YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7689
KARAR NO : 2015/5058
KARAR TARİHİ : 09.04.2015
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/12/2013 tarih ve 2009/682-2013/307 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07/04/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında “toptan dağıtım ve lojistik sözleşmesi” imzalandığını, buna göre sözleşme kapsamındaki malların davalı şirket tarafından belirlenen üreticilerden müvekkili şirket tarafından temin edilerek, Vodafone ürün ve hizmetlerini “…” ismiyle abone ve tüketicilere satış, pazarlama ve dağıtımını yapan satış noktalarına ve tüketicilere satış ve pazarlamasının yapılacağını, müvekkili şirketin taraflar arasındaki sözleşmenin kendisine yüklediği şartları yerine getirmek için büyük emek ve para harcadığını, ancak davalının sözleşmenin imzalanmasından sonra üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, davalının sözleşmeyi hiçbir haklı gerekçe göstermeksizin 10/03/2009 tarihli ihtarname ile sözleşmenin 18.5. maddesi uyarınca 7 gün içerisinde tek taraflı olarak feshedeceği ihtarından sonra feshettiğini, davalının haksız olarak sözleşmeyi feshetmesi sebebiyle müvekkilinin büyük bir prestij kaybına ve maddi zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik 50.000 TL zarar bedelinin ve 50.000 TL kar kaybı tazminatının dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 12/10/2010 havale tarihli dilekçesiyle 21.617.296,32 TL kâr mahrumiyeti zararının tazmini ile birlikte davalı şirketin sözleşme süresince sözleşmeye aykırı davranmak suretiyle vermiş bulunduğu 18.108.520,60 TL zararın tazminini istemiş, ancak buna ilişkin ıslah harcını yatırmamış, bilahare 10/12/2013 tarihli dilekçesiyle talebini sözleşmenin icrası esnasında sözleşmeye aykırılık nedeniyle meydana gelen zarar talebini 5.050.000 TL, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle mahrum kalınan kâr talebini 10.050.000 TL olarak artırmış, ayrıca 2.250.000 TL portföy tazminatı talebinde bulunmuş, buna ilişkin aynı tarihte harç eksikliğini ikmal etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından tek yanlı olarak feshinin hukuka aykırı olduğu, davacının davalının sözleşme süresince sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle uğranılan zararın tazminine yönelik isteminin ispat edilemediğinden reddine karar verilmesi gerektiği, davacının kar kaybının ise 18.255.411,79 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan kâr mahrumiyetine yönelik 18.255.411,79 TL’nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, portföy tazminatına ilişkin ıslah dilekçesiyle sözü edilen istem hakkında dava dilekçesinde bu yöne ilişkin bir istemin söz konusu olmadığından ve netice-i talebi değiştiren 6100 sayılı HMK.’nın 176 vd. maddelerinde düzenlenmiş unsurları içermediği anlaşıldığından bu konuya ilişkin ayrıca bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Ancak dava, tedarik sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde, 50.000 TL. maddi tazminat ve 50.000 TL. kar kaybı tazminatının reeskont faiziyle birlikte tahsili istenmiş, 10.12.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebi 5.050.000 TL’ne, kar kaybı talebi de 10.050.000 TL’ne yükseltilmiş, ayrıca 2.250.000 TL portföy tazminatı talebinde bulunulmuş, anılan miktarların da yasal faiziyle birlikte tahsili istenmiştir.
Yerel mahkemece davacının maddi tazminat ve portföy tazminatı taleplerinin reddine, kar kaybı tazminatının ise 18.255.411,79 TL üzerinden kabulüne karar verilmiş, anılan meblağa da avans faiz yürütülmüştür. Oysa yukarıda da belirtildiği üzere, ıslah dilekçesi ile 10.050.000 TL kar kaybı tazminatı talebinde bulunulduğu gibi 15.09.2009 dava tarihi itibariyle reeskont faizi talebi, yasal faizi aşan ancak avans faizinden daha düşük oranda bir faiz türünü ifade etmektedir. Ayrıca ıslah dilekçesinde de açıkça yasal faiz talebinde bulunulmuştur.
Bu durum karşısında mahkemece, hem kar kaybı tazminatının miktarı hem de uygulanan temerrüt faizinin türü itibariyle talepten fazlasına karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Yine mahkemece de kabul edildiği üzere, taraflar arasındaki sözleşme davalı tarafından haksız olarak fesh edilmiştir. Dolayısıyla davacı, ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde borçlunun temerrüdünü düzenleyen 6098 sayılı BK’nın 126. maddesine dayanarak, davalının haksız feshi tarihinden itibaren tazminat isteyebilir. Ancak bu durumda dahi davacının haksız fesih tarihinden itibaren aynı nitelikte yeni bir işi bulabileceği süre belirlenmeli ve bu süre için tazminata hükmedilmelidir. Bunun için de öncelikle davalının 10/03/2009 tarihli fesih ihtarının davacıya tebliğ edildiği tarih tespit edilmeli ve bu tarihe fesih ihtarında tanınan 7 günlük süre eklenmelidir. Yerel mahkeme ise çalışmanın fiilen sona erme tarihi olarak belirlediği 01/11/2008 tarihinden, 5 yıllık sözleşme süresinin sona erdiği 18/10/2011 tarihini de aşan bir şekilde, 31/10/2011 tarihine kadar kâr kaybı hesabı yapmıştır.
Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulu oluşturularak, davaya konu tedarik sözleşmesinin feshi halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenmesi, fesih tarihinden itibaren belirlenecek bu makul süre için kazanç kaybı zararının hesaplanması, aynı nitelikte ve şartlarda emsal bir iş bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu kez özel olarak kendisinin çalışması halinde dönem sonuna (somut olayın özellikleri gereği 5 yıllık sürenin sona erdiği 18.10.2011 tarihine) kadar ne miktarda kazanç elde edebileceği ile davalı şirketin tedarikçisi olarak çalışması sonucunda ne miktarda kazanç elde edebileceğinin belirlenmesi, davalının yetkili tedarikçisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde, 818 sayılı E-BK’nın 325. maddesi uyarınca, özel olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın davalının yetkili tedarikçi olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kar kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz bilirkişi incelemesine dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) no’lu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 09/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.