Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2015/14497 E. 2017/17270 K. 02.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14497
KARAR NO : 2017/17270
KARAR TARİHİ : 02.11.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK.nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, iş aktinin davalı tarafından haksız feshedildiğini, davacının davalı işverenlikte laboratuvarda kimyager olarak çalıştığını ama resmi kayıtlarda memur statüsünde göserildiğini ve emsallerine göre çok düşük maaş aldığını, bu nedenle hem statüsünün hem maaşının yükseleceği düşüncesi ile işveren terafından teklif edilen iş güvenliği uzmanlığı eğitimini aldığını ve sınavda başarılı olduğunu, iş güvenliği uzmanlığı sertifikası aldığını, genel müdürlük tarafından başta entegre tesisler müdürlüğü olmak üzere birliğe bağlı işyerlerinde iş güvenliği uzmanı olarak görevlendirilmesinin uygun görüldüğünü ancak davacının başta çalıştığı tesisler olmak üzere 9 ayrı kooperatif ve müdürlük bünyesinde iş güvenliği uzmanı olarak çalışmasının istendiğini, buna karşılık asıl işine ek olarak verilen bu görev karşısında davacının maaşında bir artış yapılmadığını, davacının esaslı değişiklik olan bu görevlendirmeyi kabul etmediğini, iş aktinin feshedildiğini, davacının iş güvenliği eğitimi almasını kabul etmesinin iş koşullarının aleyhine değiştirilmesini kabul ettiği anlamına gelmediğini, davalının aynı ücretle asıl görevine ek görevler yapmasını istediğini, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacaklarını istemiştir.
B)Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, iş aktinin davalı tarafından haklı feshettiğini, zira verilen görevi hatırlatılmasına rağmen yapmamakta ısrar ettiğini, iş güvenliği uzmanı olmayı şifahen hem de yapılan tebliğleri imzalayarak kabul ettiğini, oysa ki iş güvenliği uzmanlığının çalışma şartlarını ağırlaştırmadığını, iş güvenliği uzmanı olarak çalşması gereken saatler mevzuat kapsamında belirlenerek ayda en çok 42 saat olduğunu, haftalık yasal çalışma süresi içinde normal görevi için ayrılan süre içinde bu çalışmayı yapacağı ve iş güvenliği uzmanı olarak görev yaptığı bu saatlerde ayrıca mevcut görevini yapmasının istenemeyeceği ve istenmediğinin de işin gereği olduğunu, davacının kabul ettiğini, eğitime katıldığını, iş güvenliği raporlamalarına katkıda bulunduğunu ve sınavda başarılı olduğunu, davacının davalı sayesinde aldığı eğitime dayanarak davalıdan çıktıktan kısa süre sonra başka illerde bir çok işverene iş güvenliği uzmanı olarak çalıştığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C)Yerel Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, davacının iş akdinin tazminata hak kazanılmayacak şekilde sona erdiğine dair ispat yükünün işvene ait olduğu, davacı hakkında iş güvenliği uzmanı olarak görevlendirilmiş olmasına rağmen verilen görevleri yapmamakta ısrar ettiği konusunda rapor düzenlendiği ve 11.09.2013 tarihi itibariyle sigorta çıkışının yapıldığı, davacının ise bu işi ücretinde ve konumunda bir değişiklik yapılmadığı için yapmak istemediğini, işinde esaslı değişiklik olduğunu bundan dolayı kabul etmediğini bildirdiği, her ne kadar davalı işveren işyeri değişikliğinin davacı tarafından kabul edilmemesi ve yeni görevine başlamaması nedeniyle iş akdinin haklı olarak feshedildiğini savunmuş ise de tanık beyanları ve sunulan belgelerden davacının görev değişikliğinin ihtiyaca binaen yapıldığı hususunun davalı tarafça ispatlamadığı gibi objektif iyi niyet kurallarına uygun yapıldığı hususunun da kanıtlanamadığı anlaşıldığı, davacıdan yaptığı iş yanında iş güvenliği uzmanlığı işini de yapması davalı tarafça istendiği, bu durumda davacının çalışma koşullarının ağırlaştırıldığı, kabul etmeyen işçinin çıkarılması işverenin haksız feshi olduğu, böyle hallerde işçinin kıdem ve ihbar tazminatı alacağı, ikinci bilirkişi raporundaki hesaplamaların esas alındığı, ıslah ile talep edilen bir kısım taleplerin reddi gerektiği, böylece davacı bir kısım iddiaları dinlenen tanık anlatımları işveren tarafından düzenlenen işyeri şahsi dosyası gibi delillerle kanıtlandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
D)Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E)Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Somut uyuşmazlıkta, hesaplamalara esas giydirilmiş brüt ücretin tespiti sırasında giydirilmiş brüt ücrete eklenen unsurların bir kısmında hata bulunmaktadır. Örnek olarak; giydirilmiş brüt ücrete eklenen ikramiye açısından, davacının giydirilmiş brüt ücretine esas olacak 11/09/2013-11/09/2012 tarihleri arasında geçerli olan …, yani fesihten önceki 1 yıl için geçerli olan … 01/08/2012-31/07/2013 tarihleri arası geçerli bulunan …. olup, bu …’nin 33. maddesinde her sözleşme yılı içn 4 maaş ikramiye verileceği, bunların 1’er maaş olarak ağustos, kasım, şubat, mayıs aylarının ilk haftalarında ödeneceği belirtilmiştir. Davacının bordrolarına göre 2013/ Eylül, Ağustos aylarında ücreti 1134 TL iken 2013 yılının 7.,6.,5.,4.,3.,2. aylarında 1105 TL, 2013/1-2012/12.,11.,10. aylarında 1041 TL’dır. Hükme esas bilirkişi raporunda ise davacının en son ücreti olan 1134 TL üzerinden 4×1134 /12 şeklinde hesaplanmış, yani davacının önceki ve daha düşük olan maaş miktarları dikkate alınmamıştır. Bu durum hatalıdır. Ayrıca Eylül/2012 ayının bordrosu da dosyada bulunmamaktadır. Bu bordro da getirtilerek ve eldeki kararın sadece davalı tarafından temyiz edilmesi nedeni ile davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak da gözetilerek bu hata giderilmelidir.
Diğer bir örnek olarak yakacak yardımı bakımından, Eylül/2012 ayı bordrosu dosyada olmadığından celbedilerek hesaplamada dikkate alınması gerektiğinin gözetilmemesi hatalıdır. Bunun yanı sıra Ekim/2012 (dahil) -Eylül/2013 (dahil ) ayları arasındaki bordrolarda toplam ödeme 907,72 TL olup, 907,72/12 ay=75,64 TL, 907,72/11 ay=82,52 TL olmasına rağmen neden 89,23 TL’nın esas alındığı denetime elverişli şekilde ortaya konmamıştır.
Bir başka örnek ise lojman yardımıdır. Eylül/2012 ayı bordrosu dosyada olmadığından celbedilerek hesaplamada dikkate alınması gerektiğinin gözetilmemesi hatalıdır. Bunun yanı sıra Ekim/2012 (dahil) -Eylül/2013 (dahil ) ayları arasındaki bordrolarda toplam ödeme 910,37 TL olup, 910,37/12 ay=75,86 TL, 907,72/11 ay=82,76 TL olmasına rağmen neden 89,23 TL’nın esas alındığı denetime elverişli şekilde ortaya konmamıştır.
Netice itibari ile yukarda örnek olarak verilen yanlışlıklar nedeni ile giydirilmiş brüt ücretin hesabı hatalıdır. Bilirkişi raporu giydirilmiş brüt ücrete eklenen unsurların hesabı bakımından denetime elverişli de değildir.
Mahkeme tarafından yapılacak iş, Eylül 2012 ayının bordrosunu getirtmek, davacının çalıştığı son 1 yılın 11/09/2012-11/09/2013 tarihleri arası olduğu gözetilerek ve sadece davalı temyizi bulunduğundan davalının usuli müktesep hakkı gözetilerek, her ay davacının hangi sosyal yardımdan kaçar TL aldığı bilirkişi raporunda ayrı ayrı ve açıkça belirtildikten sonra yine bilirkişi raporunda tarafların, giydirilmiş brüt ücrete eklenecek her bir unsur bakımından ileri sürdükleri iddia ve savunmaları ile Toplu İş Sözleşmelerinin her bir unsur hakkında getirdiği hükümler ayrı ayrı ve açıkça raporda irdelenerek denetime elverişli şekilde giydirilmiş brüt ücretin hesabına esas unsurlar hakkında bilirkişi raporu alınarak sonuca gitmektir.
Sadece yukarda örnek olarak verilen giydirilmiş brüt ücret unsurları hakkında değil, aynı zamanda diğer giydirilmiş brüt ücrete eklenen kalemler de aynı şekilde tek tek ele alınmalıdır.
F)Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, 02/11/2017 tarihinde oybirliği ile kabul edildi.