Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/6561 E. 2017/13480 K. 23.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6561
KARAR NO : 2017/13480
KARAR TARİHİ : 23.10.2017

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün kayyım tayini istenen … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı /Alacaklı vekili, davacı alacaklı …’ın kendisine kayyım atanması istenen borçlu …’ndan olan alacağının tahsili için … 1. İcra Müdürlüğünde icra takibi başlattığını, borçlu adına tapuda kayıtlı 114 ada 1,3,5,10 parsellerdeki hisselerine haciz konulduğunu, gayrimenkullerin satılması suretiyle ortaklığın giderilerek alacağın karşılanması için…Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını, açılan bu davada borçlu …’nun yanında yargılamaya ve satışa katılmak, hak ve menfaatlerini korumak üzere kayyım tayini için yetki verildiğini, bu nedenle borçluya kayyım tayin edilmesini talep etmiştir.
Kendisine kayyım atanması istenilen borçlu …; dava hasımsız açıldığından ve tarafına tebligat yapılmadığından beyanda bulunmamış ve duruşmalara da katılmamıştır.
Kayyım Adayı …; ön inceleme tahkikat tutanağında kayyım olarak atanmayı kabul ettiğini bildirmiştir.
Mahkemece;davanın kabulüne , ortaklığın giderilmesi davasında davalı borçlunun hak ve menfaatlerini korumak üzere kayyım atanmasına karar vermiştir. Karar; süresinde kendisine kayyım kayyım atanması istenen borçlu … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; kayyım tayinine ilişkindir.
TMKnun 426. maddesinde; “Vesayet makamı,….. bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse, Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa, Yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa. ilgilisinin isteği üzerine veya re’sen temsil kayyımı atar, ” hükmü öngörülmüştür.
Somut olayda; borçlu, Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan ortaklığın giderilmesi davasında kendisini temsil edebilir vasıflara sahip olduğundan temsil kayyımı atanması için gerekli koşulların bulunmadığı anlaşılmıştır.
Nitekim konuya ilişkin…. 03.04.2004 tarih ve 2004/6-509-568 içtihadında ”…el birliği mülkiyetine tabi bir malda payı bulunan borçludan alacaklı olan kişi, İcra Mahkemesinden alacağı yetkiye dayanarak borçlunun da içinde bulunacağı tüm el birliği ortaklarına karşı dava açıp bu davayı sonuçlandıracağına; buradaki dava açma hakkı hakime ya da başka bir kişiye tanınmadığına; yalnızca mirasçıya ya da İcra Mahkemesinden İİKnın 121. maddesi hükmü uyarınca ortaklığın giderilmesi davasına açma yetkisini alan alacaklıya tanıdığına göre; yasa koyucunun bu davayı sadece atanan kayyımın açacağını kabul ettiğini ileri sürmenin mevcut yasal düzenleme karşısında mümkün olmadığı ” gerekçesiyle ortaklığın giderilmesi davalarında boçluya kayyım atanmasının gerekmediği içtihat edilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesince de bu yoldaki içtihat benimsenmiş ve giderek Yargıtay’ın uygulaması bu şekilde istikrar kazanmıştır.
Bu nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ortaklığın giderilmesi davasında davalı borçlunun hak ve menfaatlerini korumak üzere kayyım atanmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, kayyım atanması istenilen borçlu tarafından yapılan temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca usul ve yasaya aykırı kararın BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.