Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/9260 E. 2015/6158 K. 30.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9260
KARAR NO : 2015/6158
KARAR TARİHİ : 30.04.2015

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …(Kapatılan) 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/01/2014 tarih ve 2013/42-2014/10 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve davalı asil tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 28/04/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. …dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil şirket ile davalı arasında … İli … ilçesinde yer alan … ruhsat, … erişim nolu “… İşletme Ruhsatı” nın satışıyla ilgili olarak sözleşme düzenlendiğini, davaya konu sözleşme gereğince müvekkilinin işletme ruhsatını devir alarak, bedelini eksiksiz olarak davalıya ödediğini, müvekkilinin sözleşme yaparken MİGEM kayıtlarına güvendiğini, bu anlamda çekişmeli işletme ruhsatının MİGEM’de 08.06.2007 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile tescilli olduğunu ve davalı adına tescil edilmiş bulunduğunu gördüğünü, ayrıca MİGEM yetkilileri ve bizzat davalı tarafından inandırıldığını, ancak bu ruhsatın 10 yıl yani 08.06.2017 tarihine kadar geçerli olabilmesi için 3212 sayılı yasanın 24/11 maddesi gereğince 08.06.2007 tarihinden itibaren 3 yıl içinde anılan yasanın 7. maddesindeki izinleri alınması, arkasındanda aynı süre içinde ruhsat işletme izninin MİGEM’den istihsal edilmesi gerekeceği halde davalının 7.madde gereğince yetkili mercilerden alınması zorunlu izinlerin almadığını ileri sürerek, 8/4/2011 tarihli satış sözleşmesinin BK nun 19 ve 20/1. maddeleri gereğince mutlak butlanla geçersiz olması nedeniyle davacı tarafından davalıya ödenen 300.000,00 TL satış bedelinin sözleşme tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsili talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili,sözleşmenin yapıldığı sırada bir imkansızlık mevcut olmadığını, davacının ruhsatının iptali ile müvekkilinin bir ilgisinin bulunmadığını, ruhsatı devir aldıktan sonra gerçekleştirilmesi gereken işlemler ve yatırılması gereken harçları yatırmamasının sorumluluğunun davacıda olduğunu savunarak,davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davaya dayanak yapılan satış işlemi üzerinde örtülü bir ayıbın söz konusu olduğu, davacının iptal tarihine kadar işlemlerini tamamlayamayacağı, bu nedenle bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve davalı asil temyiz etmiştir.
Dava, doğaltaş/mermer işletme ruhsatının satışına ilişkin 08/04/2011 tarihli sözleşmenin geçersiz olduğu iddiasına dayalı ödenen 300.000,00 TL.nin istirdatı istemine ilişkin olup, ruhsat süresinin üzerinde yazılı olduğu şekilde 08.06.2007 tarihinden 08.06.2017 tarihine kadar olduğu, ruhsat süresinin 10 yıl boyunca devam edebilmesi için ilk 3 yıl içerisinde 3213 sayılı Yasanın 24/11 nci maddesi hükmünde öngörülen izinlerin (çevresel etki değerlendirmesi kararı, mülkiyet izini, işyeri açma ve çalışma ruhsatı) alınması gerektiği, 3 yıllık sürenin 08.06.2010 tarihinde dolduğu, 3213 sayılı Yasaya eklenen geçici 16 ncı madde ile 3 yıllık sürenin 1 yıl daha uzatıldığı, uzatılan son tarihin ise 08.06.2011 tarihi olduğu dosya kapsamı ile sabittir.Uyuşmazlık, ruhsatın düşmesi için kalan iki aylık süre içerisinde 3213 sayılı yasa uyarınca alınması gereken izinlerin alınıp alınmayacağı, bu bağlamda sözleşmenin geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda örtülü ayıbın varlığından hareketle yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, tacir olan davacının basiretli davranması gerektiği kuşkusuz olup, davalının anılan yasada öngörülen izinlerin kalan sürede alınacağı konusunda bir taahhüdünün olduğunun kanıtlanamaması ve anılan yasa hükmü uyarınca davacının bir başvurusunun dahi bulunmaması karşısında mahkemenin kabulünün aksine sözleşmede veya satış işleminde bir ayıbın bulunduğundan sözedilemez.
Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda sözleşmenin geçerli olduğu ilke olarak kabul edilerek davanın reddi yerine yanılgılı değerlendirmeye dayalı gerekçelerle kabulü doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Öte yandan,davacı tarafından ilgili kurumun ruhsat iptali işlemine karşı idare mahkemesinde iptal davası açılmış olunması karşısında mahkemece bu davanın sonucu dahi beklenilmeden hüküm kurulması da kabul şekli bakımından da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekili ile davalı asilin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.