Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2015/20520 E. 2015/19143 K. 13.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/20520
KARAR NO : 2015/19143
KARAR TARİHİ : 13.10.2015

T.C.
YARGITAY
7. Hukuk Dairesi

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
(İş Mahkemesi Sıfatıyla)
Dava Türü : Alacak

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı davalı işyerinde işçi olarak fen işleri temizlik bölümünde 1992-2011 yılları arasında çalıştığını 06.00-02.00 saatleri arasında tüm hafta içi ve hafta sonları çalıştığını, festivallerde 06-00.00 saatleri arasında ve ulusal bayramların tümünde dini bayramların ilk günü hariç çalıştığını, yine hafta tatillerinde de çalıştığını iddia ederek fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve dini bayramlar ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı, hafta tatillerinde ve ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıp çalışmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.
Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir
Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir
Davacı fen işleri temizlik bölümünde 06.00-02.00 saatleri arasında tüm hafta içi ve hafta sonları çalıştığını festivallerde 06-00.00 saatleri arası ulusal bayramların tümünde dini bayramların ilk günü hariç çalıştığını bunun yanında mevcut işleri bitene kadar ve çalıştıkları ünitedeki bölüm amirlerinin çalışma saatlerini sonlandırana kadar devam ettiğini, iş saatlerini aşar şekilde yapılan bu fazla mesai ücretlerinin ise ödenmediğini, hatta yaz döneminde işin yoğunluğu nedeniyle geç saatlere kadar çalıştıklarını ve sabahın erken saatlerinde de yine mesaisine devam ettiğini, ayrıca ilçe de yapılan festivallerde bu çalışmaların gün içinde daha fazla olduğunu saatleri arasında çalıştığını iddia etmiştir.
Davalı ise davacının fazla mesai alacağının olmadığını savunmuştur.
Davacı tanıklarından …; davacıyı tanıdığını, kendisi ile birlikte davalı belediyede çalıştıklarını, davalı … de 2003 yılında temizlik işçisi olarak işe başladığını, davacının 1992 yılında temizlik işcisi olarak işe başladığını, 2011 yılı torba yasası ile birlikte davacı ile birlikte milli eğitim bakanlığı bünyesinde çalışmaya başladıklarını, davacının işten ayrıldığı tarihlerde 1500,00 TL ücret aldığını, davalı … de 05:30-15:00 saatlerinde mesai yapıldığını, öğlen 1,5 saat yemek aralarının olduğunu, ancak haftanın 3-4 günü akşam saat 17:00’den erken işi bırakamadıklarını, davalı Belediyenin kendilerine fazla mesai ücretlerini ödemediğini, haftanın bir günü tatil yaptıklarını, 3-4 ayda bir hafta tatillerinde kendilerini çağırdıklarını, ortalama 9-10 saat çalıştıklarını, davalı belediyenin hafta tatili ücretini de ödemediğini, resmi tatillerde de çalıştıklarını, davalı belediyenin normal çalışma gibi ücretlerini ödediğini, temizlik kadrosunda 4 kişi çalıştıklarını, fazla mesai, hafta tatili ve resmi tatillerde nöbetleşe sistem olmadığını, herkesin çalıştığını, davalı belediyenin yıllık izin kullanmalarına izin vermediğini, davacının ara sıra yıllık izin kullandığını, davalı Belediyenin yıllık izin ücreti de ödemeğini, …; davacıyı tanıdığını, kendisi ile birlikte davalı belediyede çalıştıklarını, davalı … de 1992 yılında temizlik işçisi olarak işe başladığını, davacının 1992 yılında temizlik işcisi olarak işe başladığını, 2011 yılı torba yasası ile birlikte davacı ile birlikte milli eğitim bakanlığı bünyesinde çalışmaya başladıklarını, davacı işten ayrıldığı tarihlerde 1650-1700.TL ücret aldığını, davalı belediyede 06.00-15:00 saatlerinde mesai yapıldığını, öğlen 1 saat yemek arası olduğunu, ancak yaz sezonunda yemek molası olmadığını, normalde 15:00 da işten çıktıklarını, yaz sezonunda 17:00 lara kadar çalıştıklarını, davalı belediyenin fazla mesai ücretlerini ödemediğini, haftanın bir günü tatil yaptıklarını, 3-4 ayda bir hafta tatillerinde kendilerini çağırdıklarını, davalı belediyenin hafta tatili ücretini de ödemediğini, resmi tatillerde de çalıştıklarını, davalı belediyenin normal çalışma gibi ücretlerini ödediğini, temizlik kadrosunda 4 kişi çalıştıklarını, son 5 yıl fazla mesai, hafta tatili ve resmi tatillerde nöbetleşe sistem olmadığını, herkesin çalıştığını, öncesinde sayıları kalabalık olduğu için mesela 4 günlük kurban bayramının 2 günü nöbet tuttuklarını, davalı belediyenin yıllık izin kullanmalarına izin verdiğini, ancak izinleri parça parça kullandırdıklarını, davalı belediyenin milli eğitime geçmeden önce 3 yıllık yıllık izin ücreti alacaklarını ödediğini, bir yıllığını ise Milli Eğitime aktardığını beyan etmişlerdir.
Mahkemece tanık beyanlarından davacının haftada 6 saat fazla çalıştığının anlaşıldığı, toplu iş sözleşmesine göre çalışma süresinin haftada 5 gün olduğu, cumartesi ya da pazar günü her hafta bir gün çalışma için hafta tatilinde çalışma karşılığı ücret alacağı olduğunun kabulünün gerektiği, davacının temizlik hizmetinin gereği olarak resmi tatillerde de çalıştığı kabul edilmiştir.
Somut olayda davalı işyeri resmi kurum olup kural olarak resmi kurumlarda yapılan çalışmaların vardiya çizelgeleri, nöbet listeleri , puantaj kayıtları ve benzeri belgelerle kayıt altına alınmasının esas olduğu hususu gözönüne alınarak mahkemece davalı Belediyenin kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak davacının hafta tatilleri ve ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıp çalışmadığı ve fazla mesai yapıp yapmadığının tespit edilmesi gerekirken aynı taleplerle işverene dava açan ve bu nedenle beyanlarından kendi lehlerine sonuç çıkabilecek olan tanık beyanlarına itibarla fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının kabulü hatalı olup eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 13/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.