YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/495
KARAR NO : 2015/5153
KARAR TARİHİ : 14.04.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …(Kapatılan) 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/07/2014 tarih ve 2011/142-2014/257 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin turizm acentelerinin yurt dışından gelen turistlerini otobüslerle otellerine taşınma işini yaptığını, bu kapsamda 2009 yılı turizm sezonu boyunca davalı şirketin yurt dışından getirdiği turistleri havaalanından alıp …’da bulunan otellere taşıdığını, bu hususta taraflar arasında taşıma sözleşmesi imzalandığını, faturaların düzenlendiğini, sezon sonu taraflar arasında 30.10.2009 tarihli mutabakatının yapıldığını, buna rağmen borcun ödenmediğini, müvekkilince alacak nedeniyle yapılan takibin davalını itirazı nedeniyle durduğunu ileri sürerek davalının … 12. İcra Müdürlüğü’nün 2010/130 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının kötü niyetli itirazı nedeniyle alacağın % 40’ından aşağı olmamak üzere icra ve inkar tazminatına mahkum edilmesine kara verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili ile davacı firma arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığını ibraz edilen belgelerde şirketi temsile yetkili kişilerin imzasının olmadığını, müvekkiline herhangi bir faturanın tebliğ edilmediğini, müvekkiliyle davalı arasında yapılan bir hesap mutabakatının da olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki akdi ilişkinin ihtilaflı olduğu, takibe konu faturaların davalıya tebliğ edilmediği, davacının sunduğu faturaların dayanağını teşkil hizmetin verildiği hususunun ispat edemediği, usulüne uygun kapanış tasdiki yapılmayan davacı defterlerinin lehine delil teşkil etmeyeceği, davalı defterlerinde borca ilişkin kaydın bulunmadığı, davacı tanıklarının beyanlarının itibar edilir nitelikte olmadığı, davacı tarafından yemin deliline de dayanılmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava; taşıma bedelinin tahsili istemine ilişkin olup taraflar arasında yazılı şekilde düzenlenmiş bir taşıma sözleşmesinin bulunmadığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak mahkemece isticvap edilen davalı şirket yetkilisi … 19.3.2013 tarihli celsede “… isimli kişi bizim firmamızda çalışan elemanımızdı. Ben genelde …’da yaşadığım için şirketin …’daki işleri ile genelde… ve …ilgilenirdi. 2009 yılı içerisinde Eylül-Ekim gibi olsa gerek, bu kişi bizim firmamızdan ayrılıp … Tur firmasında çalışmaya başladı.” şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık olarak beyanına başvurulan…,…, …, … ve … da …’ın 2009 yılı turizm sezonu sonu olan Ekim ayı sonlarına değin davalı şirketin …’daki faaliyetlerini yürüttüğü hususunu doğrulamış olup, dinlenen bu tanıkların beyanlarının da davalı şirket yetkilisinin beyanlarıyla örtüştüğü görülmüştür. 17.12.2010 tarihli celsede tanık olarak dinlenilen … “2008 yılı Mart ayından 2009 yılı Ekim ayına kadar davalı şirketin bölge sorumlusu olarak çalıştım. Taraflar arasında yabancı turistlerin taşınması hususunda sözleşme olduğu doğrudur. Bölge sorumlusu olmam dolayısıyla söz konusu ilişki uyarınca hesap mutabakat belgesi imzaladığım da doğrudur. Bana göstermiş olduğunuz hizmet sözleşmesi başlıklı belge altındaki imza tarafıma ait değildir. Ancak, hesap mutabakat belgesi altındaki imzayı ben attım, bana aittir.” şeklinde beyanda bulunmuştur. Yukarıda açıklanan bu beyanlar uyarınca taraflar arasında yazılı olmasa da bir taşıma sözleşmesinin bulunduğu, davacı ile davalı şirket çalışanı konumundaki …tarafından tanzim edilip şirket kaşesi vurulmak suretiyle… tarafından imzalanan mutabakat metni uyarınca davacının davalıdan alacaklı bulunduğu gözetilmeksizin yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.