Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/15154 E. 2017/12484 K. 09.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/15154
KARAR NO : 2017/12484
KARAR TARİHİ : 09.10.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz’in 30.05.2017 gün ve 2016/16188 Esas, 2017/7947 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR
Davacı 3.kişi vekili, 10.08.2015 tarihinde haczedilen menkullerin müvekkili şirket tarafından işlenmiş, imal edilmiş mamuller olduğunu, haczedilen … işleme makinasının ve diğer menkullerin faturalarının mevcut olduğunu, müvekkili şirketin ortağı olan …… iş yerini 15/04/2010 tarihinde borçlu şirketten satın aldığını borçlu şirketin aynı adreste bir süre ….kiracısı olarak faaliyette bulunduktan sonra icra yoluyla tahliye edildiğini, müvekkili şirketin ….. kiracısı olarak 26/02/2013 tarihinden bu yana haciz yapılan iş yerini kullandığını, borçlu şirkette çalışan bazı işçilerin müvekkili şirkette işe başladığını, bu husus dışında borçlu şirketle başkaca fiili veya hukuki bağlantının olmadığını iddia ederek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, takip borçlusu ile davacı 3. kişi arasında muvazaaya dayalı ilişkinin olduğunu, fabrika binası ve makinelerin halen borçlu şirkete ait olduğunu, ancak muvazaa ilişkisi içinde sanki davacı tarafça işletiliyormuş gibi gösterildiğini, ortada bir satış iliskisi olmadığını, bir satış ilişkisi bulunmadığı gibi kira sözleşmesinin de gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu vekili, açılan davayı ve davacı tarafın istihkak iddialarını kabul etmediklerini beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacı vekilince müvekkili şirketin ortağı … tarafından, haczedilen menkullerin bulunduğu fabrika binasının …’in borçlu şirketten olan alacağına karşılık, 15/04/2010 tarihinde borçludan satın alındığı iddia edilmiş ise de, … ile borçlu arasında mevcut olduğu iddia edilen borç ilişkisinin varlığına ve miktarına yönelik somut bir delilin mahkemeye sunulamadığı …’in fabrika binasını satın almasından sonra icra takibinden hemen önce 14/08/2012 tarihinde 1416 adet menkulün, taşınmazın teferruatı olarak…Tapu Sicil Müdürlüğü’ne şerh edildiği, bu teferruatların bedelinin ne olduğu, nasıl ve hangi şekilde ödendiği konusunda mahkemeye

delil sunulamadığı, sadece borçlu şirket tarafından verilen tarihsiz bir ibranamenin delil olarak sunulduğu, davacı tarafça delil olarak ileri sürülen … 1 İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2012/680 Esas ve 2013/598 Karar sayılı ilamının mülkiyetin aidiyetini belirleme konusunda verilmiş bir karar olmadığı, haczedilmezlik şikayetine ilişkin olduğu, … tarafından fabrika binasının satın alınmasından sonra, aynı yerde yine borçlunun faaliyette bulunmaya devam ettiği, takibe konu çek ve bonoların tanzim tarihlerinin Haziran, Temmuz ve Ağustos 2012 olup takip tarihinin ise 24/09/2012 olduğu, takip tarihinden sonra 10/01/2013 tarihinde borçlu tarafından fabrika binasının tahliye edildiği, tebligat parçasında ödeme emirlerini tebliğ alan ve borçlu şirket yetkilisi olarak ismi geçen Zafer Sertsöz’ün aynı zamanda fabrika binasına ilişkin 15/04/2010 tarihli ipotek akit tablolarında …’e vekaleten ismi geçen kişi olduğu, borçlu şirketin takip tarihinden sonra taşınmazı tahliye etmesi üzerine aynı yerde …’in yetkilisi ve ortağı olduğu, takip tarihinden sonra kurulan, davacı şirketin faaliyette bulunmaya başladığı, borçlu şirketin taşınmazı tahliye etmesinden uzunca bir süre geçmesine rağmen halen sanayi sitesinin girişinde hacze konu adreste ünvanının geçtiği ve davacı şirket tarafından kendilerine ait olduğu marka devir sözleşmesiyle iddia edilen “Wassel” markasının borçlu şirket tarafından da kullanılıyor olduğu, aynı zamanda borçlu şirketin işçilerinin ve borçlu şirkette yönetici sıfatıyla yer alan …’nün davacı şirkette çalışmaya devam ettiği, borçlu şirket ile davacı şirketin aynı iş kolunda faaliyette bulunduğu, tüm bu hususlar nazara alındığında davacı şirketin istihkak iddiasının yerinde olmadığı, davacı şirket ile borçlu şirket arasında muvazaaya dayalı bir ilişkinin bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 2016/16188 Esas, 2017/7947 …. sayılı kararıyla davacı vekili ve davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiş, bu sefer de davacı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1-Davacı 3. kişi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme taleplerinin REDDİNE,
2- Davacı 3. kişi vekilinin harç ve vekalet ücretinin takdirine ilişkin karar düzeltme taleplerine gelince;
492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (1) sayılı tarifenin (III) kısmının ikinci bendinin (a) fıkrası uyarınca davanın reddi halinde maktu harç alınacağı belirtilmektedir. Aynı yasanın 31. maddesi gereğince de “Peşin alınan karar ve ilam harcının işin hitamında ödenmesi gerekenden fazla olduğu anlaşılırsa fazlalık istek üzerine geri verilir.”
Somut uyuşmazlıkta, davacılar dava açtıkları sırada 27,70 TL peşin harç yatırmış, yargılama sırasında davacı 18.11.2015 günlü ve ….. sıra numaralı makbuz ile “2.220,00 TL” tamamlama harcını yatırmıştır. Dava reddedildiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereği 29,20 TL maktu karar harcının davacıdan tahsili gerekir. Bu sebeple, davacı dava açarken ve yargılama sırasında toplam 2.247,70 TL harç yatırdığından maktu karar harcı olan 29,20 TL harcın mahsubu ile 2.218,50 TL harcın davacıya iadesi gerekirken 5.976,00 TL harcın davacıdan alınmasına hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2 maddesine göre, müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur. Dava konusu olayda aynı gerekçeyle davanın reddine karar verildiğinden, böylelikle ret sebebi ortak olduğundan anılan tarife uyarınca davalılar lehine tek vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, her iki davalı için ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri yoluna gidilmesi de doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu hususların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun ek Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı 3. kişinin sair karar düzeltme itirazlarının reddine, (2)numaralı bentte açıklana nedenlerle, davacı 3. kişinin harç ve vekalet ücretinin takdirine ilişkin karar düzeltme taleplerinin kabulü ile; kararın hüküm fıkrasının 2. bendindeki “ Karar ve ilam harcından peşin harç mahsup edildikten sonra kalan 5.976,00 TL harcın davacı taraftan alınarak hazineye irat kaydına,” rakam ve sözcüklerinin çıkartılarak yerine “Alınması gerekli 29.20 TL harçtan peşin alınan ve tamamlanan 2.247,70 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 2.218,50 TL harcın davacıya iadesine”, ibaresinin eklenmesine, kararın hüküm fıkrasının 3. bendindeki “Davalı taraflar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince her bir davalı vekili lehine hesaplanıp takdir edilen 12.350,00 TL nispi vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile 12.350,00 TL’nin ayrı ayrı davalılar vekillerine verilmek üzere davalılara verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin çıkartılarak yerine “Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 12.350,00 TL nispi vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalılara verilmesine” ibarelerinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 09.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.