YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6180
KARAR NO : 2017/15989
KARAR TARİHİ : 30.11.2017
MAHKEMESİ : Saruhanlı Asliye (Aile) Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Babalığın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, 7/05/2014 doğumlu ….. babasının davalı … olduğunun tespitini istemiş: mahkemece, … raporu dikkate alınarak davanın kabulüne,… ile … arasında soybağının kurulmasına, davacıya baro tarafından kendisini davada temsil etmek üzere görevlendirilen avukatın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 340. maddesinde “Adli yardımdan yararlanan kişi için mahkemenin talebi üzerine Baro tarafından görevlendirilen avukatın ücreti, yargılama gideri olarak Hazineden ödenir” hükmü uyarınca vekalet ücretinin baro tarafından karşılanacağından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar, davacı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi nedeni ile davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava babalığın tespiti istemine ilişkindir.
Nüfus kayıtlarının düzenli ve gerçeğe uygun olarak tutulması kamu düzeni ile ilgilidir. Nüfus kayıtlarındaki düzeltme istemleri ile ilgili davalarda, mahkemelerin hiçbir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunduğundan; hakim, resen araştırma ilkesinin sonucu olarak kendiliğinden delil toplama yetkisine sahiptir.
1-4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 337. maddesinde, evlilik birliğinin bulunmaması halinde velayetin anaya ait olacağı; 426/2. maddesinde ise, yasal temsilci ile küçüğün menfaati çatıştığında küçüğe kayyım atanacağı, 301. maddesinde de, babalık davasının Cumhuriyet Savcısına ve Hazineye dava ana tarafından açılmış ise kayyıma, kayyım tarafından açılmış ise anaya ihbar edileceği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda, davanın küçük…’in babasının davalı … olduğunun tespiti istemine ilişkin olduğu ve ana tarafından açıldığı, ancak küçüğe kayyım tayin ettirilmeden karara bağlandığı anlaşılmaktadır. Yukarıda gösterilen kanuni düzenlemeler dikkate alınarak mahkemece küçüğe kayyım tayin ettirilip, davanın kayyıma ihbar edildikten sonra işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi,
2- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 301. maddesinde, babalık davasının, Cumhuriyet Savcısı ile Hazineye ihbar edileceği öngörülmüştür. Davanın, yargılama sırasında Cumhuriyet Savcısına usulüne uygun olarak ihbarı zorunludur. Cumhuriyet Savcısına yapılacak tebligatın usulü 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 43. ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 65. maddesinde gösterilmiştir. Buna göre “Cumhuriyet Savcılığına yapılacak tebligat, tebliğ olunacak varaka aslının kendisine gösterilmesi suretiyle olur. Bu tebliğ bir mehile başlangıç olacaksa, Cumhuriyet Savcısı, gösterildiği günü, varakanın aslına işaret ve imza eder.” Tebligatın gösterilen usule göre yapılması, geçerlilik koşuludur. Bu bakımdan babalık davasının Cumhuriyet Savcısına gösterilen usulde ihbarın yapılması zorunludur. Bu şekilde yapılmayan ihbar usulsüzdür. Bu sebeple, ihbara ilişkin evrakın Cumhuriyet Savcılığı tarafından bizzat görüldüğü şeklindeki bilginin dosya arasına konulmuş olması gerekiğinden, ihbara ilişkin tensip zaptının tebliğe çıkarılması ve zabıt katibine tebliğ edilmiş olması yukardaki açıklamalar ışığında usulüne uygun olmadığından, davanın Cumhuriyet savcılığına usulünce ihbar edilmemesi,
3-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 340. maddesinin davada kendisini vekil ile temsil ettiren ve dava lehine sonuçlanan davacı yararına vekalet ücreti takdirine engel olmadığı hususu dikkate alınmadan yerinde olmayan gerekçe ile vekalet ücreti verilmemesi, Doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 30.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.