Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/16019 E. 2017/13463 K. 23.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/16019
KARAR NO : 2017/13463
KARAR TARİHİ : 23.10.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Asıl ve birleşen davada davacı üçüncü kişi vekili, … 1. İcra Müdürlüğünün 2008/12 esas sayılı dosyasında borçlu olarak müvekkili Irak …… nun gösterildiğini, oysa …nun ayrı bir tüzelkişiliğe sahip kurum olduğunu, müvekkilinin takiple ilgisinin bulunmadığını, takipten Irak Devletinin savaş dönemi geçirmesi sebebiyle 1/9/2009 tarihinde haberdar olabildiklerini, bu sebeple gecikmiş itirazlarının kabulü gerektiğini, bu icra takip dosyası sebebiyle alacaklı vekilinin talebi üzerine, … … Boru Hattındaki ve gümrük antrepolarındaki ham petrolün haczine karar verildiğini, oysa Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin kararı gereğince sözkonusu ham petrolün haczedilemeyeceğini, haczedilmezliğinin BMGK’nin 1859 sayılı kararı ile 31/12/2009 tarihine kadar uzatıldığını, yine alacaklı vekilinin talebi üzerine İcra Müdürlüğünce 11/9/2009 tarihinde haczedilen ham petrolün satışına karar verildiğini, … 1.İcra Müdürlüğünün 2008/12 E.sayılı dosyasında taraf olmadığı halde kıymet takdir raporunun taraflarına tebliğ edildiğini,bu sebeple tebliğ işleminin iptali gerektiğini, sözkonusu takip dosyası sebebiyle haczedilen ham petrolün müvekkili Irak Devletine ait olduğunu, takip borçlusu …nun ise müvekkilinden ayrı bir tüzel kişiliği haiz olduğunu belirterek kıymet takdir raporunun tebliğine ilişkin işlemin geçersizliğine, mahcuz menkul ile ilgili istihkak iddialarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı hacizlerin geçersiz sayılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacının taraf sıfatı bulunmadığını,ayrıca gecikmiş itiraz iddiasının da yerinde olmadığını, birleşen dosya yönünden ise istihkak iddiasının yerinde olmadığını savunarak asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalar her ne kadar şikayet ve itiraz olarak açılmış olsa da mahkemece uyulan Yargıtay bozma ilamlarında da belirtildiği üzere hukuki nitelendirmenin mahkemece yapılması gerektiği, buna göre davanın … Boru hattındaki ve gümrük antrepolarındaki ham petrole yönelik istihkak iddiasına ilişkin olduğu, Mahkemece, 2013/297 E.sayılı dosya üzerinden 05.06.2014 tarihinde verilen karar uyarınca, borçluya gönderilen ödeme emrinin tebliğ tarihinin 14/2/2011 olarak düzeltildiği, bu kararın gerekçeli kararın yazım tarihi

itibariyle de kesinleştiği, bu doğrultuda geriye doğru yapılan tüm haciz ve satış kararlarına ilişkin işlemlerin hükümsüz kaldığı, anılan bu karar karşısında artık dava konusu edilen mahcuz malın varlığından söz edilemeyeceği, davanın konusuz kaldığı,bu sebeple açılan her iki dosya yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği, ayrıca 9/1/2009 tarihli alacaklı vekilinin haciz talebinde; “Irak …. ve resmi kuruluşlarının …-… tesislerinde,petrol hattı ve gümrük antrepolarında bulunan ham petrol ürünlerinin haczi” ifadesini kullandığı, buna göre alacaklı vekilince de haczedilecek ham petrolün Irak Devletine ait olduğunun zikredildiği, nitekim İcra Müdürlüğünce … İcra Müdürlüğüne yazılan talimatta da aynı ifadeye yer verildiği, dolayısıyla sözkonusu ham petrolün Irak Devletine ait olmak üzere haczedildiğinin anlaşıldığı, bu durumda davacının bu davaları açmakta haklı olduğu, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davanın açılmasına sebebiyet veren davalı alacaklıya yükletilmesi gerektiği, ancak açılan bir istihkak davası varken ikinci kez istihkak davası açılmasında davacı tarafın hukuki yararı bulunmadığı, bu sebeplerle davacı lehine ilk dosya yönünden vekalet ücreti takdiri gerektiği, ikinci kez açılmış bulunan birleşen dosya yönünden ise davalı alacaklı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle her iki dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacı taraf yönünden…. gereğince takdir olunan 81.262,71-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, birleşen 2014/347 E.sayılı dosya yönünden davalı alacaklı lehine ….. gereğince takdir olunan 300 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine karar verilmiş; hüküm davacı 3. kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı alacaklı vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davaya dayanak … 1. İcra Müdürlüğü’nün 2008/12 Esas sayılı takip dosyasında ödeme emrinin… Bakanlığı aracılığıyla Irak Cumhuriyeti’nin … Büyükelçiliğine 31.12.2007 tarihinde zimmet defteri ile teslim edildiği, takip borçlusu……şirketince … İcra Hukuk Mahkemesinde borçlu …ya bizzat ….. adresinde yapılması gerekli tebligatın Irak … Büyükelçiliğine yapıldığından ödeme emri tebligatının iptaline, borca süresinde itiraz edildiğinin kabulüne, yapılan hacizlerin yok hükmünde olduğunun kabulüne, Irak’ın içinde bulunduğu durum göz önüne alınarak mücbir sebep nedeniyle gecikmiş itirazlarının kabulü ile takibin tatili ve icra takibinin durdurulmasına ve bu doğrultuda satışın durdurulmasına karar verilmesi taleplerinin içeren dava açıldığı, davanın reddi üzerine takip borçlusu tarafından ret kararının temyiz edildiği, Yargıtay ….. Hukuk Dairesi’nin kararıyla uyuşmazlığın İİK.nun 65. maddesinde yer alan gecikmiş itiraz kurallarına göre değil, 7201 Sayılı Kanunun 32. maddesine göre çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğu, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde 2013/297 Esas, 2014/317 …. sayılı 05.06.2014 kararla davacı borçlunun usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile; … 1. İcra Müdürlüğünün 2008/12 esas sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrinin tebligat tarihinin 14/02/2011 olarak tespitine karar verildiği, bu kararın onandığı ve davalının karar düzeltme istemlerinin de 07.12.2015 tarihinde reddedildiği görülmektedir.
Bu bilgiler ışığında; ödeme emrinin tebliğ işleminin usulsüz olduğu ve ödeme emrinin tebligat tarihinin 14/02/2011 olarak tespitine karar verildiği dikkate alındığında dava konusu haczin geçerli bir haciz olduğunun kabulü mümkün olmadığı gibi, temyize konu davanın açıldığı tarih itibariyle kesinleşmiş bir icra takibinin varlığından da söz edilemez. Davanın açıldığı tarihten beri davacının aslında bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı 05.06.2014 tarihinde verilen ve akabinde kesinleşen mahkeme hükmüyle belirlenmiştir. Bu sebeple dava konusu olayda davanın açıldığı tarihte kesinleşmiş
bir takip bulunmadığından ve bu halin istihkak davasının dinlenebilmesinin ön koşulu olduğundan taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin de karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesinin 2. bendinde düzenlenen hüküm doğrultusunda takdiri gerekir.
Bu doğrultuda; somut olayda, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin maktu biçimde verilmesi ve mahkemece davada tahkikat aşamasına geçildiğinden tarifede yazılı ücretin tamamıma hükmedilmesi gerekir.
Mahkemece bu husus gözetilmeden asıl davada davacı yararına nispi vekalet ücreti takdiri yapılması, birleşen davada ise davalıya tarifenin yarısı oranında maktu vekalet ücreti takdiri yapılması doğru görülmemiştir.
Ne var ki yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun ek Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
3- (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının vekalet ücretinin miktarına yönelik temyiz itirazlarının da reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı alacaklı vekilinin yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle vekalet ücretine ilişkin davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın hüküm fıkrasının 6. bendindeki “Davacı taraf yönünden …. gereğince takdir olunan (takip alacağı, mahcuz mal değerinden az olmakla 8.342.654 Amerikan Dolarının takip tarihi itibariyle karşılığı olan-ödeme emrindeki gibi 1,1666 TL kur üzerinden-9.732.540,90-TL.esas alınarak hesaplanan)öninceleme tutanağının düzenlenmemiş olması sebebiyle 1/2 oranındaki 81.262,71-TL. ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin çıkartılarak yerine “Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. bendine göre hesaplanan 500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına, kararın hüküm fıkrasının 4. bendindeki ” Birleşen 2014/347 E.sayılı dosya yönünden davalı alacaklı lehine…. gereğince takdir olunan(davacı tarafın hukuki yararı bulunmadığından konusuz kalan davada davalı tarafın haklı olmasına göre…. nin 7/2,6/1 maddeleri ve öninceleme tutanağı düzenlenmemiş olması gözönünde bulundurularak)1/2 oranındaki 300-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin çıkartılarak yerine “Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. bendine göre hesaplanan 500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının REDDİNE, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlerden davalıya iadesine 16.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.