YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/26745
KARAR NO : 2017/18953
KARAR TARİHİ : 23.11.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti, prim ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde 01/10/2005 tarihinde satış temsilcisi olarak işe başladığını ve 30/05/2012 tarihine kadar çalıştığını, davacının 09/08/2012 tarihinde haksız davalıya gönderdiği ihtarname ile iş sözleşmesini haklı nedenle tek taraflı feshetmek zorunda kaldığını, 01/10/2005 tarihinde işe başlamasına rağmen SGK’na 45 gün eksik bildirildiğini, davacının düzeltme talebinin karşılanmadığını, net maaşı 1.900,00 TL olup 1.700,00 TL kısmının bankadan kalanının 200,00 TL olarak şirket müdürü… tarafından diğer bir banka hesabına havale edildiğini, SGK primlerinin eksik yatırıldığını, 2011/ Mart ayından itibaren SGK priminin 2095,26 TL üzerinden ödenmeye başlandığını, sigorta primlerinin eksik ücret üzerinden yatırıldığını, sürekli seyahatlere çıktığını, fazla mesai ücretinin, hafta tatli ücretinin ve çalışmasına rağmen ulusal bayram genel tatil ücretinin ödenmediğini, sadece 11. ayda 15 gün yıllık izin kullanabildiğini, davalı ile anlaşma gereği Anadolu’da yapılan tüm satışlardan tahsil edilen meblağ üzerinden %1 prim kararlaştırıldığını ama 17.000,00 TL civarında prim alacağının ödenmediğini, satış temsilcisi olan davacının iş seyahatlerini şehirler arası toplu taşıma araçları ile yaptığını, bu şekilde çalışma koşulunun ağır olduğunu, davacının araç talep ettiğini ama verilmediğini, dolayısı ile davacının 09/08/2012 tarihinde davacı tarafından haklı feshedildiğini, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti, prim alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının istifa dilekçesi ile istifa ettiğini, nitekim hizmet döküm cetvelinden ve bilirkişi raporundan da davalının haklılığının anlaşıldığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davalıya yapılan tebligatın usulsüz olması ve bu suretle davalı şirketin hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmesi sebebiyle, 19/07/2013 tarih 2013/575 Esas, 2013/12 Karar Sayılı karar; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 25/02/2015 tarih ve 2013/9886 Esas 2015/8159 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu, usul ve yasaya uygun olan bozma ilamına Mahkemenin uyarak, bozma ilamı doğrultusunda yargılama yapıldığı, somut olayla ilgili olarak yargılamaya ilişkin kanıtların hukuksal değerlendirmesine göre; davacının davalı şirkete ait işyerinde 03/10/2005-30/05/2012 tarihleri arasındaki dönemde satış temsilcisi olarak çalıştığı, hizmet süresinin 6 yıl 7 ay 22 gün fesih tarihindeki aylık ücretinin ise aylık net 1.900,00 TL olduğu anlaşıldığı, davacının iş sözleşmesini feshettiğini iddia ettiği tarihte davalı şirket yanında çalıştığını ispat edememiş olması, başka bir işyerinde çalışıyor olması ve davacı tanığı…’nin davacının “işyeri ile anlaşmak suretiyle işten ayrıldığını bildiğini” beyan etmesi nedeni ile, iş akdi feshinin haklı nedene dayandığı olgusunun ispat edemediği sonucuna varıldığı, davacının kıdem tazminatı talebinin reddine karar vermek gerektiği, işçinin iş sözleşmesi devam ederken, kıdem ve ihbar tazminatı dışında kalan işçilik haklarının mevcudiyetinin ispat yükü davacıya ait olup, ücretlerinin ödendiği ya da yıllık izinlerinin kullandırıldığının ispat yükü ise işverene ait olduğu, davacının satış temsilcisi olarak çalışması, çalışma gün saatlerini kendisinin düzenleme insiyatifi olması nedeni ile davacının fazla çalışma, hafta sonu tatilinde çalışma, genel tatil günlerinde çalışma iddiasını kanıtlayamadığından ilgili alacak taleplerinin reddine karar vermek gerektiği, işveren tarafından davacının yıllık izinlerini kullandığına dair imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge sunulmadığı, davacının çalışma süresi içerisinde toplam 90 gün ücretli izne hak kazandığı, 15 gün dışında yıllık izinlerin tam kullandırılmadığını beyan etmesi nedeni ile bakiye 75 günlük yıllık ücretli izin alacağının mevcut olduğu anlaşıldığı, toplanan ve değerlendirilen kanıt durumuna göre, bilirkişi … tarafından düzenlenen 12/05/2016 tarihli bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmeler oluşa uygun bulunmuş ve hükme esas alındığı, tüm bu nedenler karşısında davacı işçinin 4.747,00 TL yıllık izin ücreti yönünden davasının sübuta erdiği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabul kısmen ise reddine dair hüküm kurulduğu gerekçesi ile yıllık izin ücreti haricindeki taleplerin reddine karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacının ilk kararı temyiz etmediğinin anlaşılmasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Fesih olgusunu işveren ispatlamalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde ilk paragrafta davacının 30/05/2012 tarihine dek çalıştığı belirtilmiş ise de 2. paragrafta davacının 09/08/2012 tarihinde haksız davalıya gönderdiği ihtarname ile iş sözleşmesini haklı nedenle tek taraflı feshetmek zorunda kaldığı belirtilmiştir. Ayrıca, 3. sayfada da 09/08/2012 tarihinde davacının haklı feshettiği iddia edilmiş ise de 09/08/2012 tarihli ihtarda 30/05/2012 tarihine kadar çalıştığı, davacının yerine getirilmeyen işçilik hak ve alacaklarından bahsedilerek iş aktinin haklı feshedildiği belirtilmiştir.
29/05/2012 tarihli istifa dilekçesi davalının ilk kararı temyiz eden dilekçesine eklidir. Davalı davacının istifa ettğini savunmaktadır. Davacının hizmet döküm cetvelinde davalı işverenlikten çıkışı 30/05/2012 tarihinde gerçekleşmiş olup, davacının 14/06/2012 tarihinde … sicilli bir işyerinde çıkışı olduğu görülmektedir.
Tüm bu deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacının 30/05/2012 tarihinde davalı işverenlikten kendi iradesi ile ayrıldığı anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde davacının 30/05/2012 tarihine dek çalıştığı belirtildikten sonra davacının 09/08/2012 tarihli ihtarından bahsedilerek feshin 09/08/2012 tarihi olarak belirtilmesi sonucu değiştirmemektedir, zira, bizatihi dava dilekçesinde belirtilen 09/08/2012 tarihli davacı ihtarnamesinde davacının 30/05/2012 tarihine kadar çalıştığı açıklanmıştır. Bu durumda Mahkeme’nin “davacının iş aktini feshettiğini iddia ettiği tarihte davalı işverenlikte çalıştığını ispatlayamadığı” yönündeki gerekçesi hatalıdır. Zira, davacının iş aktini 30/5/2012 tarihinde ortadan kaldırdığı maddi bir gerçeklik olarak dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
O halde, Mahkeme tarafından yapılması gereken iş, davacının 29/05/2012 tarihli istifa dilekçesinin nasıl yorumlanacağı, davacının haklı nedenle feshetmiş kabul edilip edilmeyeceğini tespit etmektir.
Haklı fesih sebebi olan işçinin iş aktini fehetmeden önce başka bir iş arayıp bulduktan sonra iş aktini feshetmesi kıdem tazminatı almasına engel de değildir.
Davacı tanığı …, ki kendi beyanına göre davalıda hiç çalışmamıştır, “son dönemlerde primlerini alamadığı ve iş yeri tarafından kendisine araç tahsis edilmemesi ve bunun sonucu olarak otobüsler ile seyahat etmek zorunda kalması nedeni ile aralarında anlaşmazlıklar vardı. Bunun sonucu olarak bildiğim kadarı ile iş yeri ile anlaşmak suretiyle işten ayrıldı.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Öncelikle 29/5/2012 tarihli istifa dilekçesi davacı asil duruşmaya bizzat celbedilerek davacı asile bu dilekçe okunup gösterilerek içeriği, verilişi detaylı şekilde açıklatılmalıdır. Dosyadaki deliller bu bakımdan hep bir arada yeniden değerlendirilmelidir.
Davacının haklı fesih nedeni bulunmaktadır. Şöyle ki, hükme esas bilirkişi raporunda kabul edilen ve Mahkeme tarafından belirlenen davacının son aylık ücreti net 1.900,00 TL, brüt 2.651,80 TL olarak kabul edilmiş ve davalı vekili tarafından bu ücret miktarı temyiz edilmemiştir. Bu nedenle 29/05/2012 tarihli istifa dilekçesi nedeni ile kıdem tazminatına hükmedilemeyeceği sonucuna varılmaması halinde davacının haklı fesih nedeni olduğunun kabulü ile kıdem tazminatı hüküm altına alınmalıdır.
3-Yıllık izin ücreti bakımından, davalı vekili ilk kararı temyizinde ve bozma sonrasındaki yargılama safahatında verdiği dilekçesi ekinde yıllık izin defteri fotokopisi ve bu fotokopide bir takım imzalar bulunmaktadır. Davalı vekili eldeki temyiz dilekçesine de yıllık izin defteri fotokopisi eklemiştir. Davacı asil bizzat celbedilerek bu belgeler kendisine gösterilerek sorulup, Mahkeme tarafından bu belgeler irdelenerek yıllık izin ücreti hakkında bir sonuca gidilmelidir.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 23/11/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.