Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/13459 E. 2015/22212 K. 10.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13459
KARAR NO : 2015/22212
KARAR TARİHİ : 10.12.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

… ile … ve … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 31.10.2013 gün ve 289/578 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ile … mirasçıları … ve … tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
… A R A R

Davacılar vekili; tarafların 10.6.2012 tarihinde biraraya gelerek müşterek murisler…. ve …’dan intikal eden dava konusu 557, 366, 1101, 925, 107, 926, 1544, 1675, 1659, 1671, 834, 760, 324, 12, 818, 804, 594, 1182 ve 696 parsel sayılı taşınmazlar hakkında miras taksim sözleşmesi yaptıklarını açıklayarak, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile taksim sözleşmesinde belirtildiği üzere davacılar ve davalılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, dava konusu taksim sözleşmesini kabul etmediği için yırttığını, geçerli bir taksim sözleşmesi bulunmadığını, davalı … ise imzaladığı belgenin tapuda intikal işlemine ilişkin olduğunun söylendiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalı …’nın taraflar ayrılmadan sözleşmeyi yırtma eyleminin sözleşme yapma iradesi olmadığı, sözleşmedeki imzasını geri çektiğini gösterdiği, mirasçılar arasında geçerli miras taksim sözleşmesinin bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, tarafların ortak miras bırakanlarına ait mirasın, tüm mirasçılar arasında taksim edildiğini iddia ederek tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuşlardır. TMK’nun 676.maddesi hükmüne göre; tapulu taşınmazlara ilişkin paylaşma sözleşmesinin geçerliliği tüm mirasçıların katılımı ile yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Ancak; mirasçılar adına paylı mülkiyet şeklinde tapuya kayıtlı olan taşınmazlara ilişkin taksim sözleşmesinde, paylı mülkiyete geçilmekle taşınmazlar mirasbırakanların terekesinden çıktığından ve elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olmadığından, payın temliki resmi şekilde yapılması (TMK.m.706, 6098S. TBK.m 237) gerekeceğinden, tüm mirasçıların katılımıyla da yapılsa yazılı sözleşmeye değer verilemez.
Somut olaya gelince, dosya arasında mevcut, 10.06.2012 tarihli “…. ve …’nın mülklerinin varislere taksimi” başlıklı sözleşme, mirasçılık belgeleri ve tapu kayıtlarının incelenmesinde; bahsi geçen sözleşmenin miras bırakanlar …. ve …’dan kalan taşınmazların paylaşımına ilişkin olduğu, adı geçen mirasbırakanlarından….’nın 21.07.1983, …’nın ise 26.01.2012 tarihinde öldükleri, tüm mirasçılarının sözleşmede yer aldığı ve sözleşmeye konu taşınmazların mirasbırakanlar adına kayıtlı olup intikal görmedikleri anlaşılmıştır. Dayanak miras taksim sözleşmesi TMK’nun 676. maddesi uyarınca tüm mirasçıların katılımı ile usulüne uygun şekilde düzenlenmiştir.
Bundan ayrı, davaya konu edilen sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun sözleşmenin kurulmasına ilişkin 1. Maddesinde; “iki taraf karşılıklı ve birbirine uygun surette rızalarını beyan ettikleri takdirde, akit tamam olur” hükmü ile; sözleşmenin tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulacağı; “kabul için bir müddet tayin olunmaksızın hazır olan şahsa karşı vaki olan icap derhal kabul olunmadığı takdirde onu yapan bağlı kalmaz” hükmüyle de, hazırlar arasında yapılan sözleşmedeki kabul beyanı ve sözleşmenin kurulması düzenlenmiştir. Esasen bu hususlar sonradan 01.07.2012’de yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu’nun 1 ve 4. maddelerinde de aynen benimsenmiştir. Bu durumda, kabul beyanında bulunulduğu anda sözleşme kurulmuş olacaktır. Sözleşmenin hüküm ve sonuçlarını doğurması açısından ise, hazırlar arasında yapılan sözleşmede, kabul beyanının yapıldığı yani sözleşmenin kurulduğu andan itibaren sözleşme hüküm ve sonuçlarını doğurması başlayacaktır. (EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 12. Baskı, …, 2010,s. 234-236, KILIÇOĞLU, Ahmet M., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 16. Bası (İlave Bası), …, 2012, s. 71-73). Kabul iradesi yöneltildiği şahsa ulaştığı anda tamamlanır ve bu sebeple ulaşma anından sonra bunun geri alınması (kabulden dönülmesi) geçerli değildir. Somut olayda davalının kabul beyanı sözleşmenin diğer taraflarına ulaşmıştır. O halde, taraflar arasındaki taksim sözleşmesinin taraflarca yazıya geçirilip, imzalandıktan sonra, davalı … tarafından yırtılması, yapılmış olan icap ve kabul beyanının usulünce geri alındığı, bir başka anlatımla sözleşmeden dönüldüğü anlamına gelmemektedir. Kalkı ki, tüm mirasçıların birlikte düzenledikleri taksim sözleşmesinden sadece bir mirasçının sonradan dönmesi de sonucu etkili değildir.
Sözleşmenin yazıya geçirilip, imzalandıktan sonra davalı … tarafından alınarak yırtılmaya çalışıldığı tanıklarca da doğrulandığına göre; yukarıdaki açıklamalar ışığında, taraflar arasındaki davaya konu taksim sözleşmesinin geçerli olduğu kabul edilerek, taksim sözleşmesinin kapsamının belirlenmesi ve gerçekleşecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde miras taksim sözleşmesinin geçersiz olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 440/I. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara ve … mirasçıları … ve …’a iadesine, 10.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.