Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/17889 E. 2015/5427 K. 17.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17889
KARAR NO : 2015/5427
KARAR TARİHİ : 17.04.2015

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/09/2014 tarih ve 2014/152-2014/206 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Marka … Kararı İptali istemiyle eldeki davayı açmıştır.
Mahkemece; iddia ve tüm dosya kapsamına göre; davacı vekiline 25.04.2014 tarihli Hazırlık Tensip Tutanağında, davacının temsil yetkisini içeren vekaletnameyi ibraz etmesi için 2 haftalık kesin süre verildiği, eksiklik tamamlanmadığı takdirde davanın usulden reddine karar verileceği ihtarında bulunulduğu, tensip tutanağının davacı tarafa 06.05.2014 tarihinde tebliğ edildiği; ancak verilen süre içerisinde vekaletnameyi ibraz etmediği, davacı vekilinin kesin süre içerisinde temsil yetkisini içeren vekaletnameyi ibraz etmemesinin dava şartlarından olması nedeniyle HMK 114/1 (g) ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de, HMK’nın konuyla ilgili 77/1. maddesi “Vekâletnamesinin aslını veya onaylı örneğini vermeyen avukat, dava açamaz ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamaz. … kadar ki, gecikmesinde zarar doğabilecek hâllerde mahkeme, vereceği kesin süre içinde vekâletnamesini getirmek koşuluyla avukatın dava açmasına veya usul işlemlerini yapmasına izin verebilir. Bu süre içinde vekâletname verilmez veya asıl taraf yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçeyle mahkemeye bildirmez ise dava açılmamış veya gerçekleştirilen işlemler yapılmamış sayılır.” hükmünü içermektedir. O halde, dava açılmasının da bir usul işlemi olduğu gözetildiğinde, vekaletnamesiz dava açılması durumunda bizatihi davacı tarafın yapılan işleme dilekçeyle onay vermesi halinde, davanın HMK’nın 115/2. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmesine olanak bulunmamaktadır. Bu nedenle, mahkemece davacı vekiline yapılacak ihtarda bu hususun da yer alması gerektiği izahtan varestedir. Mahkemece, davanın reddine dayanak teşkil eden tensip tutanağının 10. maddesinin bu yolda bir karar verilebilmesi için gerekli ve yeterli yasal ihtarat niteliğinde kabulü mümkün olmadığı gibi, gider avansına ilişkin yasa hükmü zikredilmek suretiyle davanın usulden reddine karar verilmesi de yerinde olmamış, davacı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.