YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/816
KARAR NO : 2018/897
KARAR TARİHİ : 07.02.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanığın atılı suçdan mahkumiyetine dair 28/12/2016 tarihli hükmün sanık tarafından temyizi sonrasında, Dairemizin 19/12/2017 tarih, 2017/2486 – 2017/13810 E-K sayılı kararı ile mahkemenin kararının onanmasına karar verilmesinin ardından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 17/01/2018 tarih ve KD-2017/13762 sayılı itirazı üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesinin, 6352 sayılı Kanun’un 99. maddesi ile eklenen 3. fıkrası uyarınca yapılan incelemede;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 17/01/2018 tarih ve KD-2017/13762 sayılı sayılı itirazının KABULÜNE, Dairemizin karşılıksız yararlanma suçundan 19/12/2017 tarih, 2017/2486 – 2017/13810 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA karar verilerek yapılan incelemede;
Karşılıksız yararlanma suçu bakımından özel bir etkin pişmanlık düzenlemesi olan ve 6352 sayılı Kanun’un 84. maddesi ile eklenen TCK’nın 168/5. maddesi gereğince ve kanun koyucunun amacı doğrultusunda şikayetçi kurumun uğradığı zararın, vergisi dahil suç tutanağı ile belirlenmiş veya belirlenecek olan cezasız tutarın ödenmesi halinde şüpheli hakkında kamu davası açılamaz. Maddede bahsedilen zarar, vergisiz ve cezasız miktardır, uğranılan vergisiz ve cezasız zarar miktarının tesbiti amacıyla keşif yapılması için Cumhuriyet Başsavcılığınca CMK’nın 83 ve 162. maddelerine istinaden Sulh Ceza Hakimliğinden talepte bulunulması, dosya içeriğindeki delillere göre karşılıksız yararlanma suçunun oluştuğu kanaatine varıldığı takdirde şüphelinin TCK’nın 168/5. fıkrasında düzenlenen yasal imkandan faydalanabilmesi, bu hususun bir dava şartı olduğu ve CMK’nın 174 ve 223/8. maddeleri gereğince işlem yapılmasına da yol açabileceği değerlendirilerek şüpheliye belirlenen vergisiz ve cezasız zarar miktarını kamu davası açılmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde hakkında dava açılmayacağı da hatırlatılarak usulünce bildirilip, makul bir süre tanınması, soruşturma aşamasında zararın tamamen tazmini halinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi, tamamen tazmin edilmemesi halinde dava açılması gerektiği gözetilmelidir.
İnceleme konusu somut olayda; Cumhuriyet savcısının, bilirkişi aracılığı ile gerçek zarar miktarını tespit ederek, belirlenen zarar miktarını gidermesi halinde hakkında kamu davası açılmayacağı hususunda sanığa ihtar yapmaması nedeniyle, kovuşturma aşamasında kurumun uğradığı tüm zararı gideren sanık hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 168/5 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları ile bu bakımdan yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince istem gibi BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 168/5. ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, karardan bir suretinin Adli Sicil Kanunu’nun 6/2. maddesi uyarınca mahsus siciline kaydı için Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne mahkemesi tarafından gönderilmesine, 07/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.