YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17626
KARAR NO : 2015/5397
KARAR TARİHİ : 17.04.2015
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/06/2012 gün ve 2009/584-2012/245 sayılı kararı Bozan Daire’nin 01.04.2014 gün ve 2012/16448-2014/6370 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davasında müvekkilinin davalı şirkete %5 hisse ile ortak olduğunu, %95 hissenin de ‘…’ soyadlı diğer davalılara ait bulunduğunu, ancak aile niteliğindeki bu davalıların pay çokluğunu kullanarak müvekkilinin hakların ihlal ettiklerini, kâr payı ödemediklerini ileri sürülerek, şimdilik şirketin 2004 yılı sonunda birikmiş dağıtılabilir kârı olan 5.704.204,84 YTL’nin %5’i 285.212,04 YTL, 2005 yılı sonunda birikmiş dağıtılabilir kârı olan 2.607.579,88 YTL’nin %5’i 130.378 YTL, 2006 yılı sonunda birikmiş dağıtılabilir kârı olan 2.271.185 YTL’nin %5’i 136.059,25 YTL ile 2007 yılı sonunda birikmiş dağıtılabilir kârı olan 584.448 YTL’nin %5’i olan 29.222,43 YTL olmak üzere toplam 580.871,72 TL’nin faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, birleşen davasında ise, 2002 ve 2003 yılı kar payının tahsili için yapılan icra takibinin haksız itirazla durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatına hükmedilmesini ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkilleri gerçek kişilere husumet düşmeyeceğini, istemin zamanaşımına uğradığını, esasen davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davaların BK’nın 126/4 düzenlemesine göre 5 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu, her iki dava yönünden de zaman aşımı süresinin dolmadığı, asıl davada husumet itirazında bulunulduğu, davalı şirket dışındaki davalılara husumet yöneltilemeyece- ği, 2006 ve 2007 yıllarına ilişkin kâr payı dağıtım kararı olmadığı, asıl davanın kısmen ve birleşen davanın tamamen subut bulduğu, birleşen davada borcun varlığının yargılamayı gerektirir mahiyette olduğu, inkar tazminatı koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davalı şirket dışında kalan davalılar hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, 253.112,63 TL alacağın 08/09/2006 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, birleşen davanın kabulüne, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, inkar tazminatı isteminin reddine dair verilen karar asıl ve birleşen davada davalı şirket vekili ile davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 01.04.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve mahkemece alınan bilirkişi ek raporunda 2004-2005 yıllarına ilişkin olarak genel kurul toplantısından sonra yönetim kurulunun dağıtım tarihi saptamadığı ve dağıtım yapmadığının belirtilmiş olmasına göre davacı vekilinin HUMK.nun 440. Maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 05,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK’nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 251,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 17.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.