YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15612
KARAR NO : 2017/17646
KARAR TARİHİ : 07.11.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı T.C. Milli Savunma Bakanlığı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 06/08/2004 – 03/07/2012 tarihleri arasında davalı T.C. Milli Savunma Bakanlığı’na ait … Okulu Komutanlığı yemekhaneler bölümünde işçi olarak çalıştığını, bu süre içinde her ne kadar alt işverenleri değişse de asıl işveren olan davalı bakanlığın değişmediğini, davalı iş yerinde 08.00-18.00 vardiyasında haftanın 6 günü çalıştırıldığını, haftanın 1 günü 21.00’e kadar çalıştırıldığını, haftada bir gün izin kullandığını, milli bayramların tamamında, dini bayramların yarısında çalıştırıldığını, yıllık izinlerinin ise kullandırılmadığını, davacının 03/07/2012 tarihinde emeklilik nedeniyle işten ayrıldığını ileri sürerek, kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti alacağı, yıllık izin ücreti alacağı ve genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı idarenin davada taraf sıfatının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece özetle; tarafların beyanları, dosyaya sunulan tüm belge ve bilgiler ile tüm dosya içeriğinden; davacının, davalıya ait işyerinde 06/08/2004 – 03/07/2012 tarihleri arasında SGK sicil dosyasında bulunan hizmet cetvelinden ve işe giriş bildirgelerinden anlaşılacağı 7 yıl, 4 ay, 29 gün süre ile kesintili çalıştığının görüldüğü,davacının iş akdinin dava dosyasına sunulan işten ayrılış bildirgesi ve SGK sicil kayıtlarına göre davacının emeklilik nedeniyle işten ayrıldığı, 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinin 1. fıkrasının 5. bendine göre yaş hariç 15 yıl sigortalılık süresini ve 3600 gün prim ödeme gün sayısını dolduranların kıdem tazminatını hüküm altına alındığı ve davacının kıdem tazminatına hak kazandığının anlaşıldığı,davalı tarafça dosyaya yıllık izin defteri vb. yazılı belgeler ibraz edilmediği ve davacının hizmet süresine göre yıllık izin ücreti alacağının bulunduğu, davacının günde bir saat dinlenmesi düşülerek 9 saat, haftada ise 54 saat çalıştığı ve yasal 45 saatlik mesaisinin 9 saat üzerinde fazla mesai yaptığı ve genel tatil günlerinde de çalıştığı görülmekle fazla mesai ve genel tatil alacağına hak kazandığı,davalı taraf husumet itirazında bulunmuş ise de davalı idarenin İş Kanunu 2/6. maddesi çerçevesinde aslı işveren konumunda bulunması, talep edilen işçilik alacaklarında alt işveren ile birlikte sorumlu olması nedeniyle husumet itirazı yersiz olduğu ve genel tatil ve fazla mesai alacakları yönünden %40 oranında takdir indirimi uygulanarak davanın kısmen kabulüne karar verilerek hüküm verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliği”ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141/2 maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir.
1086 sayılı HUMK yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı define davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa (suskun kalınmışsa) zamanaşımı defi geçerli sayılmakta iken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı definin geçerli sayılabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir anlatımla 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı define davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı defi dikkate alınmaz.
Zamanaşımı definin cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla ileri sürülmesi de mümkündür (Yargıtay HGK. 04.06.2011 gün 2010/ 9-629 E. 2011/ 70. K.).
Somut uyuşmazlıkta davacının kısmi dava ile işçilik alacaklarını talep ettiği, davalının 29.12.2014 tarihinde süresi içerisinde ıslaha karşı zaman aşımı def’inde bulunmasına ve fazla mesai ücreti alacağının 29.12.2009 tarihinde zaman aşımına uğramasına rağmen bilirkişi raporunda 03.02.2009 tarihinden itibaren fazla mesai ücreti alacağı hesap edilmek suretiyle zamanaşımı def’inin değerlendirilmediği anlaşıldığından kararın bozulması gerekmiştir.
3- Davalı harçtan muaf olduğundan başvuru harcınında davacıya iadesi gerekirken yargılanma giderlerine katılarak davalıya harç yükletilmeside hatalıdır.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 07.11.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.