YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8452
KARAR NO : 2015/5593
KARAR TARİHİ : 21.04.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/12/2013 tarih ve 2011/399-2013/333 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21/04/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. …, davalı asil … ve davalı vekili Av…. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının … 3. İcra Müdürlüğü aracılığı ile müvekkili şirkete ödeme emri gönderdiğini, takibin dayanağı olan 06/02/2009 keşide tarihli ve 01/01/2011 vade tarihli 250.000 Euro bedelli bononun keşidecisinin davacı şirket olduğunu, bononun davacı şirketin müdürleri olan … ve… tarafından imzalandığını, lehdarın da şirket temsilcisi davalı … olduğunu, …’nin davacı şirketi temsile yetkili olduğunu, 02/11/2007-23/12/2009 tarihleri arasında davacı şirketi borçlandırıcı gerçek bir işlem gerçekleştirmediğini, davacı şirketin asılsız borç altına sokulmaya çalışıldığını, senet keşide tarihi itibariyle davacı şirket hesaplarına 250.000 Euro’luk bir işlemin kaydedilmediğini, davalı ile belirtilen miktar tutarında bir ticari iş yapılmadığını, TTK’nın 334 maddesine göre şirketi temsile yetkili davalının davacı şirketle işlem yapmasının yasaklandığını, yasağa aykırı olarak yapılan işlemin hükümsüz olduğu ileri sürerek, davalıya borçlu olmadıklarının tespitini ile takibin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu senette üç ayrı imza bulunduğunu, bunlardan birinin şirketin müdür olmayan ortağı …’e diğer iki imzanın ise müşterek temsil ve ilzama yetkili iki müdür-ortak olan… ile davalı …’ye ait olduğunu, bu son ikisinin imzasının birlikte atılmadığı sürece davacı şirketin kambiyo taahhüdünde bulunmasının mümkün olmadığını, davalının senedi bu nedenle imzaladığını, TTK’nın 334 maddesini ihlal anlamında bir hareket yapmayı amaçlamadığını, aksine kendisine borçlanan ve borcu senetle vadeye bağlamak isteyen şirketten alacağını alabilmek için geçerli bir bono tanzim etmek amacıyla imzaladığını bildirerek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davacının defterlerinde yapılan incelemede açılış tasdiki olmasına rağmen kapanış tasdikinin bulunmadığı yine icra takibine konu davalının alacaklı göründüğü senede ilişkin herhangi bir borçlanma veya daha sonradan ödendiğini gösteren bir kaydın da bulunmadığı dikkate
alındığında senedin düzenlendiği tarih itibariyle davalının müdürü bulunduğu dönemleri de kapsar şekilde bir kaydın olmadığı yine bu senet haricinde davacı defterlerinde daha önceden de davalının 24/12/2009 tarihine kadar şirketten alacaklı olduğuna dair herhangi bir yevmiye kaydının da bulunmadığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafın kendi yöneticiliği sırasında dahi bonoya ilişkin herhangi bir kaydın olmadığı, davalının şirket temsilcisi olması nedeniyle, yasada kendisi ile sözleşme yapma yasağı bulunmamasına rağmen, uygulamada kural olarak temsilcinin kendisi ile sözleşme yapma yasağının bulunduğu ancak istisnai hallerde yapılan sözleşmeye geçerlilik kazandırıldığı, bu durumda ispat külfetinin davacıdan çıkıp davalıya döndüğü, zira yerleşik uygulama uyarınca davalının kendisi ile sözleşme yapmasının geçersiz olup, sözleşmenin yani bononun geçerli olduğunun, yani temsil edilenin (davacının) bu şekilde bir izninin bulunduğu, senedin geçerli bir borç için düzenlendiği ve temsil edilenin (davacının) herhangi bir zarara uğramadığını davalının ispat etmekle yükümlü hale geldiği, davalının bu hususta herhangi bir ispatta bulunamadığı, aksine davacının herhangi bir icazetinin olmadığı, davalı tarafça her ne kadar dosyaya uzman görüşü sunulmuş ise de, uzmanın bononun … ve … isimli kişilerin Savcılıktaki beyanlarına atfen maddi bir vakıaya dayandığı şeklindeki beyanına itibar edilmediği gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile … 3. İcra Müdürlüğü’nün 2011/498 Esas sayılı dosyasındaki 06/02/2009 düzenleme tarihi, 01/01/2011 ödeme tarihli, keşidecisi … Ltd. Şti. ve lehtarı … olan 250.000,00 Euro’luk senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyetli olarak takip yapmış olması nedeniyle asıl alacağın dava tarihindeki Merkez Bankası kuru üzerinden belirlenen 512.000,00 TL dava değeri üzerinden takdiren dava tarihi itibari ile % 40’ını oluşturan 204.800,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1 – Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, mahkemece davalının kötüniyetli takip yaptığından bahisle davacı lehine tazminata hükmedilmiştir. Menfi tespit davasında dava borçlu lehine hükme bağlandığında borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, davacının talebi üzerine inkar tazminatına hükmedileceği İİK’nın 72/5. maddesinde hükme bağlanmıştır. Bu durumda, davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, davalının yaptığı icra takibinin haksız olması yeterli olmayıp aynı zamanda bu icra takibinin kötüniyetli olarak yapıldığının ispat edilmesi gerekir. Davacı borçlu tarafından davalının kötüniyetli olarak icra takibi yaptığı kanıtlanamamıştır. Bu nedenle mahkemece, yazılı gerekçelerle kötü niyet tazminatı talebinin de kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.