Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/19342 E. 2017/13200 K. 13.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/19342
KARAR NO : 2017/13200
KARAR TARİHİ : 13.09.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; 05/02/2001-19/02/2016 tarihleri arasında davalı işyerinde lastik kontrol operatörü olarak çalıştığını, davacının ameliyat olduğunu, tedavisinin sürdüğünü, raporunun halen devam ettiğini, iş akdinin 4857 Sayılı Kanunun 25/I-b-2 maddesi uyarınca feshedildiğini feshin haksız ve hakkaniyete aykırı olduğunu iddia ederek haksız feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine yasadan doğan hakların ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı vekili, davacının sağlık nedeniyle 2014 yılı ile 19/02/2016 tarihleri arasında kesintisiz olarak 758 gün rapor alarak işine devamsızlık yaptığını, iş akdinin 4857 Sayılı Yasa’nın 25/I-b-2 maddesi gereğince haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, “davacıya ait 2014, 2015 ve 2016 yıllarında alınmış raporlar incelendiğinde; davacının 10/03/2014 tarihinden, iş akdinin feshedildiği 19/02/2016 tarihine kadar aralıksız raporlu olduğu , davacının hizmet süresine göre önel süresinin 4857 Sayılı Yasa’nın 17/d maddesi gereğince 8 hafta olduğu, bu süreye 6 hafta eklendiğinde (14 hafta – 98 gün ) davacının istirahatlı olduğu günlerin bu süreyi aştığı, dolayısıyla davalı işverenin, davacının iş sözleşmesini feshetmesinin 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 25/I.b bendi 2. fıkrasına uygun düştüğü ve feshin haklı fesih olduğu” gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan; taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel teşkil etmekle def’i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir.
6100 sayılı HMK.’un 114/d maddesi uyarınca tarafın, taraf ve dava ehliyetine sahip olması dava şartıdır. Bu şart olumlu giderilebilir dava şartıdır. Aynı kanunun 115. Maddesi uyarınca süre verilerek tamamlatılması gerekir.
6100 sayılı HMK.’nun 55. Maddesi uyarınca taraflardan birinin ölümü halinde mirasçılar mirası kabul veya reddetmemiş ise bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hakim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir”. Bu hüküm mirasçıların mal varlığını etkileyen davalarda dikkate alınmalıdır. Zira mirasçılara intikal etmeyen, tarafın ölümü ile konusuz kalan davalarda gerek bulunmamaktadır.
Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, TMK.’nun 28/,I maddesi uyarınca ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu durumda mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu halde, ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının, davayı mecburî dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, davanın 03.03.2016 tarihinde açıldığı, 02.05.2016 tarihinde mahkemece karar verildiği, bu kararın 03.05.2016 tarihinde davacı vekili tarafından temyiz edildiği ancak bu aşamada davacının 21/06/2016 tarihinde öldüğü UYAP sisteminde bulunan nüfus kayıt örneğinden anlaşılmıştır.
Davacının ölümü halinde taraf ehliyeti ortadan kalkacağından taraf teşkili bozulmuştur. Bu durumda mirası reddetmeyen mirasçıların davaya zorunlu dava arkadaşı olarak davaya devam etmesi gerekir.
Davacı kararın temyizinden sonra vefat ettiğinden temyize yönelik işlemlerin mirası reddetmeyen mirasçılar tarafından zorunlu dava arkadaşı olarak yapılması, başka bir deyişle tüm mirasçıların davaya devam etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, Mahkemece yargılama aşamasında ölen davacının yasal mirasçılarının davadan haberdar edilmesi ve yukarıda belirtilen usulü işlemler yapılarak yargılamaya devam edilmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 13/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.