Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2016/13636 E. 2017/27022 K. 06.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/13636
KARAR NO : 2017/27022
KARAR TARİHİ : 06.12.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, hakaret, alt soya karşı kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Sanık … hakkında katılan …’e karşı kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığa yükletilen alt soya karşı kasten yaralama eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Adli sicil kaydına göre mükerrir olan sanık hakkında, seçimlik ceza öngören kasten yaralama suçunda TCK’nın 58/3. maddesi uyarınca hapis cezasına hükmolunduktan sonra bu cezanın adli para cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeyerek aynı Kanunun 50/2. maddesine aykırı davranılmış ise de, karşı temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
Anlaşıldığından sanık …’in ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2-Sanık hakkında, katılanlara karşı hakaret ile katılan …’a karşı tehdit suçlarından verilen hükümlere yönelik temyize gelince;
a-Sanık …’in tehdit suçuna ilişkin olarak, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
b-Sanığın katılanlara yönelik hakaret suçuna ilişkin olarak ise, sanığın tek fiille katılanlara karşı hakaret eylemini gerçekleştirmiş olması ve hakkında TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanması karşısında, katılanlar … ve …’a yönelik hakaret suçu önceden de uzlaşma kapsamında ise de, 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle, 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 24 ve 25. fıkralarındaki uzlaştırma bürosuna ilişkin düzenleme dikkate alınıp, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması, diğer katılan …’e yönelik hakaret eyleminin ise alt soya karşı kasten yaralama suçu ile birlikte işlenmesi nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 253/3 maddesi gereğince uzlaşma kapsamında bulunmadığı anlaşıldığından, katılanlar … ve …’a yönelik eylemleri bakımından CMK’nın 253 üncü maddesinde düzenlenen uzlaşma hükmünün uygulanıp uygulanmayacağı konusunda değerlendirme yapılması, uzlaşmaya karar verilmesi halinde, sanık hakkında sadece katılan …’e yönelik hakaret suçundan hüküm kurulması gerekeceğinden, TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanmaması gözetilerek yeni hüküm kurulması gerektiği,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 06/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.