece taraflar arasında belirli süreli iş sözleşmesi kabul edilerek bakiye süre ücret alacağı hüküm altına alınmıştır.
6996 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 438/2 maddesi uyarınca belirli süreli hizmet sözleşmesinde işçinin hizmet sözleşmesinin sona ermesi yönünden tasarruf ettiği miktar veya bilerek kaçındığı gelir tazminat niteliğindeki bu boşta geçen süre ücret alacağından mahsup edilir.
Mahkemece bu yönde inceleme yapılmadan ve indirime gidilip gidilmeyeceği belirlenmeden eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
F)Sonuç
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 31.10.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.