YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/17507
KARAR NO : 2015/19400
KARAR TARİHİ : 15.10.2015
T.C.
YARGITAY
7. Hukuk Dairesi
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
I-Davacı, davalı işyerinden emekli olduğunu ve işe başladığı tarihten 2.2.2001 tarihinde kadroya geçirildiği tarihe kadar mevsimlik işçilikte geçen sürelerin derece ve kademe ilerlemesinde dikkate alınmadığını öne sürerek kademe ve derece tespiti ile ücret farkı, yıpranma primi farkı, akdi ikramiye farkı, ilave tediye farkı ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının bilirkişi tarafından hesaplanan mevsimlik işçi olarak çalıştığı dönem yönünden hak ettiği derece ve kademenin tespitine, yeni derece ve kademeye göre alması gereken fark alacakların davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının derece kademe tespitinin doğru olup olmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının davalı işyerinde mevsimlik işçi olarak 10 yıl 4 ay 5 gün çalışmasının bulunduğu, bu çalışmaya karşılık olarak her iki yılda “bir derece” ve her yıl “bir kademe” alacağı, davacının eklenmesi gereken derece ve kademesinin 5 derece 12 kademe olduğu, bunun iş ilişkisinin son bulduğu tarihteki 7 derece ve 9 kademesine eklenmesiyle olması gereken derece ve kademesinin 12 derece 20 kademe olduğu tespit edilerek hesaplama yapılmıştır.
Davacı, ekleme yapılması gereken tarihte asfalt ustası pozisyonunda olup işyerinde uygulanan TİS’e ekli pozisyon cetveline göre 3-11 derece arasında ilerleyebilmektedir. Davacı 14.09.2009 tarihinde emekli olduğundan 01.03.2011-28.02.2013 dönemini kapsayan en son TİS’in geçici 4. maddesinde TİS Eki Ek-10’da yer alan pozisyon cetvelindeki pozisyonların gelebileceği son derecelerin 2 derece arttırılmasına ilişkin düzenlemeden yararlanabilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, davacının 11 derece ve 20 kademeden emekli olması gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile 12 derece ve 20 kademeden emekli olması gerektiğinin tespitine karar verilmesi hatalıdır.
II- Kabule göre de;
1- Taraflar arasında davacının mevsimlik işçi olarak çalıştığı dönemde yıllık izne hak kazanıp kazanmadığı uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 53/3 maddesi uyarınca, mevsimlik işlerde yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümler uygulanmaz. Bir başka anlatımla, mevsimlik işçi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun yıllık ücretli izin hükümlerine dayanarak, yıllık ücretli izin kullanma veya buna dayanarak ücret alacağı isteminde bulunamaz. Hemen belirtmek gerekir ki, 53/3. maddede ki kural, nispi emredici kural olup, işçi lehine bireysel iş sözleşmesi ya da Toplu İş Sözleşmesi ile yıllık ücretli izne ilişkin hükümler düzenlenebilir ve mevsimlik işçiler için yıllık izin hakkı tanınabilir.
Yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına göre ise 11 ayı bulan çalışmalar artık mevsimlik olmaktan çıkmakta olup sadece mevsimlik çalışma dahi olsa 11 ayı aşan çalışmalar için yıllık ücretli izin hakkı doğmaktadır.
Somut olayda, yıllık izin ücret alacağı hesabında mevsimlik işçilikte geçen süre bakımından sadece 11 ayı aşan çalışmaların olduğu yıl bakımından davacının yıllık izne hak kazandığının kabulü yerine tüm mevsimlik işçilik süresince yıllık izne hak kazandığının kabulü ile hesaplama yapılması doğru olmamıştır.
2- Ayrıca, TİS hükümlerine göre yıpranma primi fiilen çalışılan dönem için ödenir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise bu alacaktan davacının izinde olduğu dönemlerin düşülüp düşülmediği anlaşılamadığından mahkemece denetime elverişli olmayan rapora itibarla hüküm kurulması yerinde değildir.
3- Dava belirsiz alacak davası olarak açılmış olup davacı dava dilekçesinde tüm alacaklar için en yüksek mevduat faizi talep etmiştir. Yıpranma prim farkı alacağına en yüksek mevduat faizi uygulanması gerekirken en yüksek işletme kredisi faizi uygulanması hatalıdır. Hüküm altına alınan 322,82 TL kanuni ikramiye (yasal ilave tediye) alacağının hükümde “akdi ilave tediye” şeklinde yazılmış olması doğru olmadığı gibi bu alacağa talep de gözetilerek dava tarihinden itibaren yasal faiz oranını geçmemek üzere en yüksek mevduat faizi yürütülmesi gerekirken Bakanlar Kurulu karar tarihinden itibaren doğrudan yasal faiz yürütülmesi, yıllık izin alacağına talep gözetilerek yasal faiz oranını geçmemek üzere en yüksek mevduat faizi yürütülmesi gerekirken doğrudan yasal faiz yürütülmesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 15.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.