Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/8469 E. 2015/5594 K. 21.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8469
KARAR NO : 2015/5594
KARAR TARİHİ : 21.04.2015

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … (Kapatılan) 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/10/2013 tarih ve 2012/73-2013/377 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı Banka’da müvekkili şirkete ait hesapta bulunan 38.800 TL paranın … C.Başsavcılığı’nın 2003/18205 nolu dosyasıyla yapılan soruşturma gerekçe gösterilerek davalı Banka tarafından 01.09.2003 tarihinde bloke edildiğini, soruşturma sonucunda müvekkili şirket yetkilisi…hakkında açılan kamu davasında, … 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 18.06.2007 tarih ve 2003/779 esas, 2007/407 karar sayılı kararı ile beraat kararı verildiğini, kararın halen Yargıtay’da bulunduğunu, davalı bankanın bloke etmiş olduğu 38.000 TL’nin faizi ile birlikte ödenmesi için noter aracılığı ile ihtarname keşide edildiği halde, istemin olumsuz karşılandığını ileri sürerek, davalı Banka tarafından bloke edilen 38.000 TL’nin bloke tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek banka faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı…-… firması ile müvekkili bankanın …-… Şubesi arasında imzalanan Kartlı Ödemeler Sözleşmesi gereğince dava dışı… firmasına POS makinesi verildiğini, 29.08.2003 – 30.08.2003 ve 31.08.2003 tarihlerinde, POS cihazından 30 adet sahte yurt dışı Visa-master kart ile 90 adet toplam 85.800 TL bedelli sahte işlem gerçekleştiğini, sahte işlemler neticesinde oluşan 85.800 TL banka zararının 38.800 TL’lik kısmının davacı tarafından … … Şubesi nezdinde bulunan 31.243 nolu hesaba havale edildiğini, üye işlerinde yapılan sahte ve usulsüz harcama tutarları üzerine bloke konulduğunu, ilgili bankalardan gelen ödeme talepleri (chargeback) üzerine tutarların ilgili bankalara ödendiğini savunduğunu ve davanın, hukuki dayanağı bulunmadığını ileri sürerek reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bankacı bilirkişi raporunun yeterli görülmediği, davalı bankanın itirazı ve toplanan delillere göre 06.01.2013 tarihli oturumda talimat ile heyet bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, davacı vekilince talimat giderleri ve bilirkişi ücretleri yatırılmadığı, kesin süreye rağmen yine talimat gideri ve bilirkişi masraflarının yatırılmadığı, 16.01.2013 tarihli oturumun 1. No’lu ara kararında öngörülen talimat bilirkişi incelemesinin yapılması gerektiği, yapılmaksızın dava sonuçlandırılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Banka nezdinde bulunan hesabına davalı Banka tarafından savcılık soruşturması gerekçe gösterilerek bloke konulduğunu, müvekkilinin bloke nedeniyle parasını çekemediğini ileri sürerek, davaya konu bedelin davalıdan tahsilini talep etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafın bilirkişi ücretini yatırmadığı gerekçesine dayanılarak davanın reddi yönünde hüküm kurulmuştur.
TMK’nın 6. maddesi uyarınca, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olup, kural olarak davada ispat yükü, davacı tarafa aittir. Bunun doğal sonucu olarak, yargılama aşamasında, ispat yükümlülüğü yerine getirilirken yapılacak bilirkişi incelemesi giderlerinin de davacı tarafa ait olması esas olmakla birlikte, dava konusu olayda, davalı vekilince, davaya konu edilen charge back ödemelerinin müvekkili banka tarafından elektronik ortamda yapıldığı, buna ilişkin olarak müvekkili bankanın kart operasyon merkezi kayıtları üzerinde incelenme yapılması gerektiğini bildirdiği anlaşılmaktadır. Ancak davalı Banka vekilinin söz konusu beyanı, ilk bilirkişi raporu alındıktan sonra gerçekleşmiş, cevap dilekçesi ve delil listesinde, bu hususa ayrıca ve özellikle temas edilmemiştir. Nitekim davalı tarafça dosyaya sunulan belgeler içeriğinde de söz konusu savunmaya yönelik bir açıklık bulunmamaktadır. Bu haliyle davalı vekili, alınan ilk bilirkişi raporunun kısmen akim kalmasına sebebiyet vermiş olmakla, dava konusu olayın aydınlatılmasına esas teşkil etmek üzere yapılacak ikinci bilirkişi incelemesinde, ilgili masrafın davacı tarafa yüklenmesi doğru değildir. Bu durumda mahkemece, anılan savunma kurgusu ve dosya kapsamı itibari ile bilirkişi giderinin davalı tarafa ait olduğu göz önüne alınmak suretiyle sonuca gidilmek gerekirken, açıklanan gerekçeyle davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 21/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.