Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/8133 E. 2015/10263 K. 20.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8133
KARAR NO : 2015/10263
KARAR TARİHİ : 20.04.2015

MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;Alacaklı banka tarafından genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi, bankacılık hizmetleri sözleşmesi, ipotek akit tabloları ve hesap kat ihtarlarına dayalı olarak borçlular hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine başlanıldığı, örnek 6 numaralı icra emrinin tebliği üzerine borçluların icra mahkemesine yaptıkları başvuruda, sair şikayetleri ile birlikte takipte talep edilen borç miktarının tamamına itiraz ettikleri, ayrıca takibe dayanak kredi sözleşmelerindeki imzaların kendilerine ait olmadığını bildirerek imza itirazında bulundukları görülmektedir.İİK.’nun 150/ı maddesi gereğince; krediyi kullanan taraf, kendisine gönderilen hesap özetine, tazmin talebine veya ihtara tebliğ edildiği tarihten itibaren sekiz gün içinde noter aracılığıyla itiraz etmiş ise icra emrinin tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine şikayette bulunabilir. Böyle bir durumda ihtardaki borç miktarı kesinleşmez. Krediyi kullandıran taraf ise; alacağını İİK.’nun 68/b maddesi çerçevesinde diğer belgelerle ispat edebilirse krediyi kullanan tarafın şikayeti reddedilir.Öte yandan, 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 10. maddesinde; “Tüketici kredisi, tüketicilerin bir mal veya hizmet edinmek amacıyla kredi verenden nakit olarak aldıkları kredidir.” hükmüne yer verilmiştir. Ayrıca, anılan maddede bu tür sözleşmelerin yapılma koşulları ile borcun muaccel kılınabilmesi ve temerrüt koşulları gibi farklı ve özel şartlar düzenlenmiştir. Yasa’nın 10/A maddesinde ise; kredi kartı ve nakit çekim sureti ile kullanılan kredilerde 10. madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un kredi kartı gibi tüketici kredisi kullanan borçluları diğer kredi borçlularından ayrı tutmak, tüketicinin koşullarını iyileştirmek ve kolaylaştırmak amacıyla getirilmiş özel bir yasa olup, bu kanun kapsamında verilen krediler nedeniyle borçluların temerrüde düşüp düşmedikleri, borcun muaccel olup olmadığı, muaccel olan borç miktarının ve faizinin yapılan özel sözleşmelerin şartlarında değerlendirilmesi gerekir. Tüketici Yasasına göre daha genel bir Yasa olan İİK.’nun ilgili maddeleri (İİK 68/b, İİK 150/ı) bu özel yasanın kapsamında kalmayan krediler için uygulanabilir olup, yasa koyucunun anılan kredilere açıkça Tüketici Yasasında yer vermiş olması da, maksadının bu olduğunu ortaya koymaktadır. Aksinin kabulü halinde tüketici kredilerinde de İİK’nun 68/b koşullarında çekilen ihtarla başlatılan ilamsız veya ilamlı takip kesinleştirilmi ş olacak, özel yasada düzenlenen muacceliyet ve temerrüt koşulları tartışılmadan alacağın tahsili, gayrimenkulün satışı gerçekleşecek tüketici, lehine getirilen yasa maddelerine rağmen diğer kredi borçluları ile aynı koşullar da icra takibine muhatap kılınarak mağdur edilecektir. Bu durumda alacağın tüketici kredisinden kaynaklanması halinde, borçlunun temerrüde düşüp düşmediği, alacağın muaccel olup olmadığı, ne miktarının tahsil edilebilir olduğu faiz miktar ve oranlarının tespiti, tüketici yasası koşullarında yargılama yapılmasını gerektirir. Dolayısıyla, İİK.’nun 68/b ve aynı Kanun’un 150/ı maddesinin tüketici kredilerinde uygulanması olanağı yoktur. Somut olayda, İİK.’nun 150/ı maddesinde öngörülen kurallara göre; borçlulara muhtelif tarihlerde hesap kat ihtarları tebliğ edildiği ve borçlular tarafından anılan ihtarnamelere yasal 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edildiği taraflar arasında çekişmesiz olup; esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir. Bu durumda, ihtarnamede belirtilen borç miktarının kesinleşmediği açıktır. Diğer taraftan, hesap kat ihtarında gösterilip talep edilen sözleşmelerden doğanlar dışındaki alacaklar icra takibinde istenemez. Öyleyse, ihtarname kapsamında yer almamasına rağmen kredi kartı alacaklarının takibe konu edilmesi mümkün değildir. Kaldı ki yukarıda değinildiği üzere, bu tür tüketici kredisi alacaklarıyla ilgili İİK.’nun 150/ı maddesine dayalı takip yapılamaz.Öte yandan, borçluların hesap kat ihtarına itirazlarında imzaya itirazlarının bulunmadığı anlaşılmakta olup; bu halde,icra mahkemesine yapılan imzaya itiraz sonuca etkili olmadığı gibi; mahkemenin incelemesi, İİK.’nun 150/ı maddesi çerçevesinde olacağından ve söz konusu maddede imza incelemesine ilişkin bir düzenlemeye de yer verilmediğinden borçluların kredi sözleşmelerindeki imzaya yönelik inkarları yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılamaz. O halde, borçluların yasal süresi içerisinde ihtarnamedeki borca itiraz ettikleri anlaşıldığına göre; mahkemece, borçlulara hesap kat ihtarından önce gönderilen hesap özetlerinin tebliğ edilip edilmediği dikkate alınmak ve ayrıca alacaklıdan İİK.’nun 150/ı ve 68/b maddeleri kapsamına giren belgeler istenmek suretiyle hesap kat tarihi itibariyle alacak miktarının saptanması, daha sonra bu asıl alacak tutarına kredi sözleşmeleri,ipotek akit tablosu ve hesap kat ihtarı hükümleri göz önünde bulundurularak hesap kat ihtarnamesinin düzenlendiği tarihten temerrüt tarihine kadar akdi faiz, bu tarihten takip tarihine kadar temerrüt faizi hesaplanmak üzere Yargıtay denetimine imkan tanıyacak biçimde bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; hesap kat ihtarı içeriğinde yer almayan ve aynı zamanda tüketici kredisi niteliğinde bulunan kredi kartı borçlarını da dahil ederek düzenlenen bilirkişi raporuna dayalı hüküm tesisi isabetsizdir.SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.