YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4335
KARAR NO : 2017/6533
KARAR TARİHİ : 23.11.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 18/03/2015 tarih ve 2014/419-2015/184 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket yöneticileri olan davalıların şirket kaynaklarını ticari teamüllere aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmaları sonucu grup içi şirketlere, değersiz aktiflere ve çeşitli masraf unsurlarına yönelik kullanmaları nedeniyle şirketi zarara uğrattıklarını, denetim kurulu üyeleri olan davalıların da kanunun kendilerine yüklediği kontrol ve uyarı görevini yerine getirmediklerini, şirketi zarara uğratan yöneticilerin ve üzerlerine düşen denetim görevini yerine getirmeyen denetçilerin oluşan zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı tutularak açılan davada yargılama sırasında yapılan ıslah ile tespit edilen ortaklık zararı olan 3.804.293,51 TL’nin zararın doğumu tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin … Grubu şirketlerinden olan … … A.Ş’de iş akdiyle çalışan personel olup, … Grubu çalışanı olması nedeniyle yönetim kuruluna atanmış olduğunu, şirketin … ailesine ait olup, onların bilgisi dışında yönetilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili tarafından zarar verici bir işlemin yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalılar … ve …, kendilerinin … … personel olarak çalıştıklarını, yapılan işlemlerde bilgileri ve imzalarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Diğer davalılar, davaya yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece uyulan Dairemiz bozma ilamı, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin şirkete vermiş oldukları zararlardan dolayı 6762 sayılı TTK madde 359 uyarınca sorumlu tutulmaları gerektiği, ancak kendilerine bir kusurun isnat edilemeyeceğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilecekleri, hakim pay sahipleri tarafından, bağlı şirketin mali yapısını bozan emir ve talimatlar verilemeyeceği, bağlı şirket yönetiminin bu tür emir ve talimatlara uymak zorunda olmadığı, davalı yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin kusurlarının bulunmadığını da ispat edemediği, bu nedenle yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin şirkete vermiş oldukları zararlardan dolayı sorumlu tutulmaları gerektiği ve … Alüminyum İşletmecilik San. A.Ş’nin 2001-2002 ve 2003 yıllarında oluşan 3,804,293,51 TL zararından sorumlu oldukları gerekçesi ile davanın kabulüne ve 3.804.253,51 TL’nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, anonim şirket yönetim ve denetim kurulu üyelerinin şirkete verdiği zararlardan sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 tarih ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda mahkemece kısa kararda “3.804.253,51 TL’nin tahsiline” karar verilmiştir. Ancak, gerekçeli kararın gerekçe kısmında “3,804,293,51TL zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları saptanarak davanın kabulüne” yazılmış iken, hüküm fıkrasında “3.804.253,51 TL’nin tahsiline” karar verilmiştir. Buna göre, gerekçeli kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında ve kısa karar ile gerekçe arasında çelişki yaratılmış olduğundan, kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 23/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.