Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2017/19097 E. 2017/25792 K. 24.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/19097
KARAR NO : 2017/25792
KARAR TARİHİ : 24.11.2017

Tehdit suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-2. cümle ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 ay adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin 22/03/2012 tarihli ve 2012/17 esas, 2012/76 sayılı kararın kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi sebebiyle 5237 sayılı Kanun’un 106/1-2. cümle ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 ay adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin 11/05/2017 tarihli ve 2016/481 esas, 2017/134 sayılı kararı, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 27/09/2017 gün ve 94660652-105-50-8928-2017-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/10/2017 gün ve 2017/56097 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre. 5237 sayılı Kanun’un 52/1 ve 2. fıkrasında yer alan “Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olamamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir. En az yirmi ve en fazla yüz Türk lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.” düzenleme karşısında, sanık hakkında 5 ay olarak hükmedilen adlî para cezası sonrasında, bir gün karşılığı olarak takdir edilecek miktar belirlenmeyerek adli para cezası sonucunun hesap edilmemesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-2. cümle ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 ay adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin 22/03/2012 tarihli ve 2012/17 esas, 2012/76 sayılı kararın kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi sebebiyle 5237 sayılı Kanun’un 106/1-2. cümle ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 ay adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin 11/05/2017 tarihli ve 2016/481 esas, 2017/134 sayılı kararının “5237 sayılı Kanun’un 52/1 ve 2. fıkrasında yer alan “Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olamamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir. En az yirmi ve en fazla yüz Türk lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.” düzenleme karşısında, sanık hakkında 5 ay olarak hükmedilen adlî para cezası sonrasında, bir gün karşılığı olarak takdir edilecek miktar belirlenmeyerek adli para cezası sonucunun hesap edilmemesinde isabet görülmediği” gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.
II-Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Sanık … hakkında TCK’nın 106/1-2. cümlesi, 62. maddeleri uyarınca gün adli para cezası olarak tayin edilen 5 ay adli para cezasının, TCK’nın 52/2. maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmemesinin, hukuka aykırı olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 1.fıkrasında “Hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunması halinde bu maddede düzenlenen olağanüstü yasa yoluna konu olabileceği belirtilmiştir.
Y.C.G.K.’nun 17.7.2007 gün ve 2007/145-172 sayılı, 27.3.2007 gün ve 2007/73-76 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere hükümdeki diğer yasaya aykırılıklar giderilmeden, uyuşmazlık konusunda karar verilmesi halinde, hukuka aykırılıkları giderme ve ülkede uygulama birliğini hukuka uygunlukla sağlama amacına hizmet için öngörülen “Kanun yararına bozma” kurumu, bünyesinde hukuka aykırılık taşıyan hükümleri onaylama sonucunu doğuracaktır.
Uyuşmazlık konusunda bir karar vermeden önce, kanun yararına bozma istemine konu edilen hükümde başkaca yeni hukuka aykırılıkların bulunup bulunmadığının değerlendirlmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30/10/2007 tarihli ve 2007/4-200 esas, 2007/219 sayılı ilâmında belirtildiği üzere, uzlaştırma kurumu her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 253 ve 254. maddelerinde hüküm altına alınarak usul hukuku kurumu olarak düzenlenmiş ise de, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunması nedeniyle yürürlüğünden önceki olaylara uygulanabileceği, bu uygulamanın sadece görülmekte olan davalar bakımından geçerli olmayacağı, 5237 sayılı Kanun’un 7/2. maddesindeki “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” şeklinde ve kesinleşen hükümlerde de uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş, aynı maddenin birinci fıkrasının (b) bendine mevcut (2) ve (3) numaralı alt bentlerden sonra gelmek üzere (3), (5) ve (6) numaralı alt bentler eklenmiştir.Bu bentlere göre, tehdit (madde 106, birinci fıkra), hırsızlık(madde 141), dolandırıcılık (madde 157) suçları uzlaşma kapsamına alınmıştır.
Aynı maddenin üçüncü fıkrasında yer alan “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile “ibaresi madde metninden çıkırılmış, aynı fıkranın ikinci cümlesinde yer alan “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması halinde uzlaştırma hükümleri uygulanmaz”şeklindeki düzenlemede bir değişiklik yapılmamıştır.
Sanık … hakkında, incelemeye konu sair tehdit suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karardan sonra, denetim süresi içerisinde işlenen ve hükmün açıklanmasına neden olan, Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2016/299 E-2016/690 K. sayılı ve 06.09.2016 tarihli kararına konu suçların hakaret ve TCK’nın 106/1-1. cümlesi kapsamında düzenlenen tehdit olması, incelenen karar suretinden anılan suçların birlikte işlenip işlenmediğinin tespit edilememesi, hüküm tarihi itibariyle TCK’nın 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunmaması nedeniyle mahkemesince CMK’nın 253/3. maddesi nazara alınarak hakaret suçu yönünden de uzlaştırma yapılmamış olma ihtimalinin bulunması, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenerek TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alınması karşısında; hakaret suçunun tehdit suçuyla birlikte işlenip işlenmediğinin belirlenmesi, birlikte işlendiğinin tespiti halinde; tehditin uzlaştırma kapsamına alınması sebebiyle uzlaştırmaya tabi olacağı, tehditle birlikte işlenmediğinin belirlenmesi halinde ise; 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle, 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 24 ve 25. fıkralarındaki uzlaştırma bürosuna ilişkin düzenleme dikkate alınarak hakaret suçu yönünden de uzlaştırma işleminin uygulanmasının gerekeceği nazara alınarak anılan suçlar yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı, uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda da sanığın denetim süresinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkum olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre, hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden hüküm kurulmuştur.
Yine sanık …’ın 5237 sayılı Kanun’un 106/1-2. cümle ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 ay adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin 11/05/2017 tarihli ilamına konu sair tehdit suçu açısından, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1-2. cümle kapsamındaki tehdit suçu önceden de uzlaşma kapsamında ise de, 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle, 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 24 ve 25. fıkralarındaki uzlaştırma bürosuna ilişkin düzenleme dikkate alınıp, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay incelemesi sırasında saptanan yukarıda belirtilen yeni hukuka aykırılık nedenleri, Kanun yararına bozma konusu yapılmadığından belirtilen Kanun yolunun niteliği gereği resen giderilemeyecektir.
Kanun yararına bozma konusunun bu aşamada sonuçlandırılması, yapılan açıklamalar ışığında olanaklı bulunmamaktadır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1) Kanun yararına bozma isteği hakkında bu aşamada bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA,
2) Hükümde saptanan yeni hukuka aykırılık nedenleri açısından, Kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdiri için, dosyanın Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMEK üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, bu hususun değerlendirilmesinden sonra, diğer kanun yararına bozma isteminin incelenmesine, 24/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.