Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/39873 E. 2017/20297 K. 03.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/39873
KARAR NO : 2017/20297
KARAR TARİHİ : 03.10.2017

BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİ : … 3. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İŞE İADE

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının, davalı şirkete ait Telesales Mega … takım üyesi olarak çalıştığını, 25/07/2016 tarihinde iş akdine son verildiğini, yazılı veya sözlü savunmasının alınmadığını, çalıştığı süre boyunca hiç uyarı almadığını, davacının iş akdinin haklı ya da geçerli nedenle feshine sebep olabilecek herhangi bir davranışının olmadığını bu nedenlerle yapılan feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının, belirsiz ve tam süreli iş sözleşmesine istinaden 10/09/2015 tarihinde …’deki işyerinde çağrı karşılama bölümü takım üyesi olarak çalışmaya başladığını, davacının işi gereği davalı şirketin kurumsal müşterisi olan … İletişim Aş’nin abonelerine ait önemli ve hassas bilgilere ulaşabilme imkanına sahip olduğunu, davacının çalıştığı süre boyunca mazeret izni ve doktor raporuna dayalı istirahat izni almadığını, OHAL kararı sonrası 21/07/2016- 22/07/2016 tarihleri arasında … … 8 n olu … 78 nolu Aile hekimliği biriminden istirahat raporu aldığını ve raporun şüpheli bulunduğunu, davacının … sayfasının incelenmesi neticesinde siyasi görüşünü bildirir paylaşımlarının bulunduğunu, davacının iş akdinin noterden gönderilen 22/07/2016 tarihli fesih bildirimi ile 4857 sayılı iş kanunun 25/2-e maddesine göre bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedildiğini belirtilerek haksız ve yersiz açılan davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının 2013 yılı öncesi facebook kişisel hesabından yazmış olduğu yazıların işyeri ve işveren ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığı, 15/07/2016 tarihinden sonra herhangi bir yazışmasının da olmadığı, keza davacının yazılarını ancak hesabını görme iznini verdiği arkadaşları tarafından okunduğu ve aleniyetin oluşmadığı, davacının … terör örgütü ile irtibatlı olduğuna dair soyut iddiadan başkaca delil ve emarenin de sunulmadığı, davacı ile ilgili herhangi bir soruşturma başlatılmadığı gibi … terör örgütü ile irtibatlı olduğunu gösterir kayıt ve belgenin sunulmadığı, işveren aleyhine de doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışta bulunulmasının söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf başvurusu :
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, davalının istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Temyiz başvurusu :
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında, iş sözleşmesinin haklı veya geçerli nedenle feshedilip feshedilmediği hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen ve işverene derhal fesih yetkisi tanıyan haklı sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. Yargılama sırasında bu sebeplerin ağırlıkları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı sebeple derhal fesih hakkı doğar. Buna karşılık, işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken güven temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa, işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu nedenle iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa 4857 sayılı Kanun’un 18/1. maddesi gereği geçerli fesih hakkı doğar.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
İş sözleşmesinin devamı konusunda davacının fesih sebebi yapılan davranışı kesin şekilde kanıtlanamamış ise de tanık anlatımları ile ortaya çıkan olgulardan işverenden iş ilişkisini sürdürmesi beklenemez derecede şüphe meydana gelmiş olup bu durumda iş sözleşmesinin feshinin yerinde olduğu kabul edilmelidir.
20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler ile bunlara ilişkin usul ve esasları belirlemeye” yönelik 667 sayılı KHK. 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin “Kamu Görevlilerine İlişkin Tedbirler” başlıklı 4. maddesinde, “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” lerin aynı maddenin (g) fıkrasına göre, “Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden” çıkarılacakları ve bir daha kamu hizmetinde doğrudan veya dolaylı görev alamayacakları hükme bağlanmıştır. Davacının iş akdinin feshinin 667 sayılı KHK. den kaynaklanan yetki ile yapıldığı anlaşılmaktadır.
Dosya içerisindeki kayıt ve belgelerden; davacının, çağrı merkezi takım üyesi olarak çalışmakta iken, hiç izin yada rapor almadığı ancak OHAL kararı sonrasında 21/07/2016-22/07/2016 tarihleri arasında rapor aldığının tespit edildiği, iş akdinin davalı işyeri tarafından “…devam eden görev süreciniz içinde, işveren açısından, şahsınız ile iş ilişkisinin devamını katlanılmaz biçimde çekilmez hale getirerek güven temelinin çökmesine yol açan, sadakat, doğruluk ve bağlılığa uymayan eylemlerinizden ötürü, tüm yasal başvuru haklarınız saklı kalmak üzere, iş sözleşmeniz 22/07/2016 tarih itibariyle İş Kanunu madde 25/2-e hükmü uyarınca’’ feshedildiği görülmüştür.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı ile ilgili herhangi bir soruşturma olmadığı, başlatılmadığı, davacının işveren aleyhine doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunduğuna dair herhangi bir delil bulunmadığı, davacının 2013 yılında sosyal bir platformda arkadaşları ile yaptığı paylaşımlarının 2016 yılındaki feshe dayanak oluşturamayacağı gerekçesi ile davalını istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Davalı işveren tarafından, fesih kararının dayanağını teşkil eden tüm bilgi ve belge işverence ibraz edilememiştir. Dosyada davacının sosyal medya yazışmaları ile hakkında soruşturma olmadığına dair belgeler mevcut ise de yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Davacının iş akdinin feshine dayanak objektif değerlendirmelerin neler olduğu, hangi bilgi ve belgelerin feshe gerekçe yapıldığının açıklığa kavuşturulması hususu öncelikle davalı Kurumdan araştırılmalıdır. Ayrıca davacı hakkında olan adli ya da idari soruşturma evrakları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı, Terörle Mücadele ile ilgili birimlerden ve Bilgi Teknolojileri Kurumundan varsa davacı ile ilgili bilgi ve belgeler ile yine Bank …’ya açılmış mevduat hesaplarının olup olmadığı, varsa hesap hareketleri ve bankacılığa ilişkin işlemlerinin olup olmadığı sorulmalı, sonrasında ise tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek feshin haklı yada geçerli nedene dayanıp dayanmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararı ile ilk derece mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03/10/2017 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.