Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/18758 E. 2015/4555 K. 01.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18758
KARAR NO : 2015/4555
KARAR TARİHİ : 01.04.2015

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/02/2014 tarih ve 2013/43-2014/27 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin uzun yıllardır bankacılık ve finans sektöründe faaliyet gösterdiğini, “…+ŞEKİL” ibaresinin 09, 35, 36 ve 38. sınıflarda yer alan emtia ve hizmetler bakımından tescili için davalı …’ne başvurduğunu, başvurusunun 556 sayılı KHK’nın 7/1-c hükmü uyarınca 36. sınıftaki hizmetler yönünden kısmen reddedildiğini, bu karara karşı yaptıkları itirazın da … tarafından reddedildiğini, oysa “…” ibaresinin müvekkili şirketin unvanının esaslı unsuru olduğunu, ayırt edici niteliğe sahip olduğunu ileri sürerek … …’nın 2012-M-3958 sayılı kararının iptaline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili; dava konusu “…” ibaresinin kullanılacağı ve çekişmeli 36. sınıfta yer alan hizmetler için cins, çeşit, vasıf belirten bir özelliğe sahip olduğunu ve ayırt ediciliği sağlamaktan uzak olduğunu, kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığının ispatlanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı markasının “…” sözcükleri ve bu sözcük önüne yerleştirilmiş, ‘…’ harflerinin orta çizgileri birleştirilerek oluşturulmuş logo kombinasyonu ile türetilen karma bir marka olduğu, asıl unsurunun “…” sözcüğünden oluştuğu, harf logonun açıkça ön plana çıkan ayırt edici bir konumu olmadığı, KHK’nin 7/1-(a) bendi anlamında çizimle ve benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla çoğaltılabilen, ortalama tüketicilerin algısına hitap eden bir işaret olduğu, soyut ayırtediciliğinin bulunduğu, “…” ibaresini gören tüketicilerin Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından sağlanan factoring hizmeti şeklinde algılayacağı, bu nedenle davacı başvurusunun 36. sınıf “finansal ve parasal hizmetler” açısından cins vasıf çeşit coğrafi kaynak bildirdiği, bu hizmetler açısından ayırt ediciliğinin bulunmadığı, buna karşılık “Sigorta hizmetleri, Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri, Gümrük müşavirliği hizmetleri” açısından doğrudan tanımlayıcı olmadığı ve 7/1-c kapsamına girmediği, anılan mal ve hizmetler yönünden … kararının kısmen iptali gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, … … 2012-M-3958 sayılı kararının başvuru kapsamında yer alan 36. sınıftaki “sigorta hizmetleri; gayrimenkul komisyonculuğu müşavirliği ve idaresi hizmetleri; gümrük müşavirliği hizmetleri” yönünden kısmen iptaline, “Finansal ve parasal hizmetler” yönünden ise … kararında bir isabetsizlik olmadığından fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, marka başvurusunun reddine ilişkin davalı kurum kararının iptali istemine ilişkin olup, başvuruya konu marka “Turkish” ve “Faktoring” kelimelerinden oluşturulmuştur. Mahkemece, “Turkish Faktoring” ibaresinin “finansal ve parasal hizmetler” mal ve hizmetleri bakımından cins, çeşit, vasıf, amaç ve coğrafi kaynak bildiren bir sözcük olarak algılanacağı, bu nedenle işaretin anılan hizmetler açısından ayırdedici nitelikten yoksun bulunduğu gerekçesiyle marka olarak tescil edilemeyeceği kabul edilmişse de, dava konusu “…” ibaresi 556 sayılı KHK’nın 5’inci maddesindeki unsurları haiz ve ayırdedici nitelikte bulunduğu gibi söz konusu hizmetler bakımından coğrafi kaynak bildiren ve doğrudan tasviri işaret niteliğinde de değildir. Bu itibarla, 556 sayılı KHK’nın 7/1-c bendi uyarınca “finansal ve parasal hizmetler” mal ve hizmetleri açısından da tescil engelinin bulunmadığı kabul edilerek anılan mal ve hizmetler yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıya alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacı iadesine, 01/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.