YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/29672
KARAR NO : 2017/18015
KARAR TARİHİ : 13.11.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2. Davalı … şirketinin …’nda belirtilen adresteki işyerinde 20/01/2014-02/10/2014 tarihleri arasında .. Ürünleri Yönetimi Müdür Yardımcısı olarak çalıştığını, yabancı menşeli şirketteki müdürü ….’nin kendi isteği kişilerle çalışmak istemesi doğrultusunda, davacının iş akdinin performans düşüklüğü ve yaptığı işlere gerek kalmadığı gerekçesi ile sonlandırıldığı 30/09/2014 tarihinde önce şifahen bildirildiğini, bu konuda belge isteyen davacıya 02/10/2014 tarihinde ilgili fesih bildiriminin iletildiğİni, yeni eleman alınmayacağı bildirilmiş olmasına rağmen fesihten önce iş paylaşımı amacıyla ….. You isimli yeni bir personelin sitihdam edildiğini, davacının da iş akdinin birlikte istihdam eden 1. Davalı … tarafından feshedildiğini, davacının kullandığı lgepartner.com uzantılı mail hesabı dökümlerinin davalı … firmasından istenmesini, feshin son çare olması ilkesine uyulmadığını, haksız olduğunu iddia ile işe iadesini talep etmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde davalılar arasındaki ilişkinin ne olduğunu açıkça adlandırmamış, ancak 16.01.2015 havale tarihli dilekçesinde davacının davalılar tarafından birlikte istihdam edildiğini, muvazaalı asıl-alt işveren ilişkisi ile hak ve yükümlülüklerden kurtulmaya çalıştıklarını iddia etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının firmaları ile herhangi bir bağının olmadığını, davacının özlük dosyasını da kendilerinde olmadığından sunamadıklarını, bunun yanında diğer davalı şirketle de müvekkili şirketin herhangi bir bağı olmadığını, birlikte istihdam şartalarının da oluşmadığını, lgepartner.com uzantılı mail hesabı ile müvekkil şirketin bir ilişkisi olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
C) Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece feshe ilişkin gerekçenin yanı sıra, davacının çalışırken kullandığı email hesabı olan @lgepartner.com uzantılı adresin tescil ve yönetim haklarının davalı … yönetiminde olduğunun görülmesi, davalıların davacı tanık beyanlarının doğru olmadığını gösteren beyan ya da denetime elverişle başka kanıtların sunulmadığı, davalılar arasında davacı tarafından iddia edildiği gibi bir ilişki bulunduğu, davacının … bordrosunda çalışırken aslında …. bünyesindeki işyerinde çalışarak buradaki amirlerin ve direktiflerine uygun olarak çalıştığı, dolayısı ile fesih iradesinin davalı … firması tarafından gerçekleştirildiği gerekçesi ile davanın kabulü ile davacının davalı … şirketi nezdinde işe iadesine, işe başlatmama tazminatından her iki davalının müteselsil sorumluluğuna karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar vekilleri süresinde ayrı ayrı temyiz etmişlerdir.
E) Gerekçe:
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanılmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
HMK. nın 297/2. maddesinde hükmün hiçbir tereddüde yol açmayacak şekilde açık olması da emredilmiştir.
Ayrıca HMK. nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Gerekçe/hüküm çelişkisi yaratılması da 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık bozma sebebidir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği belirtilmemiş, aralarındaki ilişkinin muvazaalı mı, asıl-alt işveren alt işveren ilişkisi mi kabul edildiği açıklanmamıştır.
Mahkemenin “…davalılar arasında davacı tarafından iddia edildiği gibi bir ilişki bulunduğu, davacının …. bordrosunda çalışırken aslında … bünyesindeki işyerinde çalışarak buradaki amirlerin ve direktiflerine uygun olarak çalıştığı, dolayısı ile fesih iradesinin davalı … firması tarafından gerçekleştirildiği..” şeklindeki gerekçe soyut olup, davalılar arasındaki ilişkinin ne olduğunu ortaya koymamaktadır.
Mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin niteliğine ilişkin doyurucu bir gerekçe olufşturulmaması, davalılar arasındaki hukuki ilişkinin ne olduğunun açıkça ortaya konulmaması hatalıdır.
Ayrıca Mahkemece davalılar işe başlatmama tazminatından müteselsilen sorumlu tutulmuşu iselerde, boşta geçen süre ücretinden hangi davalının yada davalıların sorumlu olduğunun açıklanmaması da HMK. nun 297/2. maddesine aykırıdır.
Bu usuli eksiklikler nedeni ile kararın bozulması gerekmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların esasa ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harçlarının ilgililere iadesine, 13/11/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.