YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/29593
KARAR NO : 2017/13639
KARAR TARİHİ : 19.09.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı ile davalılardan … (…Mühendislik) avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin davalılardan…Gemi Endüstri Aş’nin …’daki işyerinde çalışmakta iken iş sözleşmesinin haklı veya geçerli bir neden olmaksızın feshedildiğini, davalılar arasında muvazaalı bir ilişki bulunduğunu, müvekkilinin asıl işvereninin davalı … Endüstri Aş olduğunu ileri sürerek; feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalılar Vekilleri Cevaplarında Özetle:
Davalı …-…Mühendislik vekili; müvekkilinin 3. Boğaz Köprüsü’nün çelik imalat işleri, kaynak işleri ve taşlama işlemlerini yapmak üzere diğer davalı ile anlaştığını, davacı ile de bu işlerin yapımı kapsamında belirli süreli iş sözleşmesi imzalandığını ve işin tamamlanması ile de iş sözleşmesinin sona erdiğini savunmuştur.
Davalı … Endüstri AŞ vekili; diğer davalı ile aralarında alt-asıl işveren ilişkisi bulunduğunu, müvekkili şirketin üçüncü köprü yapımındaki çelik konstrüksiyon işinin organizasyonu, planlaması ve koordinasyonunu üstlendiğini, söz konusu projenin tüm çelik işlerinin ICA tarafından HDSK: … Engineering & Construction and SK Engineering & Construction Joint Venture firmasına verildiğini; çelik imalat, köprünün çelik tahliyelerinin imalat işleri ise HDESI: … Engineering & Steel İndustry tarafından üstlenildiğini, bu işlerden de çelik tahliyelerin imalatı organizasyonu işinin de söz konusu firma ile yapılan ticari işbirliği anlaşması çerçevesinde müvekkili şirket tarafından üstlenilmiş olup, diğer davalı gibi deneyimli alt işveren firmalara verildiğini savunarak, davanın reddine karar veilmesini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davalılar arasında alt-asıl işveren ilişkisi bulunduğu ve feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile davacının, davalılardan …-…Mühendislik nezdinde işe iadesine karar verilmiş ve işe iadenin mali sonuçlarından her iki davalı müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur.
D) Temyiz:
Karar süresinde davacı ve davalılardan …-…Mühendislik vekillerince temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
Yerel mahkemenin feshin geçerli nedene dayanmadığına dair gerekçesi isabetlidir.
Uyuşmazlık davalılar arasındaki hukuki ilişkinin muvazaalı olup, olmadığı noktasnda toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6 maddesi uyarınca, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur”. Keza aynı maddenin 7. fıkrasına göre, “Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez”.
Bu düzenlemelere göre alt işverene verilen iş, işyerinde mal veya hizmet üretiminin yardımcı işlerinden olmalıdır. Asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi durumunda ise, verilen iş işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olmalıdır.
Asıl alt işveren ilişkisinin gerçekleşmesi için, asıl işverenin mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işi ya da asıl işin bir bölümünü alt işverene vermesi gerekir. Verilen iş, mal veya hizmet üretimine ilişkin olmayan bir iş ise, bu tür bir ilişki doğmaz.
Alt işveren işçilerinin bir kısmının, üstlenilen hizmet dışında asıl veya yardımcı başka işte çalıştırılmaları, asıl-alt işveren arasındaki sözleşmeyi muvazaalı hale getirmez. Sadece başka işte çalıştırılan işçi açısından asıl alt işveren ilişkisinin unsurlarının bulunmadığı kabul edilmelidir.
Alt-asıl işveren arasındaki ilişki, niteliğine göre, eser, taşıma, kira gibi sözleşmelere dayanır. Alt işveren üstlendiği işi sözleşme koşulları doğrultusunda, ama kendi adına ve bağımsız bir biçimde yürütür. Çalıştırdığı işçilerle kendi adına iş sözleşmesi yapar; gerekli talimatları verir; işçilere ücretlerini kendisi öder; ücret bordrolarını düzenler; SSK primlerini yatırır.
Bir asıl işin, yasa kapsamında işveren tarafından alt işverene verilmesinin düzenlenmesi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/7 maddesi ve Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca muvazaa iddialarının araştırılmasına engel teşkil etmez. Söz konusu hükümde sayılan işlerin alt işverene verilmesine dayanılarak iş sözleşmesinin feshi, muvazaa iddiasının ispatı hâlinde geçersiz olacaktır.
Muvazaa, Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla ve kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesi arzu etmedikleri görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Üçüncü kişileri aldatmak kastı vardır ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaanın ispatı genel ispat kurallarına tabidir. İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek istenmiş ve 4857 sayılı İş Kanununun 2/7 maddesinde bu konuda bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir. Bu kriterler, asıl işveren işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi sureti ile haklarının kısıtlanması veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisinin kurulması olarak belirtilmiştir. Asıl işveren ve alt işveren arasındaki sözleşmenin muvazaalı olması halinde, alt işveren işçisi, aynı madde uyarınca başlangıçtan itibaren asıl işveren işçisi sayılacaktır. Böyle bir durumda işe iade isteyen alt işveren işçisinin asıl işveren işyerine işe iadesine karar verilmesi gerekir. Zira, alt işveren gerçekte işveren değildir ve işveren sıfatı bulunmamaktadır.
Tarafların gerçek iradeleri işçi temini olduğu halde, bunu bir asıl işveren alt işveren ilişkisi olarak göstermişlerse muvazaalı bir hukuki işlem söz konusudur. Asıl işveren işçilerinin hakları kısıtlanarak alt işveren işçisi olarak çalıştırılması, hangi alt işverenle çalıştıklarını bilmemesi gibi bulgular bu ilişkinin muvazaalı olduğuna işaret eden diğer özelliklerdir.
Asıl-alt işveren ilişkisinde ilişkinin muvazaalı veya yasadaki unsurları taşıyıp taşımadığının belirlenmesinde;
Biri asıl diğer hukuksal ve ekonomik bağımsızlık ile ayrı bir iş organizasyonuna sahip iki ayrı işverenin bulunup bulunmadığı,
Alt işveren işçilerinin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılıp çalıştırılmadıkları,
Alt işverene verilen işin, işyerinde asıl işveren tarafından yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin, yardımcı işlerinden olup olmadığı,
Alt işverene verilen işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olup olmadığı;
Alt işverenin daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kişi olup olmadığı;
Alt işverenin işe uygun yeterli ekipman ile tecrübeye sahip olup olmadığı;
İstihdam edeceği işçilerin niteliklerinin yapılacak işe uygun olup olmadığı;
Alt işverene verilen işte, asıl işveren adına koordinasyon ve denetimle görevlendirilenlerden başka asıl işverenin işçisinin çalışıp çalışmadığı;
Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin iş hukukunun öngördüğü kamusal yükümlülüklerden kaçınmayı amaçlayıp amaçlamadığı;
Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut mevzuattan kaynaklanan bireysel veya kolektif haklarını kısıtlamaya ya da ortadan kaldırmaya yönelik yapılıp yapılmadığı
Hususlarının araştırılması ve irdelenmesi gerekir.
Alt işveren işçilerinin bir kısmının, üstlenilen hizmet dışında asıl veya yardımcı başka işte çalıştırılmaları, asıl-alt işveren arasındaki sözleşmeyi muvazaalı hale getirmez. Sadece başka işte çalıştırılan işçi açısından asıl alt işveren ilişkisinin unsurlarının bulmadığı kabul edilmelidir.
Bir alt işveren, bir asıl işverenden sözleşme ile üstlendiği mal veya hizmet üretimi için belirli bir organizasyona, uzmanlığa ve hukuksal bağımsızlığa sahip değilse, kısaca üretim ya da hizmet sunumuna ilişkin ekonomik faaliyetin bağımsız yönetimini üstlenmemişse asıl işveren alt işveren ilişkisinden çok olayda, asıl işverene işçi temini söz konusu olacaktır (Yargıtay 9 HD’nin, 2015/23614 E-27096 K sayılı ilamı).
Dosya içeriğine göre, davacı, davalı …’ye (davalı … Endüstri AŞ bundan böyle … olarak anılacaktır.) ait işyeri olan tersanede, …’nin üstlendiği 3. Boğaz Köprüsü’nün çelik tabliyelerinin imalat işlerinde kaynak, taşlama ve montaj işçisi olarak çalışmıştır. Davalılar arasındaki “İstisna Akdi” başlıklı Sözleşme’nin 9.1 ve alt bentlerinde; … tarafından kaynak makinesi, kaynak kablosu, oksijen takımı, taş motoru, gerekli olduğu taktirde iskelelik malzeme, kaldırma ve taşıma araç gereçlerini ve ayrıca bir defaya mahsus olmak üzere kaynak maskesi, maske camı, oksijen camı, oksijen gözlüğünün Firma’ya, yani …-…Mühendislik’e verileceği belirtilmiştir.
Davalı …’nin cevap dilekçesinde de açıkça belirtildiği üzere; … köprü yapım işini ihale ile yüklenen bir firma olmadığı gibi, söz konusu köprü yapım işinin tüm çelik işlerini alan firma da değildir. Davalı …, ihale alan firmalardan, köprü yapım işinin bir parçası olan çelik tabliye imalatı işini almış ve bu işi de daha sonrasında diğer davalı …-…Mühendisliğe vermiştir. Yani kamu makamlarından doğrudan ihale ile iş yüklenmiş değildir. Bu iş davalının da kabulü üzere çelik konstrüksiyon işi olup, cevap dilekçesinde belirtildiği üzere, davalının asıl faaliyet alanı gemi endüstirisinin yanı sıra çelik konstrüksiyon işidir. Buna göre, davalı ….’nin yüklenmiş olduğu asıl işi, alt işverene kendi işyerinde kendi alet ve tesisatı ile gördürmektedir. 4857 sayılı yasanın 2/6. maddesine göre, asıl işin alt işverene gördürülmesi, ancak asıl işin bir bölümü için geçerli olabilir. Ayrıca, asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi için, verilen iş, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olmalıdır.
Davalı …’nin faaliyet konusu, işletmenin ve işin niteliği de dikkate alındığında, somut uyuşmazlıkta alt işverene verilebilecek bu nevi bir uzmanlık gerektiren iş bulunmamaktadır. Ayrıca, davalı şirket, yüklendiği işin organizasyonunu ve yönetimini yaptığını, üretimi alt işverenlere yaptırdığını beyan etmiş ise de, anılan madde metninden anlaşılacağı üzere asıl işin tamamının alt işverene verilmesi halinde geçerli bir alt işveren-asıl işveren ilişkisi olmadığı kanaatine varılmıştır.
Buna göre davalılar arasındaki alt-asıl işveren ilişkisini muvazaalı olduğu ve davacının baştan itibaren davalı ….’nin işçisi olarak kabul edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Işe iadenin mali sonuçlarından ise muvazaalı bir hukuki ilişki içerisine giren her iki davalıda müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaktır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının, davalılardan…Gemi Endüstri AŞ nezdinde İŞE İADESİNE,
3- Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni ve davacının talebi de dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4- Davacının süresi içinde başvurması halinde kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine,
5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6- Davacının yaptığı harçlar dahil toplam 986,00 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
7. Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasında, gider avanslarından kullanılmayan kısımlar varsa karar kesinleştiğinde davalılara iadesine,
8. Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. si uyarınca belirlenen 1.980,00 TL. maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
9. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine,
Kesin olarak 19.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.