YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/26509
KARAR NO : 2017/19452
KARAR TARİHİ : 30.11.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, fark ihbar tazminatı ile maaş zammı, prim alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin… Menkul Değerler A.Ş.’de 01.12.1998 tarihinde çalışmaya başladığını, 01.12.2001 tarihinden itibaren işveren şirketin iştiraki olan… Portföy Yönetimi A.Ş.’ne geçtiği ve burada 31.10.2009 tarihine kadar çalıştığını, ihbar tazminatın eksik ödendiğini, 2009/Nisan ayından itibaren diğer personelin maaşlarına yapılıp da müvekkilinin maaşına yapılmayan maaş zammından dolayı da fesih tarihine kadar fark alacağının doğduğunu, 2007 ve 2008 yılları için şirket yönetimince belirlenen primlerin de eksik ödendiğini ve 2009 yılı prim alacağının da davacıya ödenmediğini ileri sürerek, ihbar tazminatı, maaş zammı ve prim fark alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacıya ihbar tazminatının ve hak kazandığı 2007-2008-2009 senelerinin primlerinin ödendiğini, prim hak kazanma koşullarının işveren şirket tarafından belirlendiğini, prim alabilmek için hedef yılı sonunda işveren şirkette çalışıyor olma koşulunun bulunduğunu, maaş zammı farkı talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını, maaş bordrolarında bu konuda davacının ihtirazı kaydının bulunmadığını, ücretlere yapılacak olan zammın ve oranının işveren tarafından belirlendiği savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının davalı şirkete ait işyerinde 01.12.2001 ile 31.10.2009 tarihleri arasındaki dönemde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile genel müdür yardımcısı olarak çalıştığı, davacının çalıştığı döneme ait ödenmeyen maaş zammı fark alacağı, 2009 yılına ait ödenmeyen prim alacağı ve 2007-2008 yıllarına ait prim alacağı farkının bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın taraflarca temyizi üzerine Dairemizin 26.05.2016 tarih, 2016/14024 Esas, 2016/12491 Karar sayılı kararı ile, “Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının ıslah dilekçesinde davalı bankanın temerrüde düştüğü 03.04.2010 tarihi ile ıslah tarihi arasında işlemiş faizin alacak olarak talep edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Davacının dava açmadan önce davalıya noter kanalıyla gönderdiği prim alacaklarının bir gün içinde ödenmesine ilişkin ihtarnamenin 02.04.2010 tarihinde tebliği edildiği davalının 03.04.2010 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü anlaşılmaktadır. Davacı ıslah dilekçesinde temerrüt tarihinden ıslaha kadar olan alacakların işlemiş faizinin alacak olarak tahsilini talep etmiştir. Mahkemece davacının fazlaya ilişkin istemi reddedilmiş ancak ıslah dilekçesiyle talep edilen asıl alacak miktarlarına 03.04.2010 tarihinden itibaren faiz yürütülmüştür.
Davacının ıslah dilekçesiyle temerrüt tarihinden ıslaha kadar olan alacakların faizini müddeabih haline getirip talep etmesinde usule aykırılık yoktur. Bu nedenle davacının işlemiş faiz alacağının hesaplattırılarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Hükmedilen miktarların “net” mi yoksa “brüt” mü olduğunun hüküm fıkrasında belirtilmemesinin HMK.nun 297/2. maddesine aykırı olup, hükmün infazında tereddüt yaratacağının düşünülmemesi de isabetsizdir.” gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Bozmadan sonra verilen karar taraflarca temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Yerel Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamına uygun olarak, davalı bankanın temerrüde düşürüldüğü 03.04.2010 tarihinden ıslah tarihine kadar (14.01.2013) olan işlemiş faizlerin hesaplatılarak ve hüküm altına alınması yerinde ise de, ıslah dilekçesinde asıl alacaklara ıslah tarihinden itibaren yasal faizden düşük olmamak üzere en yüksek banka mevduat faizi istendiği dikkate alındığında asıl alacak miktarlarına ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmemesi hatalıdır.
3-6100 sayılı HMK’nın 297. maddesine göre, tarafların yargılama sebebiyle yaptıkları masrafın ne kadar olduğu, bunun ne kadarının harç ne kadarının diğer masraflar olduğu, masraflardan kimin ne kadarından sorumlu olacağı hükümde tek tek açıklanmalı ve aynı Kanun’un 332. maddesi uyarınca hükümde yargılama giderlerinin dökümü yapılmalıdır.
Mahkemece, yargılama giderine ilişkin kurulan hükümde taraflarca ne tür ve toplamda ne kadar yargılama gideri yapıldığının denetime elverişli şekilde açıklanmaması ve dökümünün yapılmaması usul ve yasaya aykırıdır.
4-Hüküm altına alınan asıl alacak miktarları ile müddeabih haline getirilmiş işlemiş faizlerin toplamının 183.014,68 TL, reddedilen asıl alacak miktarı ve işlemiş faizlerin toplamının ise 35.584,02 TL olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece, yukarıda belirtilen miktarlar esas alınarak kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına, reddedilen alacak miktarı üzerinden davalı yararına karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.