YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/3937
KARAR NO : 2017/13759
KARAR TARİHİ : 25.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 01.08.2015 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 18.01.2016 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 2.175,00 TL kira alacağının faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 22.01.2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı kiracının takibe itiraz etmemesi üzerine takip kesinleşmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmemesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak kesinleşen takip nedeniyle davalının tahliyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava, kesinleşen icra takibi nedeniyle tahliye istemine ilişkindir.
Mahkemece, borçluya usulüne uygun ödeme emrinin tebliğ edildiği, takibin kesinleştiği, itirazın olmadığı, ancak bizzat davacının beyanı ile sabit olduğu üzere davalıların dava konusu taşınmazı kiraladıktan bir buçuk ay sonra tahliye ederek iki aylık kira bedelini ödedikleri, davalıların davalı …….’nın annesi aracılığıyla davaya konu taşınmazın anahtarını davacıya teslim etmek istedikleri, davacının anahtarı haklı bir mazeret olmaksızın almadığı, böylelikle anahtarın teslim edilmek istendiği tarih itibariyle sözleşmenin usulünce fesih edilmiş olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, tarafların iddia ve savunmalarına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçeye göre davacı vekilinin davalı kefile yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının davalı kiracıya yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Taraflar arasındaki uyuşmazlık kiralananın tahliye edilip edilmediği noktasındadır. Kiralananın tahliye edildiğinin (kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirdiğinin) kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılması yeterli değildir. Anahtarın da kiralayana teslim edilmesi gerekir. Kiralayanın anahtarı teslim almaktan kaçınması veya başka bir sebeple anahtarın teslim edilememesi durumunda, kiracının yapması gereken, mahkemeden bu yolda tevdi mahalli tayinini isteyip, tayin edilecek yere anahtarı teslim etmek ve durumu kiralayana bildirmektir. Kiracının kiralananı iade borcu, ancak bu şekilde, durumun kiralayana bildirildiği tarihte son bulur. Aksi takdirde, kiracının, kira parasını ödemek de dahil olmak üzere, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri devam eder.
Kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiraya veren tarafından kabul edilmemesi, başka bir ifadeyle, tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde, kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini, böylece kira ilişkisinin kendisince ileri sürülen tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü, kiracıya aittir. Kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini ispatlayamazsa, verenin bildirdiği tahliye tarihine itibar olunmalıdır. Anahtar teslim edilmediği sürece kiralananın kiracının kullanımında olduğunun kabulü gerekir. Kiralayanın anahtarı teslim almaktan imtina etmesi halinde kiracı anahtarı notere teslim etmeli yada mahkemeden tevdii mahalli tayin ettirmelidir. Olayımızda yukarıda anlatıldığı şekilde usulüne uygun anahtar teslimi yapılmadığına göre kiralananın davalının kullanımında olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davacının kira alacağı nedeniyle takip yapması ve dava açmasında usulsüzlük bulunmamaktadır. Buna göre, Mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ; Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı kefile yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte yazılı nedenle davacı vekilinin davalı kiracıya ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca
kararın davalı kiracı yönünden BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.