Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/44623 E. 2017/28935 K. 18.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/44623
KARAR NO : 2017/28935
KARAR TARİHİ : 18.12.2017

MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İŞE İADE

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davalı idare ile yüklenici … Doğa Entegre Geri Dönüşüm Endüstri A.Ş. firması arasında söküm ve hurda alımı işi sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında davalı işverene ait hurda metal, hurda kabloların alınması ve demontajı vb. işlerin yüklenici firma tarafından ifa edildiğini, davalı işveren bünyesinde Satınalma ve Tedarikçi Yönetim Genel Müdürlüğü yardımcılığı Lojistik Direktörlüğü tarafından 18.11.2015 tarih ve 401160 sayılı yazısı ile İç Denetim Başkanlığına yapılan bildirim üzerine 26.11.2015 tarih ve 51723 sayılı onayı ile soruşturma yapılmasına karar verildiğini, bu soruşturma sonucunda müvekkili …’ün görevinde ihmalkarlık gösterdiği, hurda kabloların zamanında değerlendirilmemesine neden olduğu, çalışma hakkını dürüstlük çerçevesinde kullanmadığı kanaatiyle Personelin Disiplin işlemlerini gerçekleştirmek üzere Genel Müdürlük Disiplin Kuruluna tevdiine karar verildiğini, bu kurul tarafından müvekkili …’ün 4857 sayılı kanunun 25/II-e maddesi uyarınca “işverenin güvenini kötüye kullanma, hırsızlık yapma, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması” nedeniyle işten çıkarma cezasına karar verildiğini, davalı tarafından iş akdi feshinin haksız ve dayanaksız olduğunu ileri sürerek işe iadesini talep etmiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının görevinde ihmalkarlık gösterdiğini, bu durumun hurda bakır kablonun zamanında değerlendirilmemesine neden olduğunu, dolayısı ile iş ve işveren arasındaki güven ilişkisini zedeleyici davranışlarda bulunduğu kanaatine varıldığını, davacının kasıtlı ve kusurlu fiilleriyle işçi-işveren arasındaki güven ilişkisini zedelediğini, şirketin maddi zararına neden olduğunu, Toplu İş Sözleşmesindeki 79. maddenin 3. bendinden ve 4857 sayılı İş Kanununun 25. maddesinin 2-e bendinde yer alan hükümler gereğince işten çıkarma cezası ile cezalandırıldığını, yapılan fesih işleminin haklı sebeplere dayanılarak yapıldığını, şirket tarafından yapılan soruşturma da davacının hurda satımı ile ilgili açıktan para talep ettiğini, bununda firma yetkililerince çekilen cep telefonu video kayıtları ile sabit olduğunu, bu tespitler sonucunda iş sözleşmesi fesih işleminin gerçekleştirildiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Karar, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında davacının iş akdinin haklı veya geçerli nedenle feshedilip feshedilmediği noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Dosya içeriğinden; tarafların iddia ve savunmaları dosyaya sunulduktan sonra ilk derece mahkemesince hukukçu bilirkişiden alınan raporda, davacının iş akdinin feshinin geçersiz olduğu ve davacının işe iadesinin gerektiği yönünde görüş bildirildiği görülmektedir. Yapılan yargılama neticesinde ilk derece mahkemesince verilen kararda, “Somut olayda; davalı şirketin ilgili birimlerince hazırlanan 25.02.2016 tarihli soruşturma raporunda, yüklenici firma tarafından sökümü gerçekleştirilen … İl Müdürlüğü bünyesindeki santralin hurda satışı esnasında metal hurda arasına hurda santral kablosu karıştırıldığı, dolayısıyla teslimat sırasında yapılan tartım ile firmanın hurdaları kendi deposuna aktarması sırasında yaptığı tartım sonuçlarının farklı olduğu, metal ve kablo hurdası arasında oluşan 280 kg farkın araca açıktan yüklenen kablodan kaynaklandığı, davacı …’ün talep noktasına tartılarak teslim edilen 4.200 kg ve 1.090 kg hurda kabloyu SAP kayıtlarına almadığı ayrıca, 1.260 kg hurda kabloyu kayıt dışı olarak depoda bulundurduğu,… R/L binasında 1.740 kg hurda bakır kabloyu amirlerinin bilgisi dışında usulsüz olarak depoladığı ve SAP kayıtlarına almadığı, Bölge Satınalma Müdürlüğü’ne bilgi vermekle birlikte …’a 2 kez gelen yüklenici firmaya kabloların tamamını teslim etmediği ve kalan 5.580 kg hurda kablonun firmaya teslim edilmesine ilişkin olarak Mart/2015’ten sonra herhangi bir girişimde bulunmadığı, Genel Müdürlük ve Bölge Müdürlüğü birimlerinden gelen bilgi taleplerine verdiği cevaplarda talep noktasında yada R/L binasında bulunan hurda kabloları bildirmediği yada eksik olarak bildirdiği, davacının görevinde ihmalkarlık gösterdiği, bu davranışları ile hurda bakır kablonun zamanında değerlendirilmemesine neden olarak davalı şirketi maddi zarara uğrattığı tespitleri yapıldığı, her ne kadar dosya içeriğinden işverence dayanılan haklı fesih olgusu somut verilerle ispatlanamamış ise de, davacının da kabulünde bulunan bazı eylemler göz önüne alındığında, taraflar arasındaki güven ilişkisinin davacının bu davranışları nedeniyle sarsıldığı ve iş ilişkisini sürdürmesinin davalı işverenden beklenemeyeceği, davacının bu davranışının, iş barışını ve iş yerinin işleyişini bozacak bir davranış olduğu, davacının iş sözleşmesinin feshinin en azından geçerli nedene dayandığı, feshin haklı olup olmadığının ise ileride açılması muhtemel tazminat davasında değerlendirilebileceği kanaati …” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafın istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ise, “Somut uyuşmazlıkta, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere haklı nedenle fesih olgusu ispatlanmış değildir. Mahkemece davacınında ikrarında olan birtakım eylemlerin varlığından yola çıkılarak geçerli nedenle feshin koşullarının oluştuğu ve iş ilişkisinin devamının işverenden beklenemeyeceğinden hareketle davanın reddine hükmedilmiştir. Ancak, dosya kapsamına göre,davacının ikrarında olan eylemlerin varlığı söz konusu değildir. Davacı işçi aşamalardaki beyanlarında kendisine isnad edilen eylemlerle ilgili olarak gerekçelerini, itirazlarını ileri sürmüştür. Haklı yada geçerli nedenle feshin gerçekleştiğini işveren ispatlamalıdır. Feshe konu eylemlerle ilgili davalı işverenlikçe yapılan soruşturma raporunda bir eylemle ilgili olarak açık somut bir bilgiye rastlanmadığı ifade edilmiştir. Davalı vekili aynı zamanda suç teşkil edebilecek feshe konu eylemlerle ilgili olarak duruşma safhasında davacı işçi hakkında suç duyurusunda bulunulmadığını ifade etmiştir. Dosyada dinlenen davacı tanıkları davacı iddialarını destekler mahiyette beyanda bulunmuşlardır. Davalı işverenliğin feshe ilişkin disiplin kurulu kararının da 4 üyenin muhalefeti ve oy çokluğuyla alındığı anlaşılmaktadır. Tüm bu maddi ve hukuki olgulara göre,davacının iş sözleşmesinin feshinin haklı yada geçerli nedene dayandığının davalı tarafça kesin, şüpheden uzak ve inandırıcı delillerle ispatlanamadığı…” gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Davacı taraf haksız fesih yapıldığını ileri sürmüş, davalı taraf haklı nedenle fesih yapıldığını savunmuştur. İlk derece mahkemesince feshin geçerli nedene dayandığı belirtilirken bölge adliye mahkemesince feshin haklı veya geçerli nedene dayandığının ispat edilemediğini ifade etmiştir.
Ne var ki, gerek ilk derece mahkemesince gerekse bölge adliye mahkemesince teknik bir kısım hususları içeren feshe konu eylemlerle ilgili incelemenin yeterince yapılmadığı, dosya kapsamındaki değerlendirmelerin ise davaya konu olaylar yeterli olarak aydınlatılmadan yapıldığı, her ne kadar ilk derece mahkemesince hukukçu bilirkişiden rapor alınmış ise de hükme esas alınmayan bu raporunda konunun aydınlatılması hususunda yeterli olamadığı görülmektedir.
Hal böyle iken, davaya konu olayda, fesih konusunda belirtilen eylemlere ilişkin olarak işyerinde konusunda uzman bilirkişi heyeti marifetiyle keşif yapılarak alınacak bilirkişi raporu dosya içeriğiyle birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken yukarıda da izah edildiği üzere, feshe konu eylemlerle ilgili ilk derece mahkemesince sadece hukukçu bilirkişiden alınan rapor teknik bir kısım hususu da içeren konunun aydınlatılması yönünden yeterli olmamış, dosya kapsamındaki değerlendirmeler de konu yeterince aydınlatılmadan yapılmıştır.
Bu nedenle, bölge adliye mahkemesince eksik inceleme ile yazılı şekilde verilen karar bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 18.12.2017 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.