YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/32223
KARAR NO : 2017/25256
KARAR TARİHİ : 21.11.2017
MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVATÜRÜ:ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin haklı sebep olmadan feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde davacının en son saat ücretinin 10,50 … Riyali olduğu iddia edilmiştir. Sunulan işyeri kaydında da, saat ücretinin 10,50 … Riyali şeklinde gösterildiği anlaşılmaktadır. Bu halde, mahkemece, davacının son ücret miktarının belirlenmesinde, saat ücretinin 10,50 … Riyali olduğunun kabul edilerek sonuca gidilmesi gerekirken, aylık ücretin brüt 830,00 … Doları olduğunun kabul edilmesi hatalıdır.Diğer taraftan, ücretin brüt tutarının nasıl tespit edilmesi gerektiği sorunu bakımından; yurt dışında çalışan işçinin, yurt içinde çalışan işçiler gibi brüt ücretinin belirlenmesi mümkün değildir. Bu noktada özellikle davacı işçinin 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 86. maddesinde düzenlenen topluluk sigortasından yararlanıp yararlanmadığı ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 6. madde hükümleri de dikkate alınarak isteğe bağlı sigortalılık durumunun ne olduğu belirleyici olacaktır. Mahkemece, bu hususlar açıklığa kavuşturulmadan davacının brüt ücretinin yazılı şekilde tespit edilmesi de hatalı olmuştur.
3-Eldeki davaya uygulanacak mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 83. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcu vade veya fiilî ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini istiyebilir” hükmü düzenlenmiş olup, alacakların hangi para birimi üzerinden hesaplanacağı ve hüküm altına alınacağı noktasında, davacı taraf, …Riyali ve Türk Lirası arasında tercih hakkına sahiptir. Ancak, alacağının … Doları üzerinden hesaplanması ve hükme bağlanması talebi yerinde değildir. Mahkemece bu yönün dikkate alınmaması da hatalıdır.
4-13/04/1998-21/04/1999 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından, dosyaya sunulan 21/04/1999 tarihli işçi imzalı dilekçede, işçinin ailevi sorunlarından dolayı işten çıkışının yapılmasını talep ettiğine ilişkin beyanı mevcuttur. Davacı vekili, istifa dilekçesinin geçerli olmadığını ileri sürerek itirazda bulunmuştur. Davalı vekili ise, bu dönem çalışmasının davacının istifası ile sona erdiğinden kıdem ve ihbar tazminatı ödemesine hak kazanılmadığını savunmuştur. Mahkemece, söz konusu istifa dilekçesinin geçerli olduğu kabul edilerek, davacının haklı bir sebep olmadan dönem çalışmasını sonlandırdığı kabul edilmiş ve bu çalışma dönemi hesaplamadan dışlanmıştır. Ne var ki, 21/04/1999 tarihli işçi imzalı istifa dilekçesi mevcut ise de; aynı çalışma dönemine ilişkin dosyaya sunulan “ibraname-feragatname” başlıklı Türkçe düzenlenmiş, işçi imzasını taşıyan belgede, herhangi bir miktar belirtilmeksizin, davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapıldığı yazılıdır. Bir taraftan davacının istifa ettiğinin ileri sürülmesi diğer taraftan ise davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapıldığına ilişkin matbu ve miktarsız ibraname sunulması çelişkilidir. Ayrıca, davalı savunması ile ibranamenin de birbiriyle çelişki içerisinde olduğu açıktır. Bu çelişkiler karşısında, tartışmaya konu istifa dilekçesine ve ayrıca ibranameye itibar edilmesi hukuken mümkün değildir. Mahkemece, aksi yönde kabulle sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
5-Kabule göre de; bilirkişi raporunda hesaplanan brüt tutardaki kıdem tazminatının “net” ifadesiyle hüküm altına alınması çelişkilidir. İhbar tazminatı alacağı bakımından ise, hüküm altına alınan tutarın net mi brüt mü olduğunun hüküm sonucunda belirtilmemesi, infazda tereddüte yol açacak nitelikte olması sebebiyle yerinde değildir.
Yukarıda yazılı sebeplerden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.