Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/10038 E. 2017/15283 K. 15.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10038
KARAR NO : 2017/15283
KARAR TARİHİ : 15.11.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR
Borçlu vekili, takibe dayanak ilamda, asıl alacak kalemlerine dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedildiği halde ilama aykırı olarak, ilamın kesinleşmesinden sonra Anayasa’nın 46/son maddesine göre kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının talep edildiğini ve ayrıca 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun’la 2942 sayılı Kanun’un Geçici 6/5 fıkrasındaki değişiklikle talep edilebilecek faizin kanuni faiz olması gerektiğini açıklayarak, icra emrinin ilam kesinleştikten sonra kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranı talebi yönünden iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, şikayetin kabulüne karar verilmiş, hüküm alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; kamulaştırma bedelinin arttırılması ilamlarında olduğu gibi kamulaştırmasız elatma ilamlarında da ilamın kesinleştiği tarihe kadar geçen dönem için ilam uyarınca yasal faiz, kesinleşme tarihinden sonraki dönem için ise, 17.10.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4709 sayılı Kanunla Değişik Anayasa’nın 46/son maddesi hükmü uyarınca, kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerekmekte olup takip ve icra emri anılan bu kurallara uygun olarak düzenlendiğinden şikayetin reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulünün isabetsiz olduğu gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece bozma kararına uyularak, şikayetin reddine karar verilmiştir. Bu kezde hüküm borçlu vekilince takibe dayanak ilam mahkeme’since dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair karar verildiği gerekçesiyle temyiz edilmiştir.
1-Borçlu vekilinin sair temyiz itirazları, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından yerinde değildir.
2-Borçlu vekilinin temyiz dilekçesine ekli belgeler incelendiğinde; takip dayanağı ilama konu davada … 21. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/579 E-2013/198 …. sayılı ilamının Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nce 24.03.2014 tarihinde “yargı yolu nedeni ile” bozulmasına karar verildiği ve 22.01.2015 tarihinde Mahkemece bozma ilamına uyularak bu nedenle ret kararı verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda dayanak ilam ortadan kalktığından ve faize yönelik şikayetin konusu kalmadığından konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmelidir.

SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle borçlu vekilinin sair temyiz isteminin reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenle İİKnun 366 ve HUMKnun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİKnun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 15.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.