Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/30859 E. 2017/25269 K. 21.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/30859
KARAR NO : 2017/25269
KARAR TARİHİ : 21.11.2017

MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVATÜRÜ:ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti
Davacı vekili davacının asıl işveren …’nin alt işvereni olan davalı şirket bünyesinde Tıbbi Atık Toplama Sorumlusu olarak görev yaptığını, iş sözleşmesinin davalı işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalıların Cevabının Özeti:Davalı … vekili, Belediye ile diğer davalı şirket arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını, Belediyenin ihale makamı olduğunu, bu sebeple Belediye husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Taşıma ve Temizlik Hizmetleri A.Ş. vekili ise, iş sözleşmesinin davacı tarafça feshedildiğini, imza föylerine göre davacının çalışma gün ve saatlerinin kanuna uygun olarak belirlendiğini, fazla çalışma yapıldığı takdirde karşılığının ödendiğini, bu hususun imzalı bordrolar ile sabit olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı, davacı vekili ile davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının yıllık izin ücreti alacağı bulunup bulunmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 53 üncü maddesine göre, işyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir. Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez.Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. Aktin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür.Somut uyuşmazlıkta, davacı işçi yıllık izinlerini kullanamadığını ileri sürmüş, davalı işveren ise yıllık izin defteri sunarak, işçinin çalıştığı süreye ait tüm izinlerini kullandığını savunmuştur. Mahkemece, işçinin imzasını içeren yıllık izin defterine itibar edilerek, yıllık izin ücreti talebinin reddine karar verilmiştir. Ancak davacı işçi yargılamanın başından itibaren işyeri kayıtlarının kendisine zorla imzalatıldığını ileri sürmüş olup, gerçekten de, dosya içinde bulunan puantaj kayıtları ve bordrolar ile yıllık izin defteri karşılaştırıldığında, izin dönemleri yönünden kayıtların birbiri ile örtüşmediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, kayıtların birbiri ile uyuşmadığı tespit edilen dönemler yönünden izin belgesine değer verilmesi hatalıdır. Yıllık izin belgesinin davacı tarafça kabul edilmediği dikkate alınarak, bu belge ile puantaj ve bordrolar karşılaştırılmak suretiyle, birbiri ile uyuşmayan dönemler yönünden izin ücreti alacağı talebinin kabulüne karar verilmelidir.
3-Taraflar arasında bir diğer uyuşmazlık davacının hafta tatili alacağı bulunup bulunmadığı hususundadır.4857 sayılı İş Kanununun 46 ncı maddesinde, işçinin tatil gününden önce aynı Kanunun 63 üncü maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması koşuluyla, yedi günlük zaman dilimi içinde yirmidört saat dinlenme hakkının bulunduğu belirtilmiş, işçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46 ncı maddenin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır.Hafta tatili izni kesintisiz en az yirmidört saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez. Hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin yirmidört saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır.
2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 3 üncü maddesine göre, hafta tatili Pazar günüdür. Bu genel kural mutlak nitelikte olmayıp, hafta tatili izninin Pazar günü dışında da kullandırılması mümkündür. Dosya kapsamına göre, davacı haftanın her günü çalıştığını, ancak hafta tatili ücreti ödenmediğini ileri sürmüş olup, davalı ise davacının haftada altı gün çalıştığını, hafta tatili çalışmasının bulunmadığını savunmuştur. Her ne kadar, bilirkişi raporunda davacının ayda iki hafta tatili çalıştığı kabul edilerek, hafta tatili alacağı hesaplanmış ise de, mahkemece işyeri kayıtlarının düzenli olduğu, günü gününe tutulduğu davacı tarafından herhangi bir çekince kaydı konulmadan imzalandığı ve süresi içinde irade bozukluğu ileri sürülmediği buna göre bordrolarda tahakkuk ettirilen ve ödenen alacakları ve puantaj kayıtları dışında fazla çalışmalarının bulunmadığının anlaşıldığı belirtilerek hafta tatili alacağı talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece fazla çalışma alacağının reddine yönelik olarak belirtilen gerekçeye dayanılmış ise de, somut olarak hafta tatili alacağı talebinin reddine dair herhangi bir gerekçe ortaya konulmamıştır. Diğer taraftan, dosya içinde davalı tarafça sunulan imza föyleri ile puantaj kayıtları ve bordrolar bulunmakta olup, mahkemece bu belgeler konusunda gerekli ve yeterli değerlendirmenin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tanıkları, davacının ayda iki pazar mesaiye çağrıldığını, davalı tanıkları ise Pazar günü mesaisinin olduğunu, davacı pazar mesaisine geldiği takdirde ücretinin ödendiğini ifade etmiştir. Buna göre mahkemece yapılması gereken iş, taraf tanıklarının pazar günü çalışıldığına dair beyanları, bordrolar, puantaj kayıtları ve imza föyleri birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının hafta tatili alacağı bulunup bulunmadığının belirlenmesidir. Davacının imzası ile teyit edilmeyen kayıtlara itibar edilemeyeceği de göz önüne alınarak, gerekli inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra hafta tatili alacağı talebi hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 21.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.