Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2014/16827 E. 2016/8862 K. 29.09.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16827
KARAR NO : 2016/8862
KARAR TARİHİ : 29.09.2016

….

Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, yıkım, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı … vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Davacı, kayden paydaşı olduğu 376 parsel sayılı taşınmazın bir kısmını, komşu 377 parsel maliki davalıların haklı ve geçerli bir neden olmaksızın bağ ve zeytinlik haline getirmek suretiyle kullandıklarını ileri sürerek elatmanın önlenmesi, yıkım ve 1.000,00.-TL ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen 16.01.2013 tarihli karar Dairece; “…davacının kayden paydaşı olduğu 376 parsel sayılı taşınmaza davalı …’in haklı ve geçerli bir nedeni bulunmaksızın müdahalesi saptanmak suretiyle elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisile hükmedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir, reddine. Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava dilekçesinde 1.000,00.-TL ecrimisil bedeli talep edilmiş, ancak 2.302.20 lira ecrimisile hükmedilmiştir. Hal böyle olunca; taleple bağlı kalınarak ecrimisile hükmedilmesi gerekirken 6100 sayılı HMK’nun 26. maddesi gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir…” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, davacının 27.09.2013 tarihli ıslah dilekçesi üzerine 2.302,20.-TL ecrimisile karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, HUMK’nun 87. maddesinin son cümlesinde “müddei ıslah suretiyle müddeabihi tezyit edemez” hükmü Anayasa Mahkemesinin Resmi Gazetenin 04.11.2000 tarihli nüshasında yayınlanan 20.07.1999 tarih 1999/1 Esas, 1999/33 Karar sayılı kararı ile dava açıldıktan sonra davacının müddeabihi “Islah” yoluyla artırılmasını önleyen bu kural bir hakkın elde edilmesini zorlaştırdığından ve itiraz konusu kural ikinci kez dava açmaya zorlaması nedeniyle Anayasa’nın Hukuk Devleti ilkesine ve hak arama özgürlüğünü kısıtlandığından, Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.

./..

Islah, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usûl işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir. Islah tahkikata tabi davalarda tahkikat bitinceye kadar ve tahkikata tabi olmayan davalarda ise yargılama bitimine kadar yapılabilir.
Yargıtayın 4.2.1948 tarih ve 10/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ıslah, soruşturma ve yargılama bitinceye kadar yapılabilir, Yargıtay’ca karar bozulduktan sonra hüküm mahkemesince yeni tahkikat sırasında ıslah yapılmasına olanak yoktur. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 177/1. maddesi de aynı doğrultuda ıslahın, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği hükmünü içermektedir. Bozmadan sonra ıslahın olanaklı olduğuna dair açık ya da örtülü bir hüküm de yasada yer almamaktadır.
Hâl böyle olunca, bozma kararından sonra ileri sürülen ıslah isteğinin reddedilmesi ve dava dilekçesindeki istekle bağlı kalınarak karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı biçimde karar verilmiş olması isabetsizdir.
Davalı … vekilinin temyiz itirazları değinilen yön itibariyle yerindedir. Kabulüyle, (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.