YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/19113
KARAR NO : 2017/13214
KARAR TARİHİ : 13.09.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin Yangın&Mühendislik departmanında yönetici(müdür yardımcısı) olarak davalı işyerinde çalışırken 15/12/2015 tarihinde davalı işveren tarafından müvekkilinin rızasını yansıtmayan protokolle müvekkilinin iş akdinin haksız nedenle feshedildiğini iddia ederek davacı işçinin iş akdinin feshinin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili , iş sözleşmesinin davacının istifa iradesine karşılık müvekkili şirket ile karşılıklı mutabakata varması sonucu sona erdiğini, davanın mutabakata aykırı olarak açıldığını, davacının sözleşme akdederken iradesinin fesada uğramadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, taraflarca imzalanan 15.12.2015 tarihli “İş sözleşmesinin sona ermesinin sonuçlarına ilişkin sulh protokolü” başlıklı belgede, tarafların karşılıklı anlaşarak iş sözleşmesinin sonlandırıldığı, iş sözleşmesinin sona ermesine karşılık davacıya brüt 91.227,96 TL kıdem tazminatı, brüt 19.894,85 TL ihbar tazminatı ve brüt 8.800 TL kullanılmayan yıllık izinlerin karşılığı olarak toplam brüt 119.922,81 TL ödeme yapılacağı ve ayrıca işverenin tasarrufu doğrultusunda brüt 52.800,00 TL ek ödeme yapılacağının belirtildiği, söz konusu belgenin davacının yaşı ve niteliğine göre iradesinin fesada uğratılarak alındığı hususu iddia ve ispatlanamadığı, bu itibarla kararlaştırılan bedele göre davacının karşılıklı mutabakat sözleşmesi yapmasında makul yararının karşılandığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
Öte yandan, ön inceleme duruşması taraflar arasındaki uyuşmazlıkları tespit etmek için yapılmaktadır. Ön inceleme duruşması yapılmadan, taraflar arasındaki uyuşmazlık usulünce tespit edilmeden önce taraflara tanık isim ve adreslerini bildirmesi için kesin süre verilemez. Tarafların uyuştukları ve ayrıştıkları hususlar henüz belirlenmeden taraflardan, ön inceleme duruşmasından önce davanın daha başında (tensiple) tanık isim ve adreslerini bildirmeleri beklenemez. Mahkemece buna aykırı davranılması da 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesinde belirtilen hukuki dinlenilme hakkını zedeler.
Aynı Kanunun 243. Maddesinin 1. Fıkrasına göre “ Tanık davetiye ile çağrılır. Ancak, davetiye gönderilmeden taraflarca hazır bulundurulan tanık da dinlenir. Şu kadar ki, tanık listesi için kesin süre verildiği ve dinlenme gününün belirlendiği hâllerde, liste verilmemiş olsa dahi taraf, o duruşmada hazır bulundurursa tanıklar dinlenir.”
Bu hükümler nedeni ile, ön inceleme aşamasında uyuşmazlık tespit edildikten sonra tanık dinletme talebi olan davalının tanık deliline dayanıp dayanmadığı tespit edilmeli, tanık deliline dayanılmışsa tanık isim ve adreslerini bildirilmesi için kesin süre verilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta; mahkemece “İş sözleşmesinin sona ermesinin sonuçlarına ilişkin sulh protokolü” başlıklı belge ile davacının iradesinin fesada uğratılarak alındığı hususu iddia ve ispatlanamadığından ve makul yararının karşılandığından davanın reddine karar verilmişse de mahkemece davacı vekiline ön inceleme duruşmasının 22.3.2016 tarihinde saat 10.20’de yapılacağının bildirilmiş, davacı vekili tarafından ise 21.03.2016 tarihli mazeret dilekçesinin sunulmuştur. Davacı vekili bu dilekçede aynı gün saat 11.30 da …3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2014/1121 E. sayısı ile görülmekte olan davanın duruşmasına gireceğini bildirmiş, bu davanın duruşma tutanağının dilekçeye eklemiş ve 10,00 TL posta masrafını da 18.3.2016 da mahkeme veznesine yatırmıştır; ancak mahkemece 22/03/2016 tarihli celsede duruşma tutanağına davacı vekilinin mazeret dilekçesi sunduğu yazılmış ise de bu mazeret hakkında olumlu ve olumsuz bir karar verilmemiştir.
Dava konusu olayda iş akdinin sonlanmasına neden olan iş sözleşmesinin sona ermesinin sonuçlarına ilişkin sulh protokolünün irade fesadı ile imzalatıldığı iddiasının tanık deliliyle ispatlanabilir nitelikte olduğu ve davacının dava dilekçesinde tanık deliline dayandığını bildirmesi karşısında davacı vekilinin mazeret dilekçesi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden, davacıya tanık listesini sunması için süre verilmeden ve bildireceği tanıklar dinlenmeden davanın esası hakkında hüküm kurulması hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olup bozma nedenidir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 13.09.2017 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.