Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/3885 E. 2017/6316 K. 20.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3885
KARAR NO : 2017/6316
KARAR TARİHİ : 20.11.2017

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …(…) 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/12/2015 tarih ve 2014/86-2015/121 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili; müvekkilinin “…” ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, ayrıca müvekkili adına tescilli “mutfak gereçleri için desen tasarımı” içeren 2007/01858 (2) sayılı tasarımının bulunduğunu, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalının ticaret unvanında, üretim ve satışını yaptığı ürünler üzerinde “…”, “…” ve “…” ibarelerini markasal olarak kullandığını, ayrıca müvekkiline adına tescilli tasarımın da davalı tarafından mutfak gereçlerinde kullandığını, bu durumun müvekkilinin marka hakkına ve tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiğini, ayrıca haksız rekabet oluşturduğunu, ileri sürerek asıl davada, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, men’ine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının ticaret unvanındaki “…” ibaresinin terkinine, 556 sayılı KHK’nin 66/b maddesi uyarınca fazlaya ilişkin haklar saklı kalarak 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan ticari faizi ile birlikte tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini dava ve talep etmiş, birleşen davada ise, tasarım hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, men’ine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, tecavüze konu ürünlerin üretip, satış, reklam tanıtımının engellenmesine, ürünlere, üretim vasıtalarına el konulmasına, imhasına, 554 sayılı KHK’nin 52/b maddesi uyarınca fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan ticari faizi ile birlikte tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında asıl davadaki maddi tazminat talebini 1.787,23 TL olarak, birleşen davadaki maddi tazminat talebini ise 2.978,72 TL olarak ıslah etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili; müvekkilinin ürünlerinde adı ve soyadını kullandığını, ticaret unvanının ise ad ve soyadının kullanılması yoluyla oluştuğunu, müvekkili ürünlerinin davacı tarafın ürünleriyle iltibasa neden olacak şekilde benzer olmadığını ve bu nedenle marka hakkına tecavüzün bulunmadığını, ayrıca müvekkili ürünü ile tasarım tescil belgesine bağlanmış ürünün farklılık gösterdiğini savunarak asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı markasının tanınmış marka niteliğinde olduğu, davalının ürettiği çatal, bıçak, kaşık ürünlerinde “…” ve “…” ibarelerini kullandığı, “…” kelimesinin küçük “…” kelimesinin ise büyük harflerle yazıldığı, bu durumda tüketicilerin iki işaret arasında bağlantı kurma ihtimalinin oldukça yüksek olduğu, bu durumun markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, ayrıca davalı tarafın ticaret unvanının “… Ticaret ve Pazarlama – … …” olup 2004 tarihinden itibaren züccaciye alanında faaliyet gösterdiği, davalı tarafın ad ve soyadını birlikte kullanarak ticaret unvanı olarak kullanmasında sakınca bulunmamasına rağmen davalının “…” ibaresini kullanması dürüstlüğe aykırılık teşkil edeceğinden ve her iki unvan arasında iltibasa sebebiyet vereceği, ayrıca davalının davacıya ait tasarımın belirgin şekilde benzerini üreterek piyasaya sunmuş olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalının kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine ve önlenmesine, davalının ticaret unvanında geçen “…” ibaresinin terkinine, marka hakkına tecavüz nedeniyle 1.787,23 TL’nin ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, “… Ticaret” ibaresinin ticaret unvanına dayalı olarak kullanılması nedeniyle tabela pano ve iş evrakından kartvizitten çıkartılması talebinin reddine, birleşen davanın ise kabulü davalının tasarım hakkına tecavüzünün durdurulmasına, üretim ve satışının engellenmesine, tasarımın kullanıldığı katalog, reklam vasıtalarında kullanılmasının yasaklanmasına, davalı tarafından üretilen tasarıma konu üretiminde kullanılan araçlara el konulmasına ve imhasına, tasarıma tecavüz nedeniyle 2.978,72 TL maddi tazminatın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve hükmün “B” bendinin üçüncü fıkrasında bahsedilen “kullanılan araçlara” ibaresinden davacının tasarımına tecavüz oluşturan çatalların üretiminde kullanılan kalıpların anlaşılacak olmasına göre, davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik tüm, davacı vekilinin birleşen davaya yönelik tüm, asıl davaya yönelik aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Asıl dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men’i, sonuçlarının ortadan kaldırılması, ticaret unvanının terkini ve maddi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, davalının eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine ve önlenmesine, davalının ticaret unvanında bulunan “…” ibaresinin terkinine, ayrıca marka hakkına tecavüz nedeniyle maddi tazminata karar verilmiştir. Ancak, davacı vekili, davalının markaya tecavüzü nedeniyle 556 sayılı KHK’nın 66/b maddesi uyarınca talep ettiği tazminatın yanında, ayrıca haksız rekabet nedeniyle de davalının elde ettiği kazanç üzerinden maddi tazminat talep etmiştir. Bu durumda, mahkemece, asıl davada davalının eyleminin ayrıca haksız rekabet teşkil ettiği kabul edildiğine göre, bu husus gözetilerek maddi tazminatın belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru olmamış ve asıl davada kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca, asıl davada mahkemece, davalının “… Ticaret” ibaresini tabela, pano, iş evrakı ve kartvizitlerinde ticaret unvanına dayalı olarak kullandığı gerekçesiyle davacının tabela, pano, iş evrakı ve kartvizitlerdeki “… Ticaret” ibaresinin silinmesi talebinin reddine karar verilmiştir. Oysa, dosya kapsamından davalının tabelalarında “… Ticaret” ibaresini markasal olarak kullandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece, bu husus gözetilerek “… …” ibaresini tabelalardan çıkartılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde talebin reddi doğru olmamış, asıl davada kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik tüm, davacı vekilinin birleşen davaya yönelik tüm, asıl davaya yönelik sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl davada kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 244,17 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davalıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.